Bağdat (Rûdaw) - Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Politbüro Üyesi ve partinin Bağdat Temsilcisi Hoşyar Zebari, ABD güçlerinin Irak’tan çekilme sürecini ve Erbil-Bağdat hattındaki yeni dönemi değerlendirdi. Zebari, "Kürtlerin Bağdat’ta bulunması sadece ABD istediği için değil, kendi ulusal çıkarlarımız için bir zorunluluktur" dedi.
Hoşyar Zebari, Irak’ın başkenti Bağdat’ta Rûdaw’dan Hevidar Ahmed'e özel bir mülakat verdi. Irak’ın çok hassas bir süreçten geçtiğini belirten Zebari, ABD’nin çekilme takvimi, Kürt partileri arasındaki birlik arayışı ve Bağdat’taki yeni siyasi dengeler hakkında açıklamalarda bulundu.
“ABD’nin askeri çekilmesi, etkisinin bittiği anlamına gelmez”
30 Eylül 2026 tarihine kadar ABD ve Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesine yönelik anlaşmaya değinen Zebari, bu durumun bir “eksen kayması” olmadığını vurguladı.
Zebari, şunları kaydetti:
“Bu, Sudani hükümeti ile ABD arasında varılan şeffaf bir anlaşmadır. 30 Eylül 2026’da muharip güçlerin görevi sona erecek ancak bu, ABD’nin Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki nüfuzunun biteceği anlamına gelmez. Washington’ın burada devasa ekonomik ve siyasi çıkarları var. Dünyanın en büyük büyükelçilik ve konsolosluklarından birine burada sahipler. Günümüzde savaş sadece asker sayısı değil; teknoloji, istihbarat, hava gücü ve dolar savaşıdır. ABD’nin etkisi bu topraklarda kalmaya devam edecektir.”
“Bağdat’ın yabancısı değil, ev sahibiyiz”
Kürtlerin Bağdat’ta neden daha güçlü temsil edilmesi gerektiğine dair soruya Zebari şu yanıtı verdi:
“Biz kendimizi bu ülkenin sahibi olarak görüyoruz. Mevcut Irak Anayasası, şu an içinde oturduğumuz binada (Başkan Barzani’nin eski ofisi) yazıldı. Biz bu yeni Irak’ın kurucu ortağıyız. Bağdat, Kürdistan Bölgesi’nin stratejik derinliğidir. Güçlü bir Erbil güçlü bir Bağdat, güçlü bir Bağdat ise güçlü bir Erbil demektir. Haklarımızı korumak için burada olmalıyız.”
KDP ve KYB arasında ‘Hükümet’ trafiği
Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi tıkanıklığın aşılması için KDP ve KYB arasında ciddi bir diyalog süreci başladığını açıklayan Zebari, birliğin Bağdat’taki pazarlık gücünü artıracağını kaydetti.
Zebari, “Tarih kanıtlamıştır ki, biz ne kadar bir olursak o kadar güçlü oluruz. Şu an KDP ve KYB arasında yeni hükümetin kurulması ve mevcut durağanlığın aşılması için çok ciddi bir çaba var. Her iki tarafın liderliği de mevcut durumun Kürdistan Bölgesi’nin statüsü için bir risk teşkil ettiğinin farkında. İnşallah yakın zamanda hükümetin kurulmasına dair müjdeli haberler duyacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa: Kürtlerin en güçlü kartı
Irak’ta federal sistemden merkeziyetçiliğe dönüş çabalarına karşı en büyük güvencenin anayasa olduğunu belirten Zebari, “Elimizdeki en güçlü kart anayasadır. Sadece Kürtler için değil, tüm Iraklılar için ortak müracaat merkezi burasıdır. Kürtler zayıf bir güç değildir; anayasal bir bölgeye, askeri güce ve uluslararası ilişkilere sahibiz. Çözümün anahtarı Kürdistan’dadır” ifadelerini kullandı.
Milis gruplarla diyalog
Bağdat’taki milis gruplarla olan ilişkilere de değinen Zebari, çoğu grupla iletişim kanallarının açık olduğunu belirtti.
Zebari, “Buradaki etkilerimizi biliyorlar ve bize farklı bir hesapla yaklaşıyorlar. Bizimle diyalog kurmak isteyen çok kesim var. ABD çekildikten sonra Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıların durması için görüşmelerimiz sürüyor ancak bazı olaylar bazen tarafların iradesi dışında da gelişebiliyor” dedi.
Mülakatın sonunda, KDP ve KYB adına ortak bir dil kullanıp kullanmadığı sorusuna esprili bir dille “Neredeyse öyle, ben vekilim” yanıtını veren Zebari, Kürtlerin Bağdat’ta daha güçlü olmalarının tarihi bir gereklilik olduğu mesajını yineledi.


