Yeni tip koronavirüs (Covid-19) sadece bir salgın olarak kalmayacak, bireylerin, partilerin, devletlerin ve dünyadaki tüm toplumların düşüncelerinde de büyük değişime neden olacaktır. Öte yandan birçok ortaklık ve ittifakın yeniden gözden geçirilmesine ve sorgulanmasına önayak olacaktır. Bu da büyük bilimsel, ekonomik ve toplumsal değişimleri beraberinde getirecektir.
Ortaya çıkacak olan değişimler yoksulların ve bilimin gelişmesi yönündeki düşüncelerin çıkarına olacaktır, özellikle de tıp bilimi ve herkes için sağlık seviyesinin yükseltilmesi bakımından. Bu değişimler sadece Çin ve dünyadaki bir takım ülkelerle sınırlı kalmayacaktır.
Koronavirüs sonrası dünyanın bir cennete dönüşmesi güzel bir hayal olur ancak insanların aydınlanması yönündeki büyük değişim yakın bir gelecekte gerçekleşecektir. Değişim, temelde her zaman düşüncede köklü ve somut dönüşümlere vesile olmuştur. Bu nedenle bu üşünceden sonraki dünyanın rengarenk olması olasıdır.
Dünya genelinde her gün insanlar Covid-19’dan çok diğer hastalık ve salgınlardan dolayı yaşamını yitiriyor. Çok sayıda insan da farklı salgın ve virüsle hayata gözlerini açıyor ve yine bu virüslerin acısı, hastalığıyla yaşamaya devam ediyorlar.
Ne var ki bu içler acısı durum sadece bir kısım insanın vicdanını sızlatıyor. Çok az sayıda insan bu salgın ve hastalığın pençesine düşenleri kurtarmak için çabalıyor. Öyle ki bu durum dünya devletlerinin zirve gerçekleştirmesi için çok da önemli bir konu gibi görülmüyor.
Peki, o zaman dünya şimdi kornavirüsü salgının yayılmasından neden bu kadar endişelenip etkileniyor? Çünkü şu ana kadar çaresizler kalmış durumdalar. Tıpkı yoksullar gibi zenginler ve güç sahipleri de kendilerine, ailelerine ve sevdiklerine bir aşı bulamıyorlar. Korunma ve tedavi bakımından zenginlerin fakir kesime oranla daha iyi imkânlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Fakat salgın hızla yayılıyor ve etkisi (tehlikesi) giderek artıyor.
İkinci bir neden ise koronavirüs dünyadaki ekonomik hareketliği ve dünyadan zevk almayı durdurdu. Zira bu durum bütün insanları etkiliyor, ilk başta da zengin ve güç sahiplerini. Bu nedenle ilk kez zenginlerle fakirler aynı gemide bulunuyor, birlikte insanın hem ruhunu, hem de ekonomiyi ezen bir salgından etkileniyorlar.
Koronavirüs salgınının tehlikesi ve etkisi bu denli kapsamlı olmasaydı, kuşkusuz dünyayı bu kadar da etkilemezdi, tıpkı yıllardır bir çok toplumu ölümlere sürükleyen diğer virüs ve salgınlar gibi.
Dünyaya şöyle bir durup baktığınızda, böyle kritik bir süreçte kapılarını kapatan Birleşmiş Milletler’in ne kadar pasif ve etkisiz kaldığını düşünürsünüz. Fakat aynı zamanda Microsoft şirketinin kurucusu Bill Gates’in insani çalışmalarını da görürsünüz. Öyle ki Gates, 12 yıl önce dünya genelinde temiz tuvalet bulamayan 2 buçuk milyar insanın sağlığını düşünerek Hindistan ve Afrika’daki yoksulların çok olduğu bölgelerde gelişmiş tuvaletler yapılması için bir proje başlatmıştı. Her yıl yeni doğan 500 milyon bebeği ölümden kurtarmak gibi projeler imza attı.
Bill Gates 2018 yılında Çin’de düzenlenen bir fuarda 20 çeşit gelişmiş akıllı ve çevre dostu tuvalet örneklerini sergiledi. Elinde de bir cam şişe taşıyordu ve içinde 200 trilyon virüs, 20 milyar bakteri ve 100 bin kurt embriyosu vardı. O elindeki şişeyle dünyaya, temiz tuvaletlerin var olmasının insan sağlığı ve çevre için ne kadar önemli olduğu mesajını vermek istiyordu.
Tuvalet sonrası el yıkamayla ilgili dünya çapında yapılan anketler şok edici nitelikte. Kuşkusuz koronavirüs salgınının yayılmasıyla birlikte dünya genelinde bilinçlendirme kampanyaları daha da arttı. Bu durum toplumların ve insanların kültüründe büyük değişimlere neden olacaktır. Muhakkak dünyanın birçok bölgesinde, yeterli su, gıda ve mali imkan olmaması, temiz bir çevre yaratma girişimleri için ihtiyaç duyulan materyalleri sağlayama konusunda sorunlara yol açabilir. Ancak bilinçlenme öyle bir seviyeye gelecek ki artık bu konuda daha fazla adım atılması için çabalar sarfedilecek.
Teknolojik anlamda dünya çok gelişmiş bir seviyede ilerliyor. Ancak koronavirüs salgını şunu da gösterdi; dünya teknoloji ve ekonomi alanlarında olduğu gibi sağlık sektöründe yeterince başarılı değil. Aynı zamanda yeni salgınlara karşı mücadele konusunda da yetersiz kaldı. Çünkü devletler daha önce dünya sağlık örgütleri tarafından yapılan uyarılara kulak asmayıp bu tür beklenmedik salgınlara karşı mücadele için yeteri derecede bütçe sağlamadılar.
Kuşkusuz bundan sonra hem çıkarlarını korumak ve hem de insanların bilinç seviyesi yükseldiği için, gerek ulusal ve gerekse de küresel alanda sağlık sektörüne ayrılan bütçeyi artıracaklardır. Öte yandan dünyada tedavi ve korunma eşitliği konusunda bir sistemin uygulanması hakkında yapılan tartışmalar, ileride zenginlerle birlikte yoksullara da tıbbi ve bilimsel tedavi imkanları sağlanmasının hayati önem taşıdığı yönündedir.
Eşitlik hemen sağlanacak diye bir şey yok, ancak hem BM hem de dünya sağlık örgütlerini ciddi bir taleple karşı karşıya bırakacaktır. Büyük bir utançla karşı karşıya bırakacağını söylemezsek tabi.
Siyasi açıdan koronavirüsün insanların düşünceleri üzerinde büyük değişimlere neden olacaktır. Bu durum açık bir şekilde demokratik sistemle yürütülen ülkelerin politikalarına yansıyacaktır.
Anne, baba ve sevdiklerini kaybeden İtalyanlar sevdiklerini son yolculuklarına uğurlayamadıkları için şunu düşünecekler; “Avrupa Birliği dururken Çin bize yardım etti.” Eminim düşüncelerinde büyük değişimler olacaktır. Özellikle de sağcı kesimin Avrupa’da revaçta olduğu bir dönemde.
Bu durum kuşkusuz Avrupa Birliği’nin varlığı, hem uluslararası ortaklarıyla hem de kendi içinde çalışma şekliyle ilgili büyük bir tartışmayı gündeme taşıyacaktır. Yeni ortaklıklar kurulacak, aynı zamanda ulusal ve etnik politikaları güçlendirecek, bölgesel ortaklıklarda değişimler görülecektir. Bu da serbest piyasa ve ticareti etkisi altına alacaktır. Bu düşünce İtalya ve birçok Avrupa ülkesinde giderek güçlenecektir. Almanya’nın ürünlerine serbest bir piyasa yaratmak için Avrupa Birliği yalnızca bir çerçeve olacaktır.
Aynı zamanda dünyadaki tüm vatandaşlar bundan sonra hükümetlerin, liderlerin ve politikacılarının işlerine daha fazla kafa yoracaklar. Özellikle virüsün yayıldığı dönemde nasıl çalıştıklarını ve kendi halklarının yanında ne kadar yer aldıklarını ölçüp biçecekler. Şuna bütün halklar ve toplumlar bir krizle karşı karşıya, krizin sonlanmasıyla birlikte hükümet ve liderlerin çalışmaları analiz edilerek ülkelerin sıcak iç tartışması haline gelecektir.
Zira yeni çalışma şekilleri de ortaya çıkacaktır. Bu da yeni çalışama ortamı ve yeni sektörlerin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Tarih boyunca bu tür değişimler toplumların ilişki ve düşüncelerinin temelden değişimine neden olmuştur.


