Washington (Rûdaw) - Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Salah Bayezidi, Washington’daki Kürt lobisinin parçalı yapısı nedeniyle potansiyelini tam anlamıyla yansıtamadığına dikkat çekerek, devlet statüsüne sahip olunmamasının da tanınırlığı sınırlayan temel faktörlerden biri olduğunu belirtti.
Rûdaw Washington Temsilcisi Diyar Kurda’nin sunduğu Rêgeya Kongrês (Kongre Yolu) programına konuk olan Dr. Salah Bayezidi, ABD dış politikası ve Kongre üzerinde etki yaratmada lobiciliğin büyük güçler tarafından stratejik bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.
"Washington’da para konuşuyor"
Lobicilik faaliyetlerine dünya genelinde milyarlarca dolar bütçe ayrıldığını vurgulayan Bayezidi, Çin’in son 10 yılda yarım milyar dolardan fazla harcama yaptığını, İsrail’in 200 milyon doları, Katar’ın ise yaklaşık 270 milyon doları Washington’da bu alana aktardığını kaydetti.
BAE, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin en çok harcama yapan aktörler arasında yer aldığını belirten Bayezidi, bu ülkelerin zaman zaman lobilerini birbirlerine karşı da kullandıklarının altını çizdi.
Kürdistan parçalarının lobisi ve bölünmüşlük
Kürtlerin Kürdistan’ın dört parçasından da Washington’da temsil edildiğini ve lobi faaliyetleri yürüttüğünü söyleyen Bayezidi, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ancak ne yazık ki bu lobiler bölünmüş durumda ve birlikten yoksun. Kürdistan Bölgesi’nin altın çağını yaşadığı 2003 sonrasından IŞİD savaşlı dönem ve referanduma kadar olan süreçte Kürtler daha birlikçi bir yapı sergilemiş ve büyük hedeflere ulaşmıştı. Sonrasındaki iç bölünmeler ise lobi faaliyetlerimizi olumsuz etkiledi."
Irak ve Suriye’de IŞİD’e ile radikal gruplara karşı verilen mücadelenin ABD ile Kürtlerin çıkarlarını ortak bir paydada buluşturduğunu belirten Bayezidi, bu durumun Kürtler için adeta "ücretsiz bir lobi" işlevi görerek Kürt kimliğini uluslararası alanda daha görünür kıldığını ifade etti.
Bununla birlikte, Washington’da paranın belirleyici olduğunu söyleyen uzman, lobinin etkisinin her parçanın kendi jeopolitik koşullarına göre değişiklik gösterdiğini; örneğin ABD-İran gerilimleri sebebiyle Rojhılat meselesine daha az zemin açıldığını kaydetti.
"İran’ın Yıkılması Kürtler İçin Hem Fırsat Hem Tehdit"
Ortadoğu’nun büyük bir dönüşüm eşiğinde olduğuna işaret eden Dr. Salah Bayezidi, en büyük meydan okuma ve fırsatlardan birinin İran İslam Cumhuriyeti'nin geleceği olacağını vurguladı:
"Bölge büyük bir değişime doğru gidiyor. En büyük tehlike ve fırsatlardan biri İran İslam Cumhuriyeti'nin yıkılmasıdır; bu durum bölgede güçlü bir Sünni eksen kaymasına yol açacaktır. Bu ise başta Kürtler olmak üzere devlet dışı aktörler için hem kritik bir fırsat hem de ciddi bir tehdittir."



