Bir cumhuriyet istiyorum; herkesin kardeşçe yaşadığı, adalete, hakka ve hukuka inandığı. Soygun ve talan düzeni olmadığı… Yarın öbür gün yeryüzünde olmadığımda, her şeyin çok farklı olmasını diliyorum. Yarın öbür gün çocuklarım, torunlarım yerimi aldığında aynı acıları onların da çekmesini istemiyorum. Her şeyin daha güzel, yaşamın kutsal olduğuna inanılan bir cumhuriyet…
Dört bir yanı anlayış ağlarıyla çevrilmiş, hoşgörü bağlarıyla örülmüş, yaşama gücüyle dolup taşmış, insanlık ülküsüyle kaplanmış ve özgürlük ateşiyle sarılıp sarmalanmış bir cumhuriyet...
Kimselerin fikirlerinden dolayı faili meçhul kurşunlara kurban gitmediği, tabii özelliklerinden dolayı baskı altında tutulup sürgün edilmediği, herkesin kendini olduğu gibi ifade ettiği bir cumhuriyet…
Ömürlerini kahve köşelerinde, sokaklarda, orada burada değil; fabrikalarda, okullarda, tarlalarda, işlerinin başında geçiren memurlardan, işçilerden, çiftçilerden meydana gelen bir cumhuriyet... Emeğiyle geçinebilmeyi ilke hâline getiren, kimseye muhtaç olmamayı ilke edinmiş bir cumhuriyet… Emeğe saygı duyan, emeğinin karşılığını teri kurumadan veren... Şu yeryüzünde isteyip isteyeceğim de bundan fazlası değil.
Gençliğine sahip çıkan, gençliğin en dinamik güç olduğuna inanıp buna göre plan ve program yaparak harekete geçen, gençlik ülküsüne inanan, gençliğe sözde değil özde inanıp söz hakkı veren bir cumhuriyet...
Çocukları arasında ayrım yapmayan, çocuklarının bir kısmını Oxfordlarda, Harvardlarda okutup bir kısmını da yıkılmaya yüz tutmuş köy okullarında, mesela İdil'de, Çukurca'da, Silopi'de, Yozgat'ta, Çorum'da bir köy okulunda okutmak zorunda bırakmayan bir cumhuriyet... Doğu'daki, Batı'daki, Kuzey'deki, Güney'deki çocukları arasında ayrım yapmayan hakiki bir cumhuriyet…
Dershane kapılarında sürünen öğrencilerle dolup taşan, diplomalı işsizler ordusuyla kuşatılmış, elinde birkaç sertifika olmasına rağmen babasının eline bakan gencecik insanların harcanmadığı bir cumhuriyet…
Okuyan ve okutan, okuduğunun karşılığını veren, zor koşullarda aldığı diplomasıyla hayata atılan gençlerin emeğini boşa çıkarmayan bir cumhuriyet... İnsanların hayatlarıyla oynayan eğitimcilerin, idarecilerin, yöneticilerin olmadığı; bilakis kendi evlatları için duydukları kaygıların bir benzerini başkalarının evlatları için de duyan, evlatlar arasında ayrım yapmayan, okula gitmeyen binlerce çocuk olduğunu düşünüp uyuyamayan, rahat edemeyen; vicdan, adalet ve merhamet sahibi gerçek eğitimcilerin olduğu aydınlık bir cumhuriyet…
Kadın ile erkek arasında ayrım yapan, kadına ikinci, üçüncü sınıf insan muamelesi yapıp onu köle gibi kullanan, emeğini sömüren, sonra da saçma sapan töre ve âdetler yüzünden onu öldüren, namus sömürüsü adı altında kadına etmediğini bırakmayan bir cumhuriyet istemiyorum. Anne-kadını, eş-kadın statüsüne indirdikten sonra kadına bir malmış gibi davranan ataerkil dinozorların olmadığı bir cumhuriyet…
Düşünce özgürlüğüne inanan, herkesin kendisini olduğu gibi ifade etme yollarını arayan, Orta Çağ karanlıklarındaymış gibi düşünceyi engizisyon mahkemelerinde çarmıha germeyenlerin olduğu bir cumhuriyet…
İşkence sözcüğünü lügatlerinden çıkarmış, ne olursa olsun insanın başlı başına bir değeri, bir anlamı olduğunu bilen, hiçbir şekilde insana işkence yapılamayacağına inanan ve insana yaptıkları yatırımlarla bunun güvencesini veren bir cumhuriyet...
Ülkenin Türk'ü, Kürt'ü, Çerkes'i, Laz'ı, Alevisi arasında ayrım yapmayan; halklarına saygı duyan, farklılıkları zenginlik olarak gören, başka milletlere yaşama alanı ve söz hakkı tanıyan tam demokratik bir cumhuriyet…
Beyninde askeri cuntacıların ya da oligarşik rejimlerin hâkim olduğu bir düzen değil, bütün asli milletlerin söz hakkına sahip olup yönetime katıldığı gerçek bir cumhuriyet istiyorum. Cumhurun, yani halkın birebir yönetimde olduğu bir ülke istiyorum. Bu cumhurda herkesin kendisini bulmasını istiyorum.
Şeffaf olmayan yapılanmaların, gizli örgütlerin, derneklerin, kâğıt üzerinde görünmeyip yaptıkları gayrimeşru işlerle varlıklarını belli eden kliklerin, hiziplerin, teşkilatların olmadığı; İttihat ve Terakki gibi komitacıların ve zihniyetlerin kötü mirasından kurtulmuş, faili meçhullerle evlatların canına kastetmeyen bir cumhuriyet istiyorum. Yapılan her şeyin hesabının bir gün sorulacağına inanan; adalet savaşçılarıyla ayakta duran, sevgi erleriyle önünü açan; insanca yaşamak için arkasına bakmadan öne çıkan, korkmadan yürüyen kahramanlarla dolu bir cumhuriyet istiyorum.
Kendi içindeki Kürt-Türk, Alevi-Sünni, din-laiklik vb. sorunları çözmüş, komşularıyla ilişkilerini diplomatik ve stratejik yollarla hâl yoluna koymuş, yurttaşlarına demokratik davranmayı ve demokratik yaşamayı hayat felsefesi hâline getirmiş, silah alım satımını sınırlayıp sivil kurumların denetimine bırakmış, güvenliği özgürlüğün önüne koymamış bir cumhuriyet istiyorum.
Zamlarla, vergilerle, krizlerle yatıp kalkmayan; ekonomik özgürlüğüne gerçekten kavuşmuş, başka ülkelerden gelebilecek kredilere bel bağlamayan bir cumhuriyet istiyorum.
Barajlar inşa etmiş, çiftçisine sınırsız destek vererek tarımını güçlendirmiş, tohum ve gübre gibi yardımlarla hayvancılığını ayağa kaldırmış; köylüsüne ve çiftçisine gerçekten inanan bir cumhuriyet istiyorum. Yine emek, hep emek. Emeğin karşısında el pençe divan durup önünü ilikleyen yöneticilerin olduğu bir cumhuriyet istiyorum.
Dış borç faizlerinden kurtulmuş, servet sınırlamasına gidilmiş, kara para aklanmalarının önüne geçmek için neyin nerede kazanıldığı yasalarca kayıt altına alınmış, örtülü ödenek uygulamalarına son verilmiş, mali yolsuzluklardan arınmış, bürokratik ağlardan kurtulup şeffaflığı ve sürati prensip hâline getirmiş, helal paranın haram paradan üstün olduğuna inanmış müspet bir cumhuriyet istiyorum.
Cezaevlerinin olmadığı, bütün hapishanelerin yıkıldığı; dahası okulları cezaevlerinden çok olan bir cumhuriyet istiyorum.
Acıyı, yoksulluğu, fakirliği, gözyaşını, çaresizliği, umutsuzluğu hayatlarının bir parçası olarak görmeyen, bütün bu olumsuzluklara kendi yazgıları olarak bakmayan; çelikten iradeleriyle demir kafeslerini kırmış; hürriyet diye yatıp hürriyet diye kalkan, sadece hürriyet için yaşayan ve hiç çekinmeden hayatını feda eden; azimle çeliğe sürekli su verilen özgürlükçü bir cumhuriyet istiyorum.
Mutlu azınlığın, hortumcuların, talancıların ve sömürücülerin alaşağı edilip cezalandırıldığı; dağınık bir gazel gibi oraya buraya savrulup yerin altına itilen, değişik yerlerde unutulmaya terk edilen ve yurt dışına gönderilen gerçek yurtseverlerin ve hakiki milletperverlerin bir araya geldiği rengârenk bir cumhuriyet istiyorum. Bunu gerçekten istiyorum, bu ülkeyi seven biri olarak. Buna hakkımız olduğuna inanıyorum. Çok şey mi istiyorum?
Milliyetçilik, dindarlık, laiklik kisveleri altında vatanını, dilini, kültürünü, geçmişini ve geleceğini satmayan; millet deyince bütün halkları kucaklayan, din deyince bütün dinlere saygı duyan, laiklik deyince hayatlarında ve gündemlerinde bütün inançlara yer açan; tepeden inmeci jakoben yapılanmalara ve tasarılara umut bağlamayan sahici bir cumhuriyet istiyorum.
Yurt dışında banka hesapları olmayan, ihtişamlı düğünlerini Hiltonlarda, Çırağanlarda yapmayan, yatları katları olmayan, köşklerde gününü gün etmeyen, emektarıyla oturup kalkmayı hayatlarının bir vazgeçilmezi hâline getiren zenginlerin olduğu bir cumhuriyet istiyorum. Fakirliği yazgıları olarak görmeyen, çok çalışıp layık olduğu yere geleceğine inananların olduğu bir cumhuriyet istiyorum. Keskin sınıf ayrılıklarının olmadığı ve kaderlerini değiştirebileceğine inananların yoğun olduğu; velhasılkelam, orta sınıfı güçlendirilmiş müreffeh bir cumhuriyet istiyorum.
Birbirinin benzeri olan, sanki aynı tornadan, aynı ölçülerle çıkmış, sadece kendi makamları, çıkarları, kişisel hesapları için atışıp tutuşan parti liderleri istemiyorum. Olaylara ve olanlara partisinin dar sınırları ve kendisinin yoz çıkarları doğrultusunda değil, ülkesinin geleceği açısından bakan samimi devlet adamlarının söz sahibi olduğu bir cumhuriyet istiyorum.
Birlikte hareket etmesini bilen bir cumhuriyet istiyorum. Birlikte kuvvet doğduğuna inanıyorum. Devletin, herkesin ve her şeyin üzerinde bir efendi değil, ihtiyaçları karşılamak için ortaya çıkmış bir hizmetkâr olduğuna inanan; polis ve jandarma gibi güvenlik güçlerinin bu görevlerinin dışında başka işlere karışmadığı bir cumhuriyet diliyorum.
Çok şey mi istiyorum?
Koltuk savaşçılarının ortalıkta cirit attığı bir siyaset meydanı değil, bilakis kalpleri yurt ve insanlık sevgisiyle taşan gerçek yurtseverlerin ve hakiki milletperverlerin meydanlarda boy gösterdiği bir cumhuriyet istiyorum. Ve inanıyorum ki yurdunu sevenler, bu emekleri için beş kuruş almazlar, başkalarından hiçbir şey beklemezler. Sadece ülkeleri için yaparlar. İşte böyle bir cumhuriyet…
Hak ve özgürlüklerini her şeyin üzerinde tutan, aydınlığa, insana ve adalete inanan bir cumhuriyet…
Hâsılıkelam, Romalı devrimci köle Spartaküs'ün, Hintli düşünür Tagore'un, Türk mütefekkiri Cemil Meriç'in, Alevi Kürt Seyyid Rıza'nın, Amerikalı siyahi lider Martin Luther King'in istediği hümanist bir cumhuriyet istiyorum. Ve gerçekten bütün bunların gerçekleşebileceğine inananların olduğunu biliyorum. Bir düş değil bütün bunlar; belki gelmekte olan büyülü bir gerçeğin habercisi…
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



