Paris (Rûdaw) - Fransa’daki Rouen Üniversitesi'nde Enfal soykırımını dilbilimsel ve insani boyutlarıyla ele alan Duhoklu araştırmacı Adil Hasan Reşid, hazırladığı kapsamlı tezle "üstün başarı" derecesi alarak doktorasını tamamladı.
Kürt akademisyen Dr. Adil Hasan Reşid’in, Baas rejimi tarafından 1988 yılında gerçekleştirilen Enfal Soykırımı’nı konu alan bin 125 sayfalık doktora tezi, Fransa’daki akademik çevreler tarafından "Kürt soykırımının dünyaya tanıtılmasında tarihi bir adım" olarak nitelendirildi.
Rûdaw’a konuşan Dr. Adil Hasan Reşid, Rouen Üniversitesi’nde (Université de Rouen) sunduğu "Enfal Harekatı’nda Kürt Soykırımı: Hayatta Kalanların Tanıklıklarına Dayalı Söylem Analizi" başlıklı teziyle doktor unvanı aldığını belirtti.
"Bu sadece kişisel bir başarı değil"
Elde ettiği akademik derecenin Kürt halkının haklı davası için taşıdığı öneme dikkat çeken Dr. Reşid, şu ifadeleri kullandı:
"Bu sadece kişisel bir başarı değildir; Kürt halkının mazlumiyetinin sesini dünyanın kalbi sayılan üniversitelere taşımaktır. Enfal, tarihimizin en derin yarasıdır ve bu yaranın bilimsel bir dille, kanıtlarla dünyaya kanıtlanması şarttır."
Araştırmanın bulguları: Soykırım sadece insanı değil, dili de hedef aldı
Araştırma, Kürdistan Bölgesi’nde kaydedilen ve Fransızcaya çevrilen 38 farklı tanıklık kaydına dayanıyor. Dr. Reşid’in tezinde ulaştığı temel bilimsel sonuçlar şöyle:
Dil kırımı: Enfal süreci sadece fiziksel bir yok etme değil, aynı zamanda Kürt dilini de hedef alan bir süreçti.
Psikolojik izler: Soykırımdan sağ kurtulanlar, yaşadıkları ağır travma ve Baas rejiminin Araplaştırma politikaları nedeniyle, günlük konuşmalarında halen yoğun şekilde Arapça terimler kullanmaya devam ediyor.
Kuşak farkı: Kürdistan Bölgesi’nin mevcut statüsü ve eğitim sistemi sayesinde, soykırıma maruz kalan ailelerin yeni nesilleri çok daha standart ve saf bir Kürtçe kullanıyor.
"Enfal" terimine bilimsel itiraz
Dr. Adil Hasan Reşid, bu cinayeti tanımlamak için Baas rejiminin jargonundan çıkan "Enfal" kelimesi yerine, Kürtçe kökenli bir terimin literatüre girmesi için bilimsel bir tartışma başlatılması gerektiğini savunuyor.
Reşid, "Mağdurların, kendi acılarını kendi dilleriyle tanımlama hakkı vardır. Dil sadece bir iletişim aracı değil, ulusal hafızanın bir parçasıdır" dedi.
Paris’te anıt ve uluslararası hukuk hedefi
Daha önce Halepçe Katliamı üzerine yüksek lisans yapan Dr. Reşid, Kürdistan Bölgesi hükümetine çağrıda bulunarak, Fransa hükümeti ile koordineli bir şekilde Paris’te Kürt soykırımı anısına bir anıt dikilmesini talep etti.
Genç akademisyen, önümüzdeki dönemde Fransa ve Hollanda merkezli uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak bu dosyayı küresel hukuk mercilerine taşımayı ve çalışmasını birçok dünya diline çevirmeyi planlıyor.
.jpg&w=3840&q=75)


