ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Bağdat’a gitmeyip Erbil’e gelmesi hakkında Kürdistan, Irak ve bölgedeki yetkililer ve şahıslar çok şey söyledi. Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde yorumcular bu konu üzerinde daha çok duracaktır.
Fakat bu ziyaretin bir bölümü Associated Press’e konuşan ABD’li “üst düzey bir yetkilinin” şu açıklamalarında özetleniyor; “Ziyaretinin amacı IŞİD’e karşı müttefiği olan Kürtlere ve aynı zamanda uzun süredir Kürt davasına destek veren Amerikalılara güvence vermektir.”
Ziyaretin diğer bir bölümü ise ABD’nin Irak’taki durumdan ve ülkenin yönetim biçiminden duyduğu rahatsızlıkla alakaldır. Bu nedenle ABD Başkan Yardımcısı’nın Irak Başbakanı ile telefon görüşmesinin içeriği daha çok talep ve beklentileri kapsamış, destek mesajı daha az olmuştur. Buna karşın Kürdistan’da verdiği mesajlar tam tersi olmuştur.
ABD Irak için çok kan döktü ve para harcadı. Ve lakin Irak bir başarısızlık örneği ve dünyanın başına salınmış en tehlikeli terör örgütünün ebesi oldu. Irak’taki durum, model ve kötü yönetim biçimi de, ABD hükümetinin tüm ısrarlarına rağmen Amerikan petrol ve finans şirketlerine burada çalışma ve Irak’ı ekonomik ortak seçme konusunda güven vermedi. Çünkü ülkedeki kaos ve huzursuzluk nedeniyle ABD ve Batı’nın siyasi ortağı olamadı.
Kürtler bölgede kendilerini katliamlardan ve bölge devletlerinin baskılarından korumak için dış ülkelere sığınmış ve gözü dışarıda kalmıştır. Çoğu zaman bölge liderleri ve siyasetçiler Kürtleri yabancı ülkelerin elindeki “sopası” ve bölge devletlerine karşı bir “kart” şeklinde değerlendirmiş olabilir. Fakat bu tür yorumlardan önce, “bölgenin en kadim ulusu neden gözünü dış düçlerin korumasına dikmiş?” sorusunu sormamız gerekiyor. Güney Kürdistan’da camileri ile birlikte 4 bin köy yakılıp yıkıldı. Ama bu köyler, batılı ülkelerin desteği ve koruması ile camileriyle birlikte yeniden inşa edildiler. İnşa edilemeyenler ise bölge devletlerinin birlikte barış içerisinde bir yaşamı ve Kürt sorununun siyasi yollarla çözümünü kabul etmedikleri için inşa edilemedi.
Geride bıraktığımız son üç yılda Kürt iktidarı ve azametini ortadan kaldırmak için ortak bir strareji izlendi, Kürt karşıtı demografik değişikliğe gidildi. Amaç, Kürt iktidarını yok etmek, bölgenin coğrafi kimliğini değiştirmek ve en tehlikelisi de Kürt heybetini kırılmaktı.
Bu stratejinin tatbik edilmesi Kürdistan’daki azınlıklar üzerinde de çok olumsuz yansımalara yol açtı. Çünkü bölge ezelden beri farklı inanç ve halkların bir arada yaşadığı bir mozaikti. Tüm bunlar yok edildi. Geri kalanlar sadece Kürt dölgelerinde bulunuyor ve onlar da bu bölgesel strateji nedeniyle tehdit altında. Bu durum gelecekte Ortadoğu ve dünyanın güvenliği üzerindeki tehlikeyi de arttırıyor.
Beyaz Saray “uzun süredir Kürt davasını destekleyen Amerikalılara” da güvence vermek istiyor. Bu da Kürtlere olan desteğin ne kadar çok büyüdüğünü, yetkisel bir desteğe dönüştüğünü ve hatta başkanlık yarışına da konu olabileceğini gösteriyor ki bu çok büyük bir gelişme. Fakat yine de Kürtler sakinliğini korumalı ve böbürlenmemeli. Çünkü dünyada hala anlaşma yapanlar devletlerdir, uluslar değil.
Bu nedenle Kürtler Kürdistan’ın yamalandığı devletlerde siyasi konumlarını güçlendirmeli ve bunu ülkelerin başkentleri ile anlaşma adına kullanmalıdır. Aynı zamanda diğer devletler ve dünya halkları ile de ilişkilerini güçlendirmelidir.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Erbil ziyareti sonrasındaki konuşmaları birçok açıdan ilgi çekiciydi. Ancak Erbil’de “Başkan Barzani üzerinden” tüm Kürtlere, “uzun süredir Kürt davasını destekleyen Amerikalılara” ve dünyaya verdiği mesajlar çok önemli ve anlamlıydı.
Bu mesaj Erbil ve Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’na da yeni ve büyük bir görevi hatırlatmayı içeriyordu. Kürdistan Bölgesi’ndeki imar ve siyasi istikrar durumunun yanı sıra siyasi taraflar arasındaki uzlaşma hali de Erbil ile Bağdat’ı önemli oranda birbirinden ayırıyor.
Bu aynı zamanda Rojava için de başlıca siyasi tarafların kendi kimlik ve kararı ile, dış müdahale olmaksızın anlaşması, oradaki Kürtlerle ilişki ve işbirliğinin sadece askeri değil siyasi temelde de gelişmesi için bir mesaj barındırıyor olabilir. IŞİD Karşıtı Uluslararası Koalisyon, Rojava ve Kuzey Suriye için mesajlarını Kürtçe yayımlıyor. Fakat ABD’nin Rojava’daki Kürtler için siyasi mesajı henüz net değil.


