Irak Başbakanı Su İşleri Danışmanı Turhan Müftü, Türkiye ile imzalanan 15 yıllık çerçeve mutabakatı kapsamında su projelerinin finansmanı için günlük 30-35 bin varil petrol gelirinin aktarıldığı özel bir fon kurulduğunu ve uygulamanın 1 Eylül itibarıyla yürürlüğe girdiğini duyurdu. Türkiye’den sağlanan yüksek akış ve yağışlar sayesinde barajlardaki doluluk oranının geçen yıla kıyasla 7 ila 8 kat arttığını belirten Müftü, Fırat Nehri'nden saniyede 1000 metreküpü aşkın su bırakıldığını kaydetti.
Irak Başbakanı Su İşleri Danışmanı Turhan Müftü, Rûdaw’a verdiği özel mülakatta, iki ülke arasında uzun yıllardır müzakere edilen su yönetimi ve altyapı iş birliğinde somut bir mekanizmaya geçildiğini vurguladı.
Bağdat yönetiminin Türkiye ile su paylaşımı ve arazi ıslahı süreçlerini bütçe bürokrasisine takılmadan finanse etmek amacıyla "Çin modeli"ne benzer özel bir finansman havuzu oluşturduğunu belirten Müftü, fonun detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
"Irak’ın ihraç ettiği günlük petrolden yaklaşık 30-35 bin varillik kısmın geliri doğrudan bu fona tahsis ediliyor. Türk şirketlerinin Irak’ta ve Kürdistan Bölgesi’nde hayata geçireceği baraj inşası, arazi ıslahı ve atık su arıtma tesisleri gibi altyapı projelerinin hak edişleri bu fondan karşılanıyor. 1 Eylül'de yürürlüğe giren bu sistem sayesinde hem teknoloji transferi güvenceye alınıyor hem de su seviyesinin korunması sağlanıyor."
Fırat ve Dicle’den saniyede 1500 metreküpten fazla akış
Geçmiş hükümetler döneminde Türkiye ile resmi bir su kotası anlaşması bulunmadığına, ilk kez mevcut mutabakat zaptı ile matematiksel bir ihtiyaç formülasyonunun kayda geçirildiğine dikkat çeken Müftü, son yağışlar ve Ankara ile sağlanan koordinasyon neticesinde baraj havzalarındaki rezervin mükemmel seviyeye ulaştığını bildirdi.
Fırat ve Dicle nehirlerinden Irak’a saniyede toplam 1500 ila 1600 metreküpün üzerinde su aktığını ifade eden Müftü, sadece Fırat üzerindeki akışın saniyede 1000 metreküpü aştığını ve Hadise Barajı’nın yüzde 80 doluluk oranına ulaştığını aktardı.
Türkiye ile tesis edilen güven ortamının 15 yıllık mutabakatı gelecekte stratejik bir bağlayıcı anlaşmaya dönüştürebileceğini kaydeden Iraklı yetkili, benzer bir mekanizmanın ilerleyen süreçte Karun Nehri’nin Şattülarap’a geri döndürülmesi hedefiyle İran ile de gündeme gelebileceğini ifade etti.
Irak Başbakanı Su İşleri’nden Sorumlu Danışmanı Turhan Müftü, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Irak, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine en fazla maruz kalan beş ülkeden biri. Irak’taki çevre, iklim ve özellikle su durumunu konuşmak üzere Irak Başbakanı Su İşleri Danışmanı Sayın Turhan Müftü’yü ağırlamaktan mutluluk duyuyorum. Sayın Turhan, röportajımıza hoş geldiniz.
Turhan Müftü: Çok teşekkür ederim, hoş bulduk.
Rûdaw: Geçtiğimiz yıl Irak, ülke genelinde su durumunun kötü olduğunu açıklamıştı. Şu anda durum nasıl?
Turhan Müftü: Su durumu şu anda çok daha iyi. İzleyicilerin zihninde net bir tablo oluşması için şöyle açıklayayım: Geçen yaz son 35 yılın en sıcak yazıydı; ondan önceki kış ise son 92 yılın en az yağış alan kışıydı. Aşırı sıcakları ve yağış azlığını aynı anda yaşadık. Bunların tamamı, Irak’ı özellikle bölgede ve dünya genelinde iklim değişikliğinin etkilerine en çok maruz kalan beşinci veya altıncı ülke konumuna getiren sürecin sonuçlarıdır. Geçen yaz su durumu kötüydü; ancak komşu ülkelerle neredeyse günlük olarak yürüttüğümüz temas ve takipler sayesinde bu krizi aşabildik. Bu yıl ise durum farklı; sevk etmeye veya kullanıma (üretime) elverişli su miktarımız geçen yılın yaklaşık yedi katı. Dolayısıyla bu yıl su durumu iyi.
Rûdaw: Yüzey sularını mı yoksa yeraltı sularını mı kastediyorsunuz?
Turhan Müftü: Hayır, barajlarda ve çöküntü havzalarında depolanan suyu kastediyorum. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla elimizde 7 ila 8 kat daha fazla su var. Örneğin geçen yıl 3 milyar metreküp suyumuz varsa, bu yıl yaklaşık 20 milyar metreküp suyumuz bulunuyor. Tabii konuyu somutlaştırmak adına bu rakamları varsayımsal birer örnek olarak veriyorum.
Rûdaw: Peki gerçek rakam nedir?
Turhan Müftü: Gerçek rakam son derece rahatlatıcı ve mükemmel seviyede. Ancak bu, genel durumun hep böyle devam edeceği anlamına gelmiyor; çünkü iklim değişikliği Irak ve bölge için artık mevcut bir gerçeklik. Bilimsel araştırmalar, iki yağışlı yılın ardından üç veya dört yıl kuraklık yaşayabileceğimize işaret ediyor. Geçen kış oldukça yağışlı geçti ve bu yıl daha fazla yağış olmasını öngörüyorum; fakat yağış azlığının yaşanabileceği sonraki yıllar için şimdiden hazırlık yapmamız gerekiyor.
Rûdaw: Şu anda depolanan su miktarı ne kadar?
Turhan Müftü: Şu anda barajlarımız neredeyse tamamen dolmuş durumda ve günlük su salımı yapıyoruz. Başta Zap, Dicle ve Diyala üzerindeki barajlar olmak üzere barajlarımızın çoğu yarıya yakın dolu. Fırat Nehri üzerindeki Hadise Barajı yaklaşık yüzde 80 doluluk oranına ulaştı ve Fırat’tan hâlâ yüksek miktarda su akışı geliyor. Örneğin geçen yılın bu döneminde Fırat’tan bırakılan su saniyede 250-300 metreküpü geçmezken, şu anda saniyede 1000 metreküpü aşıyor.
Rûdaw: Saniyede bin metreküp mü?
Turhan Müftü: Evet, saniyede.
Rûdaw: Bu artış Türkiye ile aranızdaki bir anlaşmanın sonucu mu?
Turhan Müftü: Anlaşmanın yanı sıra bu yıl oldukça yağışlı geçti. Hem Fırat hem de Dicle üzerinde yüksek miktarda su salımı var ve durum gayet rahat. Özellikle Dicle üzerindeki barajların dolmasının yanı sıra, fazla suyun büyük bir kısmını Sersar Havzası’na aktardık, şimdi de Habbaniye Havzası’nı dolduruyoruz. Ayrıca geçen yaz su seviyesi yüzde 17’nin altına düşen güneydeki bataklıkların (Ehvar) yüzde 58’i yeniden suyla doldu. Dolayısıyla bize ulaşan yüzey suyu miktarı mükemmel düzeyde.
Rûdaw: Türkiye ile yaptığınız anlaşma konusuna dönecek olursak; su salımının saniyede 1000 metreküpe ulaştığını söylediniz. Bu miktar Dicle ve Fırat nehirlerinin toplamı mı?
Turhan Müftü: Hayır, şu anda sadece Fırat Nehri üzerinde saniyede 1000 metreküpten fazla su akışımız var.
Rûdaw: Aranızdaki anlaşmaya göre Türkiye tarafının bırakması gereken su miktarı ne kadar?
Turhan Müftü: Tabloyu netleştirmek adına her röportajımda tekrarladığım bir hususu belirteyim: Medyada ve sosyal medyada pek çok kişi "Irak’ın su payı" hakkında sorular soruyor. Bilginiz olsun ki Irak’ın hiçbir zaman belirlenmiş sabit bir su payı olmadı; çünkü Türkiye ile su konusunda önceden imzalanmış resmi bir anlaşması yok. Sürekli "Irak’ın Türkiye veya İran’dan alacağı su payı nerede?" diye soruluyor. Irak devletinin kuruluşundan bu yana su payına dair hiçbir anlaşma yapılmamıştır.
Türkiye ile tek anlaşma 1946 tarihli Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşması’dır; o dönemde de bölge "taşkın bölgesi" olarak görülüyordu ve suyla ilgili madde Irak olarak bizim lehimize değildi. İran ile ise 1975 Cezayir Anlaşması var; o da toplam 40 nehir ve kol karşısında sadece 5 nehirden bahsediyor. Birbirini izleyen hükümetler su payı meselesini dikkate almamıştı.
İlk kez, Sayın Sudani başkanlığındaki önceki hükümet döneminde imzalanan ve Sayın Zeydi hükümeti döneminde yürürlüğe giren resmi bir antlaşma niteliğinde olmayan mutabakat zaptı çerçevesinde su payına bir atıf yapıldı. Bu da Irak’ın kendi içinde belirlediği matematiksel bir denkleme dayanıyor. Yani Irak bu denklem üzerinden bir rakam çıkarıyor ve bırakılacak su miktarının belirlenmesi için bu rakamı Türkiye tarafına iletiyor.
Rûdaw: Peki bu rakam nedir?
Turhan Müftü: Bu değişken bir rakam.
Rûdaw: Örneğin şu an için kaçtır?
Turhan Müftü: Şu anda su açısından rahat bir dönemdeyiz ve Irak herhangi bir rakam sunmadı; çünkü bu rakamlar gerçek bir su sıkıntısı yaşandığında devreye sokuluyor. Bugün Dicle ve Fırat’tan bize saniyede 1500 ila 1600 metreküpten fazla su ulaşıyor, dolayısıyla bu mekanizmayı devreye sokmadık. Ancak kuraklık yaşandığında veya su seviyesi Irak devletinin istediği düzeyin altına düştüğünde bu formül kullanılıyor. Örneğin saniyede 1000 metreküpe ihtiyacımız varsa ve halihazırda saniyede 1500 metreküp geliyorsa, gidip "Bana 1000 lazım" diye rakam vermem. Bırakın su aksın, bizim için hiçbir sorun yok; çünkü suyu depolayacak havzalarımız ve barajlarımız mevcut.
Rûdaw: Sayın Turhan, bunun bir anlaşma değil mutabakat zaptı olduğuna değindiniz. Türkiye ile aranızdaki bu metnin stratejik bir anlaşmaya dönüşmesinin önündeki engeller nelerdir?
Turhan Müftü: Genel olarak su anlaşmaları, ülkeler arasındaki en karmaşık anlaşmalar arasında yer alır. Doğrudan anlaşmaya geçmek zordur; çünkü Irak devletinin temelinde daha önce yapılmış hiçbir anlaşma, hatta birbirini izleyen hükümetler döneminde imzalanmış bir ön mutabakat zaptı dahi yoktur. Bu nedenle doğrudan bir antlaşma veya sözleşmeye geçmek güçtür; nihayetinde bu konuda tüm taraflarda bir direnç söz konusu oluyor. Biz de bu yüzden işe mutabakat zaptı ile başladık.
Rûdaw: Süresi ne kadar?
Turhan Müftü: Süresi 15 yıldır ve uzatılabilir. Mevcut veya gelecek hükümetler döneminde karşılıklı güven tesis edildikten sonra resmi bir anlaşmaya dönüştürülebilir. Çünkü açık konuşmak gerekirse, su kullanımı konusunda ne Irak ile Türkiye arasında ne de Irak ile İran arasında tam bir güven var. Güven köprülerinin kurulmasıyla birlikte bu metin çok kolay bir şekilde resmi anlaşmaya dönüşebilir.
Rûdaw: Bu mutabakat zaptına göre Türkiye, Irak’ta baraj inşa edecek mi?
Turhan Müftü: Mutabakat zaptı, altyapı ortaklığına ilişkin önemli bir madde içeriyor. Bu şu anlama geliyor; su projelerimizin veya arazi ıslahı projelerimizin bir kısmı Türk tarafına verilebilir. Zira bu projeler her halükarda Irak hükümeti tarafından ihaleye çıkarılıyor. Bunun karşılığında ise su seviyesinin korunmasının yanı sıra teknoloji ve uzmanlık transferi konusunda garanti sağlanıyor.
Rûdaw: Ancak Türk şirketlerini getirmek için bir fon kurulması kararlaştırılmıştı?
Turhan Müftü: İşte bahsettiğim tam olarak bu.
Rûdaw: Baraj inşası amacıyla Türk şirketlerini getirmek için kurulacak fonun uygulanmasında hangi aşamaya gelindi?
Turhan Müftü: Çin-Irak fonu deneyimine benzeyen ve eylül ayında yürürlüğe giren tamamlayıcı bir fonumuz var. Fikir şu şekilde ortaya çıktı: Irak’ta bütçe her zaman gecikir, su projelerini genel bütçeye bağlamak bu projelerin aksamasına yol açabilirdi. Bu nedenle Türkiye ile Irak arasındaki çerçeve anlaşması uyarınca su projelerini finanse etmek amacıyla özel bir fon veya muhasebe birimi kurulması fikrini sundum.
Diyelim ki günde 30 ila 35 bin varil petrol satıyoruz; bu kısmın geliri doğrudan fona tahsis ediliyor. Bu parayı doğrudan Türkiye’ye vermiyorum. Yani örneğin günde 3 milyon varil petrol ihraç ediyorsak, bunun 30-35 bin varillik kısmının geliri bu fona aktarılıyor. Türk şirketlerinin Irak’ta yürüteceği su projelerinin hakedişleri bu fondan finanse ediliyor. Bu sistem 1 Eylül itibarıyla yürürlüğe girdi.
Rûdaw: Irak’ın şu anda Türk tarafından hayata geçirmesini istediği projeler hangileri?
Turhan Müftü: Şu anda Semave, Divaniye ve Kürdistan Bölgesi’nde, ayrıca yanlış hatırlamıyorsam Musul’da bir dizi su depolama barajı projesi var. Bunların yanı sıra Garraf, Amara ve Havice’deki büyük stratejik arazi ıslahı projeleri ile Vasıt ve diğer vilayetlerdeki atık su arıtma tesisleri bulunuyor.
Rûdaw: Üzerinde anlaşmaya varılan baraj sayısı kaçtır?
Turhan Müftü: Beş su depolama barajı ile başladık, ilerleyen süreçte bu sayının artma ihtimali var.
Rûdaw: Üç yıllık bütçe kapsamında Kürdistan Bölgesi’nde baraj inşa projelerinin uygulanması kararlaştırılmıştı, bunlar neden şimdiye kadar hayata geçirilmedi?
Turhan Müftü: Sanırım su depolama veya elektrik üretimi amaçlı iki baraj vardı ve bunlar Türkiye ile yapılan mutabakat zaptı kapsamına dahil edildi. Mutabakat zaptının yürürlüğe girmesine ilişkin prosedürler nedeniyle bir miktar gecikme yaşandı. Şimdi tamamlanmaları ümit ediliyor.
Rûdaw: Irak’ta şu anda çölleşme oranı nedir?
Turhan Müftü: Bu konuda net olmak gerekirse; bizde Suudi Arabistan’da olduğu anlamda bir çöl, yani coğrafya derslerinde okuduğumuz türden bir "çöl bölgesi" yok. Bizde tam çölleşme oranı oldukça düşüktür.
Rûdaw: Oran kaçtır?
Turhan Müftü: Şu an kesin oranı hatırlamıyorum, mevcut çölleşme boyutundan kendimizi koruyabiliriz ancak bizde "çölleşmenin ilerlemesi" sorunu var. Yani daha önce ekili olan bazı arazilerin çölleşmeye yüz tutması durumu mevcut.
Rûdaw: Çölleşmenin ilerleyişini hangi bölgelerde görüyoruz?
Turhan Müftü: Örneğin Musul’un batısı, Selahaddin ve tüm güney bölgelerinde bunu görüyoruz ki bu da iklim değişikliğinin bir etkisidir. 2000 yılı öncesine dönersek, Irak’ın 30 milyon dönümden fazla ıslah edilmiş tarım arazisi vardı; sanırım 2003 yılında bu rakam 16 milyon dönüme düştü. İklim değişikliği ve su miktarına bağlı olarak şu anda faydalanılan alanlar daha da az.
Evet, şu an rahatlatıcı miktarda suyumuz var ama bu, özellikle gelecek yıl veya sonraki yıllarda kuraklık yaşanacağını bilirken tüm suyu salacağımız anlamına gelmez. Dolayısıyla tarıma elverişli arazilerin yüzölçümünde bir düşüş var; çünkü gerçekte Irak devleti bizzat üretimi sınırlandırıyor. 2000 yılı öncesindeki anlayış, Irak’ın en büyük sebze ihracatçısı ülkelerden biri olması yönündeydi ve bu yüzden çok geniş alanlar ıslah edilmişti. Ancak ambargo dönemleri ve sonuçlarının ardından, Irak’ın ihracat kapasitesinin kalmaması nedeniyle ıslah edilen arazi oranı da düştü.
Rûdaw: Ancak çölleşme oranına ilişkin sorumu yanıtlamadınız.
Turhan Müftü: Bizde yüzde 100 anlamında bir çölleşme yok, açıkçası tam rakamı hatırlamıyorum ama yüzde 11 ila 12 arasında olabilir. Fakat bu büyük bir krizde olduğumuz anlamına gelmez; çünkü geniş ıslah edilmiş arazilerimiz var ve mevcut çöl alanları bizi doğrudan etkilemiyor. O arazileri korumak benim için sorun teşkil etmiyor, ancak çölleşmenin tarım arazilerine doğru ilerlemesini durdurmamız şart.
Rûdaw: Çölleşmenin yayılmasını önlemek için bir planınız var mı?
Turhan Müftü: Evet, elbette. Çölleşmenin yayılmasını durdurmaya yönelik planlarımız hazır. Mevcut çöl alanlarının olduğu gibi kalmasında bir sakınca yok, ancak yayılmasının durdurulması gerekiyor ki asıl önemli olan da budur.
Rûdaw: Türkiye tarafını konuştuk; peki yılın birçok döneminde Irak’a akan su kaynaklarını kesen İran tarafı ile durum nedir?
Turhan Müftü: İran tarafı, Irak’ın toplam suyunun yaklaşık yüzde 12’sini, sadece Dicle havzasını baz alırsak yüzde 20’sini sağlıyor. Geçmiş dönemlerde bu konudan dolayı çok sıkıntı çektik. Bu nedenle hükümet, Türkiye ile imzalanan çerçeve anlaşmasına benzer bir mutabakat zaptı taslağı hazırladı; bunun İran tarafıyla da imzalanma ihtimali var. Ancak hükümet önce Türkiye ile yapılan mutabakatın olumlu sonuçlarını değerlendirmeyi bekliyor, ardından İran tarafıyla da aynı adım atılabilir.
Rûdaw: "İhtimali var" dediniz, şu anda bu taslak üzerinde çalışılıyor mu?
Turhan Müftü: Evet, taslak hazır ancak bölgenin mevcut durumu süreci etkiliyor. İran savaş durumundayken bir mutabakat zaptı imzalama sürecine girilemez; zira şu an onların öncelikleri farklı olabilir.
Rûdaw: İran tarafı Irak ile su konusunda bir mutabakat zaptı imzalamaya hazır mı?
Turhan Müftü: Aldığımız izlenimlere ve görüşlere göre hazırlar. Masadaki fikirlerden biri de, Karun Nehri’nin yatağının eskiden olduğu gibi yeniden Şattülarap’a dökülecek şekilde geri çevrilmesi ihtimalidir ki bu bizim için son derece önemlidir.
Rûdaw: Neyin karşılığında?
Turhan Müftü: Mutabakat zaptının onaylanıp yürürlüğe girmesi karşılığında.
Rûdaw: Başbakan Su İşleri Danışmanı Sayın Turhan Müftü, çok teşekkür ederiz.
Turhan Müftü: Rica ederim, ben teşekkür ederim.


