İnsan topluluklarının devletlerden önce geliştirdikleri en önemli sosyal kurumlar, yazılı hukuk yerine gelenek hukukunu esas alan akrabalık sistemleridir. Kan bağı, süt kardeşliği, musahiplik, ahret kardeşliği ve kirvelik gibi kurumlar, yalnızca bireyleri değil, aileleri ve hatta aşiretleri birbirine bağlayan toplumsal sözleşmeler olarak ortaya çıkmıştır. Kürt toplumunda ise bunların içerisinde en güçlü ve en uzun ömürlü olan kurumlardan biri hiç kuşkusuz kirveliktir.
Kirvelik, günümüzde çoğu zaman yalnızca sünnet töreniyle ilişkilendirilen bir gelenek olarak görülmektedir. Oysa antropolojik açıdan incelendiğinde bu kurum, sünnet ritüelinden çok daha eski toplumsal ilişkileri düzenleyen, kan davasını önleyen, farklı inanç topluluklarını birbirine yaklaştıran ve nesiller boyunca devam eden hukuksal sonuçlar doğuran sosyal bir organizasyondur.
Kürt kültüründe kirvelik, biyolojik akrabalık üretmeyen fakat biyolojik akrabalık kadar güçlü kabul edilen sembolik akrabalık kurumlarından biridir. Bu yönüyle Pierre Bourdieu'nun "sembolik sermaye" kavramıyla, Claude Lévi-Strauss'un akrabalık teorileriyle ve Marcel Mauss'un karşılıklılık anlayışıyla açıklanabilecek karmaşık bir toplumsal yapıya sahiptir.
Kirveliğin başlangıcını belirleyecek yazılı bir belge bulunmamaktadır. Mezopotamya'nın kadim halkları arasında benzer sembolik akrabalık biçimlerinin varlığı bilinmekle birlikte bugünkü anlamıyla kirveliğin hangi tarihte ortaya çıktığı kesin olarak tespit edilememektedir. Ancak kurumun semavi dinlerden daha eski olduğu yönündeki görüşler, antropoloji literatüründe tartışılmaktadır. Çünkü kirvelik hiçbir kutsal kitabın emri değildir. Ne Tevrat'ta ne İncil'de ne de Kur'an'da kirveliği emreden herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Buna rağmen kurumun binlerce yıl boyunca yaşamaya devam etmiş olması, onun dini değil kültürel ve toplumsal kökenlere dayandığını göstermektedir.
Sünnet uygulaması ise farklı bir tarihsel sürece sahiptir. Yahudi geleneğinde Hz. İbrahim ile Tanrı arasında yapılan ahdin sembolü olarak kabul edilen sünnet, Tevrat'ta dini yükümlülük şeklinde yer almaktadır. Hristiyanlıkta sünnet zorunlu dini ibadet olmaktan çıkarılmış, İslam dünyasında ise büyük ölçüde Hz. Muhammed'in sünneti olarak benimsenmiştir. Dolayısıyla sünnet dini bir ritüel iken, kirvelik bu ritüelin çevresinde gelişmiş toplumsal bir kurum niteliği kazanmıştır.
Kirveliğin ortaya çıkışındaki temel pratik nedenlerden biri sünnet sırasında çocuğun güvenliğinin sağlanmasıdır. Geleneksel koşullarda cerrahi müdahalelerin ilkel yöntemlerle yapıldığı dönemlerde çocuğun hareket etmesini önleyecek güvenilir bir yetişkinin bulunması zorunluydu. Ancak bu pratik görev zamanla çok daha büyük sosyal anlamlar kazanmış; çocuğu kucağında tutan kişi yalnızca fiziksel destek sağlayan biri olmaktan çıkmış, ömür boyu sürecek manevi akrabalığın kurucusu hâline gelmiştir.
Kirvelik üzerine yapılan etimolojik değerlendirmeler de dikkat çekicidir. Kürtçede kullanılan Kirve, Kiriv, Keyrva, Kirva biçimlerinin kökeni konusunda kesin bilimsel uzlaşı bulunmamaktadır. Bununla birlikte halk etimolojisinde ve bazı yerel araştırmalarda kelimenin çeşitli morfolojik bileşenlerden oluştuğu ileri sürülmektedir.
Bu görüşe göre; Kir sözcüğünün erkek cinsel organını, Ker veya Keyr biçimlerinin kesici aleti ya da bıçağı, Van ekinin ise meslek veya işi yapan kişiyi, Va/Ve ekinin ise ayırma fiilini ifade ettiği ileri sürülmektedir.
Bu yorum esas alındığında "Kirva" kelimesi; "sünnet sırasında çocuğu tutan kişi", "bıçakla ayırma işlemini gerçekleştiren ya da buna yardım eden kişi" anlamına gelebilmektedir.
Ancak bu açıklamanın henüz tarihsel dilbilim açısından kesin biçimde kanıtlanmadığını özellikle belirtmek gerekir. Kürt dil tarihi üzerine çalışan dilbilimciler arasında farklı etimolojik yaklaşımlar bulunmaktadır ve bu konu araştırılmaya devam etmektedir.
Buna rağmen kelimenin Kürtçenin iç dinamikleriyle açıklanabiliyor olması, kirvelik kurumunun da Mezopotamya'nın yerli kültürel gelişiminin ürünü olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.
Kirvelik kurumu yalnızca iki bireyi değil, iki aileyi hatta iki aşireti birbirine bağlayan sosyal sözleşmedir. Bu sözleşmenin en önemli sonucu evlilik yasağıdır.
Kirve aileleri arasında kuşaklar boyunca evlilik yapılmaz.
Bu yasak biyolojik akrabalık bulunmamasına rağmen gerçek kardeşlik kadar güçlü kabul edilir.
Bu yönüyle kirvelik, hukuk sosyolojisi bakımından örfi hukukun en güçlü örneklerinden biridir.
Modern devlet yasalarında bulunmayan bu yasak, yüzyıllar boyunca toplum tarafından gönüllü olarak uygulanmış ve büyük ölçüde korunmuştur.
Bu durum Émile Durkheim'ın "mekanik dayanışma" kavramıyla açıklanabilir. Çünkü geleneksel toplumlarda hukukun kaynağı devlet değil, kolektif vicdandır.
Kirvelik aynı zamanda kan davalarını önleyen önemli mekanizmalardan biridir.
Birbirine kirve olan ailelerin çatışmaya girmesi toplumsal olarak büyük ayıp kabul edilir.
Bu nedenle aşiretler arasındaki birçok uyuşmazlık kirvelik bağı sayesinde çözülebilmiştir.
Kirve çoğu zaman taraflardan biri değil, iki taraf arasında hakem olarak görülmüştür.
Bu özellik özellikle Botan, Serhed, Dersim, Mardin, Urfa ve Diyarbakır çevresindeki aşiret yapılarında uzun yıllar korunmuştur.
Kirveliğin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise dinler arası ilişkilerde oynadığı roldür.
Osmanlı döneminde Kürt Müslümanlarla Ermeni, Süryani ve Keldani Hristiyan toplulukları arasında çok sayıda kirvelik ilişkisi kurulmuştur.
Bu durum özellikle XX. yüzyılın başlarına kadar Kürdistan'ın her parçasında oldukça yaygındı.
Bir Müslüman aile çocuğunu sünnet ettirirken Hristiyan bir aile babasını kirve seçebiliyordu; aynı şekilde Hristiyan aile de Müslüman kirvesiyle ömür boyu manevi akrabalık kurabiliyordu.
Bu ilişkiler karşılıklı güven mekanizması oluşturuyordu.
Kirveler birbirlerinin evlerine haber vermeden gidebilirdi, mallarını emanet bırakabilirdi, zor zamanlarda birbirlerini koruyabilirdi.
Hatta birçok bölgede kirvelerin evlerinde Müslüman misafirler için seccade ve abdest suyu hazır bulundurulduğu anlatılmaktadır.
Bu karşılıklı saygı, farklı dinlere mensup topluluklar arasında barış kültürünün gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Bununla birlikte XX. yüzyılda yaşanan savaşlar, tehcirler, katliamlar ve zorunlu göçler bu güven ilişkilerini önemli ölçüde zayıflatmıştır.
Kirvelik kurumunun antropolojik açıdan en dikkat çekici yönlerinden biri de devlet üstü bir hukuk sistemi oluşturmasıdır.
Devletlerin değiştiği, sınırların yeniden çizildiği, imparatorlukların yıkıldığı dönemlerde bile kirvelik yaşamaya devam etmiştir.
Hiçbir padişah fermanı, hiçbir cumhuriyet kanunu, hiçbir dini fetva kirvelik kurumunu ortadan kaldıramamıştır.
Bunun temel nedeni, kurumun yazılı hukuka değil toplumsal meşruiyete dayanmasıdır.
Bu yönüyle kirvelik, Kürt toplumunda örfi hukukun yaşayan en güçlü örneklerinden biridir.
Ancak son yarım yüzyılda yaşanan kentleşme, zorunlu göçler, çekirdek aile modelinin yaygınlaşması, modern eğitim sistemi ve bireyselleşme süreçleri kirveliğin toplumsal etkisini azaltmıştır.
Eskiden aşiretler arası siyasal ittifakların kurulmasında önemli rol oynayan kirvelik, günümüzde daha çok sembolik bir tören geleneği hâline dönüşmektedir.
Bununla birlikte özellikle kırsal bölgelerde ve geleneksel aile yapılarında kirvelik hâlâ güçlü biçimde yaşamaktadır.
Bazı aşiretlerde kirve aileler arasında evlilik yasağı günümüzde dahi titizlikle korunmaktadır.
Bu durum kültürel hafızanın hukuki kurumlardan daha uzun ömürlü olabileceğini göstermektedir.
Kirvelik yalnızca geçmişten miras kalan folklorik bir unsur değildir.
Aynı zamanda Kürt milletinin toplumsal örgütlenme biçimini, çatışma çözme yöntemlerini, farklı kimliklerle birlikte yaşama pratiğini ve ortak yaşam kültürünü anlamaya imkân veren önemli sosyolojik bir laboratuvardır.
Bugün modern hukuk sistemleri arabuluculuk, uzlaştırma ve toplumsal barış mekanizmaları geliştirmeye çalışırken kirvelik, yüzyıllardır bu işlevleri gönüllü toplumsal mutabakat yoluyla yerine getirmiştir.
Bu nedenle kirvelik yalnızca bir sünnet geleneği olarak değil, Kürt toplumunun sosyal sermayesini oluşturan en önemli kültürel kurumlardan biri olarak değerlendirilmelidir.
Kaynaklar:
Hüsamettin Turan - Kürt kültüründe kirvelik
Repair Future - Kürtler ve Ermenilerde kirvelik geleneği
Ramazan Ergin - Reşo Kûrî
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



