Erbil (Rûdaw) - Kürdistan Bölgesi Arkeoloji Müdürlüğü, Erbil yakınlarındaki Koya ilçesinde Part dönemine ait nadir buluntulara ulaşıldığını duyurdu. Bölge genelinde tescilli arkeolojik alan sayısı 6 bin 500’e ulaşırken, devam eden savaş hali uluslararası kazı ekiplerinin çalışmalarını sekteye uğrattı.
Mezopotamya’nın kalbinde yer alan Kürdistan Bölgesi, gizli hazinelerini gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Kürdistan Bölgesi Arkeoloji ve Miras İşleri Müdürü Muhammed Leşkeri, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Koya ilçesi yakınlarındaki Gomeşin köyünde heyecan verici yeni keşifleri paylaştı.
2100 yıllık tabut ve gizemli heykel
Erbil-Koya yolu üzerindeki kazılarda, antik Part İmparatorluğu dönemine ait 7 mezar tespit edildi. Mezarların içinde en dikkat çekeni ise kilden yapılmış bir tabut oldu.
Tabutun içinde, başı olmayan ancak hamile bir kadını simgeleyen küçük bir heykelin yanı sıra; değerli taşlardan yapılmış kolyeler, küpeler ve antik makyaj malzemeleri bulundu.
Yetkililer, bu süs eşyalarının o dönemdeki halkın refah seviyesinin yüksek olduğunun kanıtı olduğunu belirtti.
Teknoloji devrede: GIS ve uydu takibi
Kürdistan Bölgesi genelinde şu ana kadar 6 bin 500 arkeolojik sit alanı kayıt altına alındı. Leşkeri, toprakların yüzde 55’inin tarandığını, geri kalan kısmın ise siyasi ve güvenlik nedenleriyle bekletildiğini ifade etti.
Artık kazı yerlerinin tespitinde GIS teknolojisi ve uydu fotoğraflarının kullanıldığı, bu sayede hata payının minimuma indirildiği vurgulandı.
Savaşın gölgesinde arkeoloji
Bölgedeki arkeolojik çalışmalar, küresel siyasetten de etkileniyor. Her yıl ortalama 30 yabancı heyetin çalıştığı bölgede, bu yıl İran ve ABD arasındaki gerilim nedeniyle birçok ekip çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.
Buna rağmen Harvard Üniversitesi gibi köklü kurumların Erbil Ovası'ndaki 10 yılı aşan araştırmaları ve Japon ekiplerin Süleymaniye’deki kazıları devam ediyor.
"Tarihimizi yeniden yazmalıyız"
Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Şanidar Mağarası’ndaki 75 bin yıllık iskeletlere dikkat çeken Leşkeri, bir kısmının hala ABD ve Bağdat’ta olduğunu hatırlattı.



