Haber Merkezi -Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dersim’de 6 yıl önce kaybolan ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile oğlu, eşi ve çok sayıda devlet görevlisinin tutuklandığı olayda, Gülistan Doku’nun cansız bedeninin kimyasal yöntemlerle ortadan kaldırılmış olabileceğini söyledi.
Bakan Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek Yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var. Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor” dedi.
Gürlek, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturmasına ilişkin de "Şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi" diye konuştu.
Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirlerini Ankara'da bulunan Adalet Bakanlığı’nda kabul etti.
Kabulde, gündemdeki soruşturmalar ve davaları değerlendiren Gürlek, adliye muhabirlerinin sorularını da yanıtladı.
Faili meçhul ve yıllar sonra yeniden ele alınan dosyalara ilişkin konuşan Gürlek, suç ve suç örgütleriyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara değindi.
Bakan Gürlek, Adalet Bakanlığı görevine geldikten sonra yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para aklama, sokak çeteleri, sanal bahis ve sanal kumarla mücadeleye yönelik genelgeler yayımladıklarını, bu alanlardaki mücadelelerinin tavizsiz şekilde devam ettiğini kaydetti.
Bakanlık düzeyinde yakından takip ettikleri başlıkların bulunduğunu aktaran Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla kurdukları birimin ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmalara koordinasyon, bilgi paylaşımı ve teknik çalışma süreçleriyle katkı sağladığını, adli değerlendirme ve kararların ise ilgili başsavcılıklarca verildiğini dile getirdi.
“46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı"
Bakan Gürlek, faili meçhul dosyaların yeniden ele alındığına, başsavcılıklarla toplantılar yapılarak dosyalardaki imkanların değerlendirildiğine dikkati çekerek, "Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin (Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı) çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı 4 ay oldu, 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı” diye konuştu.
Bu çalışmaların vatandaşlarda önemli bir karşılık oluşturduğunu vurgulayan Gürlek, "Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadesini kullandı.
Gülistan Doku dosyası
Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmadaki gelişmelere de değinen Gürlek, burada önemli ilerlemelerin sağlandığını, ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu anlattı.
Son olarak firari Umut Altaş'ın ifadesinin geldiğini aktaran Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek Yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var. Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor. Bu yönde bazı beyanlar ortaya çıktı. Ama elbette öncelikli amacımız naaşa ulaşmak. En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli” değerlendirmesinde bulundu.
Bu dosyayla ilgili Cumhuriyet başsavcılığının ciddi çalışma yürüttüğünün altını çizen Gürlek, soruşturma kapsamında geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz kullandıklarına işaret ederek, olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıkları yönündeki iddia ve bulguların da incelendiğini söyledi.
“Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil”
Bakan Gürlek, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar. Soruşturmanın devamında yeni gelişmeler olabilir. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü süreçler var” sözlerini sarf etti.
Gülistan Doku olayının toplumda ciddi bir hassasiyet oluşturduğunu, geçmişte işlenmiş olsa dahi bir suçun veya cinayetin üzerinin sonsuza kadar kapalı kalmadığını kaydeden Gürlek, devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde gerçeğin yıllar sonra da ortaya çıkarılabildiğini belirtti.
Rojin Kabaiş soruşturması
Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili değerlendirmeler yaparak, cep telefonuna ilişkin henüz giderilemeyen bazı belirsizliklerin bulunduğunu aktardı.
DNA incelemelerinin yapıldığını ve telefona yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirten Gürlek, "Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz. İlgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilen farklı hususlar var ancak bu aşamada kamuoyuyla paylaşılabilecek net bir sonuç bulunmuyor" diye konuştu.
“Kaşif Kozinoğlu Ergenekon kumpası kapsamında tutuklandı”
Gürlek, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmaya ilişkin, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti” değerlendirmesini yaptı.
Konuya ilişkin daha önce yapılan şikayet ve ihbarların Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca dikkate alınarak soruşturma başlatıldığını dile getiren Gürlek, daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanları üzerine bazı adli işlemlerin gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakan Gürlek, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni delillerin ortaya çıkması halinde yeni işlemlerin gündeme gelebileceğini, buna, ilgili Cumhuriyet başsavcılığının delil durumuna göre karar vereceğini anlattı.
Her şüpheli ölüm gibi bu olayın da bütün yönleriyle araştırıldığına dikkati çeken Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının, ilgili Cumhuriyet başsavcılığıyla bilgi ve koordinasyon çerçevesinde çalıştığını, soruşturmanın yönü ve adli kararların ise ilgili yargı mercilerinin yetkisinde olduğunu vurguladı.
“Peşinen cinayet diyemeyiz”
İlerleyen süreçte tablonun daha net ortaya çıkacağını düşündüğünü kaydeden Gürlek, "Kaşif Kozinoğlu devletin yetiştirdiği müstesna bir isimdi. Örgütün hedefi haline getirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de dosyada inceleniyor. Cezaevinde hayatını kaybetti. Ölümünün kesin sebebine ilişkin tartışmalar var. Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi yoksa doğal ölüm mü? Bunların hepsi bilimsel ve adli verilerle inceleniyor." dedi.
Gürlek, olayın cinayet olduğunu peşinen söylemenin doğru olmayacağını, bütün ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini, sürecin devam ettiğini ve soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyledi.


