Kendi talebi üzerine ona her zaman “Kak Jürgen” diye hitap ederdik. Kak Jürgen bizim için değerli bir dost ve büyük bir yoldaştı.
1961-1966 yılları arasında Almanya’da Heidelberg Üniversitesi’nde tarih ve siyasi bilimler bölümünden mesun oldu. emekli olana kadar da değişik radyo ve televizyonlarda gazetecilik yaptı. Bu ülkede yaşayan farklı insanların da kendi kültür ve dilleri ile kendilerini ifade etmelerini savunanlardan biriydi.
Kak Jürgen, Avrupa'nın çoğunu yok eden ve dünyayı uçurumun kenarına getiren 2’inci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce 1938'de doğdu.
O çocukluğunu felaketler, yoksulluklar ve yıkımlarla dolu bir zaman diliminde geçirdi. Çocukluğundan şöyle bahsederdi:
“Sürekli bir yerden başka bir yere kaçıp kendimizi saklamakla meşguldük. En kötü şey tüm bu acı dolu kaçıştırmanın arasında arttık anne ve babalarımızın bizi doyurmaya gücü yetmediği o son durağa varmak oluyordu. Bu nedenle sadece kendimizi doyurabilmemiz için çifliklerde hizmetçi olarak çalışırdık.”
Ve şöyle devam ederdi:
“O bizim en kötü günlerimizdi. Çocukları çalıştırmak suçtur ve onlar çocukluklularını bu suç içerisinde geçirdi.”
Savaştan sonra amcasının desteğiyle Osnabruck'ta okumaya başladı. Liseyi Mannheim'da, ardından üniversiteyi de Heidelberg'de okudu. Daha sonra Mannheimer Morgan gazetesinde çalışmaya başladı ve ardından 20 yıl boyunca SDR'de (Güney Almanya Yayın Kurumu) çalıştı.
Kürtlerle ve Kürt sorunu ile tanışma
Jürgen, 1985'te yeni bir proje için Dortmund şehrine taşındı ve burada çok dilli bir radyo projesini kurarak yönetti.
Jürgen, Dortmund’da yaptıkları araştırmalar sonucu bu kentte çok sayıda mülteci ve yabancının yaşadığını öğrendiklerini, bu nedenle Almanya’nın bu bölgesinde yaşayan insanların kendi dillerinde güncel olaylar hakkında bilgi sahibi olma, haber sunma ve dinleme imkanına sahip olması gerektiğine karar verdiklerini söylüyor.
Bu şekilde Jürgen ve arkadaşları sekiz dilde yayın yaparak hizmet vermeye başlıyor.
Kak Jürgen ile 2012 baharında evinde yaptığım bir sohbette, Dortmund'da Kürt meselesini nasıl tanımaya başladığını ve Kürtlere karşı Türk milliyetçilerinin nefretine nasıl şahit olduğunu şöyle anlattı:
“Gerçekleştirdiğim görüşme ve toplantılar sayesinde, Türkiye'de Kürtçe konuşan ve düşünen büyük bir Kürt nüfusu olduğunu öğrendim. 1985 yılında gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda Kürtler ve Kürdistan hakkında kısa bir konuşma yaptıktan sonra, iyi niyetimle, Kürtçe programlarımız olmalı dedi. Fakat bu önerim birden kaosa neden oldu. Orada bulunan Türk gazeteci ve aydınlar ayağa kalktı ve bana, “Yani siz Türklere düşman olmak mı istiyorsunuz? Ülkemizi bölmek ve olmayan bir dilde program yapmak istiyorsunuz” dediler.
Hoppe ogün evine döndüğünde polislerin evin etrafını sardığını görüyor. Eşi ona; “Ne olmuş? Ne yaptın ki sürekli evimizin telefonu aranıyor ve bize hakaret ediliyor, ölümle tehdit ediliyoruz?”
Jürgen Hoppe, “O günden sonra Kürtlerin ne kadar acı bir kadere sahip olduklarını ve ne denli şiddetle karşı karşıya olduklarını çok iyi anladım” diyor.
Kak Jürgen, bir televizyona verdiği röportajda, Dortmund’ta güvenlik güçlerinin kendisine ve ailesine yönelik Türk milliyetçilerinin saldırılarısını nasıl engellediği ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.
Fakat tüm bu saldırılara rağmen Jürgen Hoppe 1987’de WDR radyosunda Kürçe bölümünü açıyor.
Daha sonra Jürgen Hoppe hem Kürtler ve hem de Türkler tarafından tanınan biri oluyor. Fakat iki farklı şekilde. Aşırılık yanlısı Türk milliyetçileri onu “baş belası” ve “düşman” olarak, Kürtler ve faklı kültürlerden gelen özgürlük yanlıları ise onu “birlikte yaşamı savunan, Doğu ve Batı arasında bir ses” olarak görüyorlardı.
Kak Jürgen ilk kez 1996 yılında Kürdistan Bölgesi'ni ziyaret etti ve ardından 16 defa daha bu ziyaretlerini tekrarladı. Kürt liderlerle bir araya geldi ve 2002 yılında Kürdistan'ın birleşik parlamentosunun açılış törenine katıldı. Ayrıca, Alman kurumlarında Kürt haklarının cesur bir savunucusu olarak çalıştı, Kürtlerin sesini bu ülkede birçok farklı önemli merkeze ulaştırdı.
Aziz Jürgen, ölümünden dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Uğurlar olsun aziz ve merhametli insan.
Sevgili Hoppe, senin gibi cesur ve saf bir şekilde yaşayan insanlar bu hayatta mutludur. Almanya'dan Kürdistan'a kadar bütün arkadaşların ve sevdiklerin yokluğuna üzülüyor.
Her zaman yüreğimizde olacaksın, seni unutmayacağız Kak Jürgen!

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



.jpg&w=3840&q=75)