Erbil (Rûdaw) - Fransız diplomatik kaynakları, İran’daki çatışmaların tek çözüm yolunun müzakerelerden geçtiğini belirterek, varılacak olası bir anlaşmada güvenlik çıkarlarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Rûdaw Uluslararası Haberler Editörü Niyaz Mustafa’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ilişkin sorularını e-posta yoluyla yanıtlayan Fransız diplomatik bir kaynak, Washington ile Tahran hattındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Diplomatik kaynak, “Kalıcı bir barışın tesis edilmesi için tek yol olan İran ile ABD arasındaki müzakereleri desteklemeye devam ediyoruz. Fransa, bu konuda üzerine düşen rolü oynamaya kararlıdır. Bu kapsamda G7 ülkeleri ve bölgesel ortaklarımızla son derece yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın önündeki en büyük engel Hürmüz Boğazı
ABD ve İranlı yetkililer arasındaki son yüz yüze görüşme, bu yıl 21-22 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilmiş ve taraflar 60 günlük bir ateşkes kararı almıştı. Her iki tarafın yetkililerine göre, Hürmüz Boğazı’nın statüsü ve gelecekteki yönetimi anlaşmanın önündeki en büyük engellerin başında geliyor.
Rûdaw’a konuşan Fransız kaynak, "İran ile ABD arasında yapılacak herhangi bir anlaşma, mutlaka güvenlik çıkarlarımızı göz önünde bulundurmalıdır. Biz bu konuda her zaman net olduk: İran tehdidinin tüm boyutları kararlı ve sürekli bir tutumla ele alınmalıdır. Buna İran’ın nükleer programı, balistik füze faaliyetleri ve bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemleri de dâhildir” dedi.
Öte yandan İsrail, Avrupa ülkeleri ve bölge devletleri, İran'ın artan füze kapasitesinden ve Tahran destekli silahlı grupların faaliyetlerinden derin endişe duyuyor.
"Fransa bu savaşın tarafı değil"
Fransa’nın bu savaşın başlamasına sebep olmadığını ve çatışmanın bir tarafı konumunda bulunmadığını vurgulayan diplomat, “Öncelikli hedefimiz, uluslararası hukuka uygun bir şekilde Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ticaret yollarının yeniden açılmasına zemin hazırlamaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu kaynak ayrıca, “Fransa ve İngiltere, gerekli şartlar oluştuğunda devreye sokulabilecek, bağımsız, tamamen savunma amaçlı ve daha geniş katılımlı çok uluslu bir askeri misyon üzerinde 30'a yakın ortakla birlikte çalışıyor” bilgisini paylaştı.
Ne olmuştu?
28 Şubat’ta ABD ve İsrail, İran'a yönelik ortak bir saldırı düzenlemiş, İran ise bu saldırıya komşu ülkeler üzerinden füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) karşılık vermişti. Gerilimin tırmanması üzerine Tahran yönetimi, 2 Mart itibarıyla Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapattığını duyurmuştu.
Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) verilerine göre, savaş öncesinde küresel petrol ihracatının günlük 20 milyon varillik kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyordu. Ancak krizin ardından boğazdan yapılan sevkiyatlar yüzde 95 oranında azaldı.



