Başlangıç
Tahran'da "İslami başörtüsü" yasa ve geleneklerini ihlal ettiği gerekçesi ile gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Saqizlı Kürt kızı Jina'nın trajik hikayesi sadece Kürdistan'da değil, İran'ın genelinde ortak bir hüzün yarattı. Bu olay kısa süre içerisinde büyük bir siyasi meseleye dönüştü ve Kürtler için ulusal bir boyut kazandı.
Bunun ötesinde, İran'da reform isteyenler ile muhafazakarlar ve hatta muhafazakarların kendi aralarındaki iç rekabetin sıcak bir konusu haline geldi. Ayrıca bir hak ve özgürlükler sorunu, kadın sorunu olarak da uluslararası kamuoyunda büyük bir yankı buldu.
Burada önemli soru şu ki, bu olay ne anlama geliyor ve İran'daki siyasi durumu nasıl etkileyebilir?
Jina'nın öldürülmesinden sonraki olaylar
İran'da İslami Ceza Kanunu'nun 638. maddesinin hükümlerine göre, başörtüsü takmayanlar yada kötü takanlar, 10 gün ila 2 aya kadar hapis cezasına çarpılabiliyor veya para cezası ile cezalandırılabiliyor. Ancak Jina, insan haklarına göre tartışmalı olan bu yasadan bile yararlanarak, hapis yatarak veya cezasını vererek yaşamını kurtaracak kadar şanslı olmadı.
Jina'nın hayatını kaybetmesi, sadece Kürdistan'da değil, İran genelinde, İslam Cumhuriyeti'nin yakın tarihinde çok az örneği bulunan yaygın bir tepkiye yol açtı. İran'da polisin başörtüsü meselesine yönelik tutumu son üç ayda giderek sertleşti, ve pek çok İranlının polisin bu tür davranışlarına maruz kaldığı besbelli ve belki de olaya karşı tepkinin bu denli yaygın olmasının nedenlerinden birisi de budur.
Bir diğer nokta ise, İran'da futboldan sinemaya kadar çeşitli alanlarda çok sayıda ünlü şahsiyet ve yıldızın olanlara karşı rahatsızlığını dile getirmesi, konunun hızla kitleselleşmesine etki eden faktörlerden biri oldu.
Özellikle, Doğu Kürdistan'daki yaygın grevler ve halkın protestolarının büyümesinde, siyasi partiler ve sivil aktivistlerin tepki ve tutumları etkili faktör oldu.
Ayrıca, Jina'nın ölümü, reformistler ile İranlı muhafazakarlar arasındaki çekişmelere de yansıdı. Bu tür davranışlara son verilmesini isteyen Muhammed Hatemi'den, "Utanıyorum" diyen Muhammed Cevat Zarif'e kadar birçok kişi sesini yükseltti. Karşı tarafta ise, İran Cumhurbaşkanı ve bazı üst düzey yetkililer açıklama yapmak zorunda kaldı, öyle ki parlamento olayı soruşturma kararı aldı ve bazı haber ajansları da, Tahran'daki ahlak polisi müdürünün görevden alındığına dair haberler yayınladı.
Olay ne anlama geliyor?
Herşeyden önce, hükumet bu kadar kapsamlı bir tepkiyi beklemiyordu. Bu nedenle ilk olarak polisin Jina'yı darp etmediğini ileri sürüldü, daha sonra ise, olayın dikkat ile incelenmesi gerektiğini söylediler!
Olay, yüksek fiyat, ve halkın kötü yaşam koşulları gibi sorunlar ile boğuşan İbrahim Reisi kabinesi için büyük bir sıkıntı. Ancak bunun ötesinde, yıllardır üzerinde çalışılan, toplumu zorla İslamlaştırma projesinin başarısızlığının bir göstergesi.
Dünyanın bazı ülkelerinde özgürce İslami kıyafeti giyme hakkını elde etmeye çalışan kişilerin görüntüleri ile Tahran'da bir polisin insanları zorla İslami kıyafeti giydirmeye çalıştığı görüntüler arasında büyük bir paradoks mevcut.
İçerde dayatma yolu ile hayata geçirilip dışarıya İslami devrim göndermek yoluyla, üzerinde çalışılan İslami hizip, İslami hükümet, İslami toplum ve İslami Dünya projesi, 40 yıldan fazla bir süre içerisinde, hala mühendislerinin planladığı o ideal toplumu yaratamamış, hatta tam tersi sonuçlar ortaya çıkarmış ki örnekleri apaçık ortada.
Belki de başörtüsü meselesini ve polis baskısını yeniden canlandırmanın hedeflerinden biri de, hükümetin ekonomik ve siyasi zorluklar karşısında protestoların yayılmasını önlemek için, her zaman gücünü göstermek için hazır olduğu mesajını vermek istemesidir.
Ancak bunun tam tersi bir etkisi de olabilir, çünkü her ne kadar hükümetin gösterileri bastırma kapasitesini göstermiş ise, halkın da o kadar çok gösteri yapmaya ve tepkisini göstermeye alışıktır. 2009'dan beri insanlar, hemen hemen her yıl çeşitli nedenlerle, farklı yer ve zamanlarda protesto gösterileri yapıyor; Benzin fiyatları, su sıkıntısı, hayat pahalılığına karşı protestolar ve şimdi de Jina için yapılan protestolar bunun örnekleri.
Konu Kürtler için de büyük önem taşıyor. Bir yandan İran'da Kürt sorununa dikkat çekti ve genel olarak Kürtler için bir sempati yarattı. Öyle ki İranlı ünlü yıldızlarından bazıları bile tepkilerinde Kürtçe kelime ve terimler kullandı. Aynı zamanda Doğu Kürdistan partilerin İşbirliği Merkezinin çağrıları için bir sınav oldu ve Kürt meselesi konusunda bir ortak tutum sergilemesine neden oldu. Bu, Kürtçe öğretmeni Zara Muhammedi'nin tutuklanması ve diğer bazı Kürt mahkumların idam edilmesi olaylarında da yaşandı ancak bu düzeyde değildi.
Bu olayı, aynı zamanda İran toplumunda kadın hak ve özgürlükleri sorununu, hararetli bir şekilde tekrar gündeme getirdi.
Sonuç
Jina'nın ölümünden sonraki olaylar, özellikle son parlamento seçimlerinden sonra, gücün tek başına muhafazakarlar tarafından konsolide edilmesinin, toplumu kontrol etmek için yeterli olmadığını gösterdi.
Protestoların yaygınlığı göz önüne alındığında, hükümetin başörtüsü konusunda insanlar üzerindeki baskıyı, hafifletmesi için zorlayabilir.
Daha şimdiden "Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker" adlı kuruluş, polis ile başörtüsüz kişiler arasında cereyan eden arbedenin önlenmesi ve bu sorunların toplumsal gerilim olmadan çözülmesi gerektiği yönünde defalarca çağrıda bulunduğunu açıkladı.
Jina olayı için yapılan protestolar, İran'daki siyasi ve sosyal rahatsızlığın boyutlarını tekrar hatırlattı ve toplumda gün geçtikçe büyüyen sessiz dönüşümü göz önüne serdi.
Ziryan Rojhılati – Rudaw Araştırmalar Merkezi Direktörü
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



