Dr. Jan İlhan Kızılhan
Deniz Undav ne zaman rakip fileleri havalandırsa futbolseverler kutlama yapar; ancak dünyanın dört bir yanındaki pek çok Kürt ve Ezidi için o anın başka, çok daha derin bir anlamı vardır. Kelimelere dökülmesi zor olan ve belki de sadece bir zamanlar ismini gizlemek zorunda kalmış kişilerin gerçekten hissedebileceği bir anlam...
Onun babası ve dedeleri, yüzyıllar boyunca ayrımcılığa, kıyıma ve baskıya göğüs germiş bir topluluğa mensuptur. Ezidilerin tarihi bir acı ve keder tarihidir; ama aynı zamanda bir direniş ve hayatta kalma yönündeki çelikten bir iradenin tarihidir. "Irak Şam İslam Devleti" (IŞİD) çetesi tarafından gerçekleştirilen o soykırımın izleri, bugün bile yaşamları üzerinde etkisini sürdürüyor. Binlerce kişi katledildi, kadınlar köleleştirildi ve çocuklar kaçırıldı. Pek çok aile hâlâ sevdiklerinin dönmesini bekliyor, gözleri yollarda...
Bir araştırmacı olarak şu gerçeği çok iyi biliyorum: Ateş ne kadar sönse de ardında köz bırakır. Soykırım da şiddetin durmasıyla sona ermez; aksine kurtulanların rüyalarında ve kâbuslarında yaşamaya devam eder, nesilden nesile anlatılan hikâyelerde saklı kalır. Ayrıca, ne zaman "vatan" kelimesini duysalar şaşkınlık ve soru işaretleriyle bakakalan çocukların gözbebeklerinde yankılanır.
İşte tam da bu yüzden, "ot kökü üstünde biter" misali, böylesi bir tarihin tam bağrından bir kurban yerine, bir rol model ve bir öncünün çıkması şaşırtıcı ve gurur vericidir.
Bir gazeteci Deniz Undav’a Kürt kökenli olup olmadığını sorar. O ise hiç tereddüt etmeden, dolandırmadan ve hiçbir ek açıklamaya ihtiyaç duymadan anında cevap verir: "Hayır, ben Kürdüm." Sadece bir cümle. Üç kelime. Oysa o üç kelime, omuzlarında koca bir kaç neslin ağırlığını taşıyor. Milyonlarca Kürt için böylesi bir ifade hiçbir zaman kolay ve engelsiz olmamıştır. On yıllar boyunca bu, tehlikelerle dolu bir işti. Binlerce kişi sadece kendi dillerini konuştukları, kültürlerini canlı tuttukları ve özlerini inkâr etmeyi reddettikleri için zindanlara atıldı, zulme ve ağır işkencelere maruz kaldı, hatta öldürüldü. Pek çok kişi "başım ağrımasın" diye sessizliği seçmeyi öğrendi. Bazıları için kimlikleri omuzlarında ağır bir yük haline gelmişti; çünkü dünyanın onlara yıllarca öğrettiği ders buydu.
Derken aniden, Alman Milli Takımı’nın bir oyuncusu kameraların ve milyonlarca izleyicinin önünde durup bu gerçeği en sade haliyle dile getiriyor. Hiçbir eziklik duymadan. Korkusuzca. Özür dilemeden... Özgüven dolu o sade duruş, onlarca siyasi kampanyanın yapamayacağı bir şeyi yapıyor ve "durgun suya bir taş atıyor."
Böylesi bir şahsiyetin gücüne ve etkisine kendi gözlerimle tanıklık etme fırsatım oldu. Uluslararası bir maçın coşkusu içinde, elli binden fazla insan hep bir ağızdan onun adını haykırıyordu: "Undav, Undav, Undav!" Almanlar, Türkler, Araplar, Kürtler ve pek çok farklı millet ile kökenden gelen insanlar, hep birlikte hepsi için sıcak bir duygu kaynağı haline gelmiş bir futbolcuyu kutluyordu. Böylesi bir anda insanın tüyleri diken diken oluyor. Sadece futbol sevgisinden dolayı değil; bir insanın sadece "kendisi" olduğunda ne kadar mutluluk verici bir olayın yaşandığını derinden hissedip anlayabildiğiniz için...
O, büyük bir iştahla annesinin elinin lezzetinden, yaprak sarmasından, lahmacundan, etli pilavdan bahseder. Futboldan bahsettiği aynı dürüstlük ve samimiyetle ailesinden ve akrabalarından da bahseder. Bir golden sonra sevincini sergilediğinde; Erbil, Diyarbakır, Mahabad ve Kamışlo’dan başlayıp Berlin, Paris, Londra, Moskova, Washington, New York ve Tokyo’ya kadar nesilleri birbirine bağlayan o Kürt adımlarını hissedebilirsiniz. Sadece omuzları ve boyunları değil, milyonlarca insanın gönül telini titreten o hareketleri...
Deniz Undav hiçbir zaman kimliklerini birbirinden ayırmaz. O hem Kürttür hem de Ezidi’dir. Her ikisi de onun varlığının bir parçasıdır. Her ikisi de onun kimliğine mühürlenmiştir ve o bunları onurla taşır. Bu, çok önemli bir mesaj barındırır: Kendi köklerinle gurur duyman, mutlaka başkasının köklerinin değerinden eksiltmez. Kimlik, bir yere ait olmaya karşı değildir. Çok renklilik bir zayıfık değil, aksine her zaman Kürdistan’ın güç kaynağı olmuştur; Sünni, Şii, Alevi, Ezidi, Kakeyi, Hristiyan, Yahudi ve Zerdüştlerin yüzyıllar boyunca kardeşçe yan yana yaşadığı o coğrafyanın... Bu çok renkliliği koruyanlar toplumun temelini sağlamlaştırır; ancak bu bileşenleri birbirine kırdıranlar, gelecek nesillerin istikbalini zayıflatır.
Belki de Deniz Undav, pek çok organizasyonun on yıllardır yaptığına kıyasla Kürt meselesine daha fazla hizmet etmiştir; hem de kararnameler ve kampanyalar aracılığıyla değil, sadece sahada kendi varlığıyla. Milyonlarca insana; bir Kürt ve bir Ezidi’nin Almanya’nın uluslararası bir oyuncusu olabileceğini, kültürel miras ile başarının bir arada bulunamayacak zıt kutuplar olmadığını ve kimliğin asla insanın özür dilemek zorunda kalacağı bir şey olmadığını kanıtladı.
İşte tam da bu yüzden Deniz Undav, başarılı bir futbolcudan çok daha fazlasıdır. O, çoğu zaman kültürel miras ile gelecek arasında, hafıza ile aidiyet arasında kendi yerini bulmaya çalışan bir nesil için güzel ve olumlu bir rol modeldir. Kürt veya Ezidi olmanın birini daha az "Almanyalı" yapmadığını; aynı şekilde Almanya forması giymenin ve onu temsil etmenin de birini daha az Kürt veya Ezidi yapmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sade özgüven, gençleri "farklı olma korkusunun" prangalarından kurtarıyor ve çok renkliliğin normal ve doğal bir durum olarak görülmesini sağlıyor.
Gün gelecek, onun spor kariyeri de sona erecek. Goller hafızalardan silinip gidecek ama bazı şeyler baki kalacak. Kürt ve Ezidi gençlerin kalbine ektiği o umut tohumu yeşerecek ve kalacaktır. İsmini omuzlarında ağır bir yük olarak değil, çelikten bir kalkan gibi taşıyan bir adamın imgesi kalacaktır. Bu imge, bir zamanlar sessiz kalmaya ve susmaya zorlananların hafızasına kazınacaktır. Ayrıca bugün büyümekte olan ve ilk kez başlarını gururla kaldırıp şöyle diyebilecek çocukların gözlerinde kalacaktır:
"İşte bizden biri orada duruyor; boyu posuyla, onuruyla ve hiçbir şeyden pervası olmadan."
İşte gerçek gol budur.
Bir futbol sahasının sınırları içerisinde kaydedilenden çok daha derinlere işleyen bir gol...
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



