Haber Merkezi - Toplumda yaygın görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendirilse de uzmanlar bunun ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlama, tedavi edilmediğinde kalp ve damar hastalıklarından diyabete kadar birçok riski beraberinde getirebiliyor.
Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Erdal Seren, horlama ve uyku apnesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Sürekli horlama araştırılmalı
Prof. Dr. Seren, uyku sırasında üst solunum yollarındaki kasların gevşemesi sonucu hava yolunun daralmasının horlamaya neden olduğunu belirterek, bunun vücudun yeterli oksijen alamadığını gösterebilen önemli bir bulgu olduğunu söyledi.
Yumuşak damağın ve küçük dilin uzun olması, bademcik ve geniz eti büyüklüğü, burun tıkanıklıkları ile fazla kilonun horlamaya yol açabildiğini ifade eden Seren, ara sıra görülen horlamanın çoğu zaman ciddi bir sorun oluşturmadığını ancak sürekli hale gelmesi ve nefes durmalarıyla birlikte görülmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uyku apnesinin 8 önemli belirtisi
Uzmanlara göre uyku apnesi bulunan kişiler gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabiliyor. Bu durum şu belirtilerle kendini gösterebiliyor:
- Horlama
- Gece boğulma hissiyle uyanma
- Çarpıntı
- Sık idrara çıkma
- Sinirlilik ve depresif ruh hali
- Gün içinde aşırı uyku hali ve halsizlik
- Dikkat eksikliği ve performans düşüklüğü
- Sabah baş ağrısı
Tedavi edilmeyen uyku apnesinin uzun vadede yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, felç, tip 2 diyabet ve ani ölüm riskini artırabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar ayrıca horlamanın yalnızca hastayı değil, aynı ortamda uyuyan kişileri de etkilediğini; uyku kalitesinin düşmesine, kronik yorgunluğa ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olabildiğini ifade ediyor.
Kesin tanı için uyku testi gerekiyor
Hastalığın teşhisinde en önemli yöntemlerden biri polisomnografi olarak bilinen uyku testi.
Uyku laboratuvarında yapılan bu testte kişinin gece boyunca solunum hareketleri, oksijen düzeyi, kalp ritmi, beyin dalgaları ve uyku düzeni takip edilerek horlama ve uyku apnesinin derecesi belirleniyor.
Bunun yanı sıra Kulak Burun Boğaz muayenesiyle hava yolunda darlığa yol açan anatomik sorunlar da ayrıntılı şekilde inceleniyor.
Tedavi kişiye göre planlanıyor
Uzmanlar, horlama ve uyku apnesi tedavisinin hastalığın şiddetine ve nedenine göre değiştiğini belirtiyor.
İlk aşamada kilo verilmesi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması, doğru yatış pozisyonunun tercih edilmesi ve burun tıkanıklıklarının giderilmesi gibi yaşam tarzı değişiklikleri öneriliyor.
Hafif ve orta dereceli vakalarda ise ağız içi aparatlar kullanılarak hava yolunun genişletilmesi ve horlamanın azaltılması mümkün olabiliyor.
Cerrahi yöntemler de uygulanabiliyor
Anatomik darlıkların ön planda olduğu veya diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı hastalarda cerrahi seçenekler gündeme gelebiliyor.
Lazer veya radyofrekans destekli yumuşak damak ameliyatları, burun eğriliğinin düzeltilmesi, konka küçültme işlemleri, nazal valv cerrahisi ile bademcik ve geniz eti operasyonlarının hava yolunu genişleterek solunumu rahatlatabildiği belirtiliyor.
Uzmanlar, uygun hastalarda uygulanan cerrahi tedavilerin hem horlamayı hem de uyku apnesine bağlı şikayetleri önemli ölçüde azaltabildiğini kaydediyor.



