Irak, son yılların en önemli ekonomik kararlarından birini aldı. 6 Ekim'de Bakanlar Kurulu döviz kuru için yeni bir çerçeveyi onayladı. Aynı zamanda Irak Merkez Bankası, bankalar ve finans kuruluşlarına 7 Ekim'den itibaren yeni sistemi uygulamaya başlamaları yönünde talimat verdi.
Yeni sisteme göre dolar kuru Maliye Bakanlığı için 1.500 dinar, bankalar için 1.510 dinar ve vatandaşlar için 1.520 dinar olarak belirlendi. Bu, önceki resmi kurla (yaklaşık 1.310 dinar) karşılaştırıldığında önemli bir artış anlamına geliyor. Pratikte sıradan vatandaş için doların dinar karşısındaki alış fiyatı yaklaşık yüzde 16 arttı. Bu da vatandaşların dolar cinsinden gelir ve dinar cinsinden birikimlerinin değerinin yaklaşık yüzde 14 azalması anlamına geliyor.
Bu kararın Irak'ın 2027 yılı bütçesiyle doğrudan bağlantısı bulunuyor. Bütçe taslağında toplam harcamaların yaklaşık 217,2 trilyon dinar, toplam gelirlerin ise yaklaşık 174,2 trilyon dinar olması öngörülüyor. Bu durumda 43 trilyon dinarlık bir bütçe açığı ortaya çıkıyor. Devlet gelirlerinin yüzde 80'inden fazlasını petrol oluşturduğu için Bağdat, petrol fiyatları ve üretim seviyelerindeki değişikliklerin oluşturduğu risklere tamamen açık durumda.
Bütçe taslağında petrolün varil fiyatı 58 dolar, günlük ihracat miktarı ise yaklaşık 4 milyon varil olarak öngörülüyor. Hükümet, yeni 1.500 dinarlık kurun uygulanmasıyla aynı miktardaki petrol gelirinin, önceki kura kıyasla hazineye yaklaşık 19,2 trilyon dinar daha fazla gelir sağlayacağını hesaplıyor. Bu kur değişikliği yapılmasaydı, bütçede öngörülen açığın çok daha büyük olması bekleniyordu.
Karar yeni bir servet yaratmadı
Bu denklem, kararın arkasındaki temel nedeni ortaya koyuyor: Irak petrol gelirini dolar olarak elde ediyor ancak maaş, emekli aylığı, sözleşmeler ve kamu harcamalarının büyük bölümünü dinar olarak ödüyor. Hükümet aynı doları 1.300 yerine 1.500 dinardan bozdurduğunda, her bir dolardan daha fazla dinar elde ediyor.
Örneğin, 1 milyar dolarlık petrol geliri 1.300 dinarlık kur üzerinden 1,3 trilyon dinara denk gelirken, 1.500 dinarlık kur üzerinden 1,5 trilyon dinara ulaşıyor. Aradaki fark 200 milyar dinar. Böylece hükümet, petrol üretimini artırmaya ihtiyaç duymadan kendisi için büyük bir mali kaynak yaratıyor.
Ancak bunun yeni bir ulusal servet yaratmak anlamına gelmediği bilinmeli. Irak'ın elindeki dolar miktarı aynı kalıyor; yalnızca bu dolarların dinar cinsinden değeri değişiyor.
Yeni kurun bir diğer amacı ise resmi piyasa ile paralel piyasa arasındaki farkı azaltmak. Karardan önce resmi kur yaklaşık 1.310 dinarken, paralel piyasada dolar 1.570 ila 1.600 dinar arasında işlem görüyordu. Vatandaşlar için belirlenen yeni kur olan 1.520 dinar, piyasa kuruna çok daha yakın.
Bu durum özellikle tüccarlar açısından önemli. Gerçek ithalatçılar resmi bankacılık sistemi üzerinden doları 1.510 ila 1.520 dinardan temin edebilirse, yabancı para alım maliyetleri paralel piyasadan 1.600 dinar veya daha yüksek bir kurdan dolar almaya kıyasla önemli ölçüde düşecek.
Örneğin 1 milyon dolara ihtiyacı olan bir tüccar, paralel piyasada doların 1.630 dinar olması durumunda 1,63 milyar dinara ihtiyaç duyarken, resmi bankacılık kanalıyla 1,51 milyar dinara ihtiyaç duyacak. Bu da yaklaşık 120 milyon dinarlık tasarruf anlamına geliyor.
Temel şart: Dolara erişim
Irak federal hükümetinin bu yeni politikasının başarısı için temel ve belirleyici şart, yalnızca kâğıt üzerinde yeni bir kur ilan edilmesi değil, dolara resmi kurdan kolayca erişilebilmesi.
Bankalar ve tüccarlar ihtiyaç duydukları miktarda doları 1.510 ila 1.520 dinar kurundan temin edebilirse, karar karaborsa, aracılık faaliyetleri ve iki piyasa arasındaki büyük farkı ortadan kaldırabilir. Ancak tüccarlar zorunlu olarak doları paralel piyasadan almaya devam ederse, yeni resmi kur temel döviz sorununu çözmeden yalnızca fiyatların daha da yükselmesine neden olan başka bir faktöre dönüşür.
Vatandaşın doları resmi kurdan alabildiğini varsayalım. Daha önce 1,5 milyon dinarlık maaş, 1.310 dinarlık kur üzerinden 1.145 dolar değerindeydi. 1.520 dinarlık kur üzerinden ise değeri 1.000 doların altına düşüyor.
100 milyon dinar birikimi bulunan bir kişinin parasının dolar karşılığı da yaklaşık 76.300 dolardan 65.800 dolara geriliyor.
Elbette vatandaşların büyük bölümü günlük ihtiyaçlarını dolarla satın almıyor. Bu nedenle gerçek etkinin ölçüsü maaşın dolar karşısındaki değeri değil, söz konusu maaşın Irak içinde ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğidir.
Enflasyon riski ve 2020 deneyimi
Buradan hareketle enflasyon riski temel endişe noktalarından biri haline geliyor. Irak, ailelerin ve işletmelerin kullandığı mal ve hammaddelerin önemli bir bölümünü yurt dışından ithal ediyor.
Değeri 1.000 dolar olan ithal bir ürün daha önce 1,31 milyon dinara mal olurken, kurdaki farkın tamamının tüketiciye yansıtılması halinde yeni kurla 1,52 milyon dinara çıkacak. Bu etki tedarik zincirinin tamamına yayılacak.
Örneğin ithal hayvan yeminin pahalanması, yumurta ve tavuk eti üretim maliyetlerini artıracak. Bu da doğrudan restoranlara ve ailelerin sofralarına yansıyacak.
2020 yılında dinarın değerinin düşürülmesi deneyimi de bir uyarı niteliğinde. O dönemde Irak resmi kuru 1.182 dinardan 1.450 dinara düşürdü. Bunun ardından enflasyon hızla yükseldi ve Uluslararası Para Fonu (IMF), genel enflasyonun 2021 sonu itibarıyla yüzde 8'in üzerine çıktığını açıkladı.
Bu kez kurdaki değişiklik daha düşük olsa da baskının yönü açık: Dinarın değer kaybetmesi, ithal malların dinar cinsinden maliyetini artırıyor ve beraberinde enflasyonu getiriyor.
Bu etkinin yükü de herkese eşit şekilde dağılmıyor. Hükümet çalışanları, emekliler ve gelirleri dinar cinsinden sabit olan kişiler, fiyatların gelirlerinden daha hızlı yükselmesi durumunda en fazla zarar gören kesimler olacak.
Öte yandan insanlar dinarın daha fazla değer kaybedeceğinden endişe duyduğunda birikimlerini dolara, altına ve gayrimenkule çevirmeye yöneliyor. Bu da yabancı para talebini artırıyor, paralel piyasa kurunu yükseltiyor, tüccarların fiyatları artırmasına neden oluyor ve sonuç olarak dinara duyulan güveni daha da zayıflatıyor.
Temel sorunlar ve Kürdistan Bölgesi'nin konumu
Bu politikaya uzun vadeli baktığımızda önemli eksiklikleri bulunuyor. Doğru, kâğıt üzerinde bütçe açığını azaltıyor ancak Irak'ın mali yapısal sorunlarını çözmüyor.
Ülke hâlâ tamamen petrole bağımlı. Aynı zamanda maaşlar, emekli aylıkları ve sosyal harcamalar bütçenin büyük bölümünü tüketiyor. 2027 bütçe taslağında çalışanların ücretleri için 68 trilyon dinardan fazla, sosyal bakım için ise 33 trilyon dinardan fazla kaynak ayrılırken, yatırım harcamaları çok daha düşük seviyede bulunuyor.
Döviz kurunun değiştirilmesi hükümetin mali yapısına kısa süreli bir nefes aldırabilir. Ancak fabrika kurmaz, ihracatı çeşitlendirmez, üretimi artırmaz ve petrol dışı gelirlerle gümrük gelirlerini yükseltmez.
Bir diğer riskli nokta ise bütçede petrol fiyatının 58 dolar olarak belirlenmesine rağmen, yeni döviz kuru altında mali denge fiyatının (Fiscal break-even) varil başına yaklaşık 77,64 dolar olarak hesaplanmasıdır.
Başka bir ifadeyle, petrol fiyatı 58 dolar seviyesinde kalırsa Irak hâlâ büyük bir mali açıkla karşı karşıya kalacak. Petrol fiyatındaki her düşüş ise açığı daha da büyütecek.
Bu denklem içerisinde Kürdistan Bölgesi özellikle zarar görecek. Kürdistan Bölgesi ekonomisi yapısal olarak ithal mallara, özellikle Türkiye ve İran'dan gelen ürünlere dayanıyor. Bu nedenle dinarın değer kaybetmesi gıda, otomobil, inşaat malzemeleri ve elektronik ürünlerin fiyatlarını çok hızlı şekilde etkileyecek.
Aynı zamanda 2027 bütçe taslağında Kürdistan Bölgesi'nin payı yüzde 14,1'e çıkarılsa bile, geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında bölgeye gelecek para miktarı hâlâ çok daha düşük olacak. Bu da Kürdistan Bölgesi ekonomisinin geneline ciddi zarar verecek.
Irak'ın önündeki temel soru
Irak'ın yeni döviz politikasının başarısı ya da başarısızlığı, resmi kurun 1.500 mü yoksa 1.520 dinar mı olduğuyla belirlenmeyecek. Belirleyici soru, bundan sonra ne olacağıdır.
Resmi kur 1.520 dinarda sabit kalır, paralel piyasa da bu seviyeye doğru geriler ve gerçek ithalatçılar resmi dolara erişebilirse, Irak döviz piyasasındaki büyük düzensizliği ortadan kaldırabilir.
Ancak resmi kur 1.520 dinar olarak kalırken paralel piyasa 1.700 veya 1.800 dinara yükselirse, ülke çok daha tehlikeli bir krizle karşı karşıya kalacak. Bu durumda fiyatlar daha da artacak ve karaborsa devam edecek.
Irak federal hükümeti açısından yeni kur, milyarlarca dolarlık petrol gelirinin dinar cinsinden daha yüksek bir değere ulaşmasını sağlayarak bütçe gelirlerine yaklaşık 19 trilyon dinar ekliyor.
Ancak aileler açısından aynı politika, bundan sonra her bir dinarın yabancı para karşısında daha düşük satın alma gücüne sahip olması anlamına geliyor.
Dolayısıyla hükümetin mali denklemi kolaylaşırken, ekonomik bedelin tamamı ya da bir bölümü vatandaşların ve özel sektörün üzerine yüklenmiş oluyor.
Irak'ın bugün karşı karşıya olduğu temel soru şu: Bu yeni mali kaynak, ekonomiyi istikrara kavuşturmak için kullanılabilir mi, yoksa yalnızca Irak'ın petrole bağımlılığını azaltmak ve ülkeyi doların her hareketinin etkisi altına girmekten kurtarmak için gerekli derin reformları ertelemek amacıyla mı kullanılacak?
*Omer Ahmed Rûdaw Medya Ağı Ekonomi Masası Sorumlusu.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir)



