Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Sabah Numan, Şengal Anlaşması’nın üç ay içinde tamamen uygulanacağını ve bölgedeki silahlı güçlerin silahlarını teslim ederek resmi güvenlik sistemine dahil olacağını açıkladı.
Uluslararası Koalisyon güçlerinin 30 Eylül itibarıyla Irak’tan çekilmesiyle birlikte silahlı grupların silah bırakmama yönündeki tüm bahanelerinin ortadan kalktığını belirten Numan, Nuceba Hareketi de dahil olmak üzere tüm gruplarla açık diyalog yürütüldüğünü ve şu ana kadar silah teslimini reddeden hiçbir grubun olmadığını söyledi.
Numan ayrıca, ABD, Türkiye ve Güney Kore ile yapılan anlaşmalar kapsamında ilk gelişmiş hava savunma sisteminin birkaç ay içinde Irak’a ulaşacağını ve bu sistemin Kürdistan Bölgesi de dahil tüm Irak hava sahasını koruyacağını vurguladı.
Erbil’de Rûdaw’a verdiği röportajda Nalin Hesen'in sorularını yanıtlayan Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Sabah Numan; IŞİD’in mevcut durumu, Peşmerge ile kurulan ortak tugaylar, hava savunma sistemleri, Şengal’in geleceği ve devlet dışı silahların kontrol altına alınması süreçlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Sabah Numan Rûdaw’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Irak bugün, sınırların kontrolü, silahın devlet tekelinde toplanması ve iç güvenlik dosyaları açısından belirleyici bir güvenlik aşamasından geçiyor. Bu hassas dosyaları, özel röportajımızın konuğu olan Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Sabah Numan ile ele alacağız. Sayın Tümgeneral, hoş geldiniz.
Sabah Numan: Merhabalar, çok teşekkür ederim.
Rûdaw: Mevcut aşamayı güvenlik açısından nasıl tanımlıyorsunuz? Irak bugün nasıl bir süreçten geçiyor?
Sabah Numan: Çok teşekkürler. Size ve Rûdaw TV ekibine selamlarımı iletiyorum; bu konferans vesilesiyle bulunduğumuz Erbil’deki misafirperverliğiniz için teşekkür ederim. Açıkçası Irak’ta güvenlik durumu genel anlamda kayda değer bir istikrara kavuştu. Bu istikrar, Irak güvenlik güçlerinin ve onların arkasında duran Irak halkının, terör örgütlerinin kökünü kazımak ve güvenliği sağlamak için verdiği zorlu mücadelenin ardından geldi.
Elbette Irak güvenlik güçlerinin önünde hâlâ bazı zorluklar var. Ancak terör örgütleriyle yürütülen uzun soluklu mücadelede kazanılan saha tecrübesi ve bu savaşla eş zamanlı olarak inşa edilen güvenlik sistemi, bu zorluklarla başa çıkmamızı sağlıyor. Bölge genel olarak çalkantılı bir süreçten geçse de, Irak’ın bu krizin doğrudan merkezine çekilmemiş olması şimdiye kadar bizim için önemli bir kazanımdır. Evet, yaşananlardan etkilendik; ancak şükürler olsun ki Irak’ın geçmişte yaşadıkları ve çevremizdeki ülkelerin durumuyla kıyaslandığında, tüm bu bölgesel tehditlerin ortasında Irak’ın bugünkü güvenlik durumu oldukça iyidir.
Rûdaw: Sayın Tümgeneral, şu anda en büyük güvenlik tehditleri ve zorluklar nelerdir?
Sabah Numan: Mevcut şartlara ve eldeki verilere göre tehdit tanımlarımızı güncellediğimiz bir süreçteyiz. Geçmişte bir dönem birinci tehdit terördü. Bugün terör örgütünün durumuyla ilgili değerlendirmemiz şudur: Örgüt artık Irak, Irak toplumu ve güvenlik durumu için bir tehdit oluşturmuyor. IŞİD varlığını sürdürse de, Irak Silahlı Kuvvetleri’nin tüm birimlerince yürütülen operasyonlar ve örgütün barınabileceği uygun ortamın ortadan kaldırılması sayesinde eski etkisini tamamen yitirmiştir.
Bugün belki de en büyük tehdit olarak uyuşturucu sorunuyla karşı karşıyayız. İçişleri Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Teşkilatı ve ilgili tüm kurumlar bu dosya üzerinde titizlikle çalışıyor ve çok önemli sonuçlar elde etti. Öte yandan Uluslararası Koalisyon’un çekilmesi ve görevinin sona ermesi, Irak güvenlik güçlerinin kapasitesinin ve başarısının bir kanıtıdır. Bu çekilme takvimi rastgele belirlenmedi; güvenlik komutanlarımızın kapsamlı inceleme ve değerlendirmeleri ile Uluslararası Koalisyon’la varılan mutabakat temelinde hayata geçirildi.
Rûdaw: Ancak Sayın Tümgeneral, bu çekilmenin ardından IŞİD tehdidi yeniden gündeme gelmeye başladı. Şu anda Irak’ta IŞİD tehdidinin boyutu nedir ve örgüt özellikle hangi coğrafi bölgelerde bulunuyor?
Sabah Numan: IŞİD, Irak’ta büyük bir tehdit oluşturmuyor. Ne mevcut aşamada ne de gelecekte bu terör örgütünün herhangi bir yeri kontrol etmesi ya da ülkenin durumu üzerinde etkili olması söz konusu değildir. Evet, zaman zaman şurada burada yalnızca varlıklarını kanıtlamak ve “hâlâ buradayız” mesajı vermek amacıyla bazı eylemler gerçekleştirebilirler; ancak bunlar büyük bir güvenlik tehdidi boyutuna ulaşamaz. Örgüt unsurlarının bulunduğu noktalar Irak güvenlik kurumlarınca biliniyor ve tespit edilmiş durumda.
Bugün özel ve nitelikli operasyonlarda uzmanlaşmış bir Irak Terörle Mücadele Teşkilatımız var. Bu kurum, geçmiş döneme kıyasla oldukça yeni bir istihbarat sistemi, vizyon ve yöntemle çok üst düzeyde çalışıyor. Düşmanın niyetlerini sürekli okuyor ve her gün çok sayıda önleyici operasyon gerçekleştiriyor. Artık yalnızca “tepki” operasyonlarından, güvenlik güçlerimizin özellikle Terörle Mücadele güçlerimizin düşman varlığını tespit ettiği bölgelerde yürüttüğü “önleyici” operasyonlar aşamasına geçmiş durumdayız.
Rûdaw: IŞİD’in şu anda Irak için bir tehdit oluşturmadığını belirttiniz. Peki tüm Irak coğrafyasında IŞİD mensuplarının veya uyuyan hücrelerinin sayısı yaklaşık olarak kaçtır?
Sabah Numan: Yaklaşık bir rakam vermek gerekirse, elimizde net bir sayı yok. Ancak örgütün sayısından veya varlığından daha önemli olan husus, örgüt ideolojisinin ve radikal düşüncenin yayılmasını engelleme kapasitemizdir. Güvenlik güçlerimizin ve ilgili kurumların üzerinde çalıştığı yeni strateji de budur: Radikal ideolojiye sahip yapıların yayılmasını önlemek. Geçmiş yıllarda gençlerin kandırılarak terör örgütüne katılmasında bu ideoloji rol oynamıştı.
Bugün kesintisiz operasyonlarımız ve kapasitemiz sayesinde örgütün ne coğrafi ne de sayısal bir tehdidi kalmıştır. Örgütün eskisi gibi bir üye sayısı yok. Biz bugün radikal düşünceyi tamamen kökünden kazıma aşamasında çalışıyoruz.
Rûdaw: Yüzlerce mi, binlerce mi? Örneğin Suriye’deki raporlar, IŞİD mensuplarının sayısının 2 binden 10 bine çıktığına işaret ediyor. Irak’ta durum nedir?
Sabah Numan: Terör örgütü Irak’ta bozguna uğratılıp yenilince doğal olarak Suriye’ye geçti; çünkü orada istikrarsız bir durum vardı ve barınmaları için uygun bir ortam oluşmuştu. Ancak bugün Suriye’deki duruma ilişkin değerlendirmemiz, örgütün orada da o kadar güçlü olmadığı yönündedir. Orada yeni hükümetin çabaları var ve güvenlik kapasiteleri gelişmeye başladı.
Örgüt bugün zayıf, kırılgan bölgeler ve elverişli ortamlar arıyor. Değerlendirmelerimize göre örgüt şu anda Afrika’da, özellikle Sahel bölgesinde aktif; çünkü o bölgelerde ekonomik durum ve güvenlik yapısı oldukça kırılgan. Oraya yerleşmeye ve mesajlarını oradan vermeye çalışıyor. Elimizdeki raporlar, Irak’ta örgütün büyük bir etkisi, tehdidi veya güçlü bir operasyon kapasitesi olmadığını gösteriyor. Hatta Suriye’de bile örgütün birçok elebaşı, Irak tarafının ve Terörle Mücadele Teşkilatı istihbaratının sağladığı bilgiler doğrultusunda öldürülerek etkisiz hale getirildi.
Rûdaw: Suriye ile aranızda ortak bir koordinasyon var mı?
Sabah Numan: Geçmiş dönemde bu istihbarat bilgileri Uluslararası Koalisyon’a gönderiliyordu ve koalisyon güçleri, özellikle Amerikalılar, Suriye’de operasyonlar düzenleyerek örgütün birçok liderini hedef alıyordu. Bugün Irak sınırları içinde hiçbir IŞİD lideri yok. Kalanlar, yalnızca gözden uzak durmaya çalışan, tabiri caizse hayatta kalmak ve kaçmak için fırsat kollayan birkaç küçük gruptan ibaret.
Rûdaw: Uluslararası Koalisyon’un Irak’tan çekilmesinin ardından, terörle mücadele konusunda Suriye tarafıyla aranızda bir koordinasyon kaldı mı?
Sabah Numan: Bugün Irak ile Suriye arasındaki ilişkiler yeni bir ivme kazandı. Her iki taraf da birbirine açık. Sayın Başbakan’ın vizyonu, Irak’ın çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak ortak çıkarlar temelinde dengeli bölgesel ilişkiler inşa etmektir.
Özellikle ekonomik ilişkiler güvenlik ilişkilerine de doğrudan yansır; çünkü ekonomi büyümek için güvenli bir ortama ihtiyaç duyar. Bugün Suriye ile siyasi ve ekonomik düzeyde ilişkilerimiz çok iyi. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, bize Suriye üzerinden yeni bir ihracat kapısı açtı. İlgili bakanlıklar ve ekonomi kurumları, gerek petrol tankerleriyle gerekse Baniyas üzerinden geliştirilmesi planlanan boru hattıyla Suriye üzerinden ihracatı artırmak için mevcut güvenlik istikrarını ve koordinasyonu değerlendirmeye çalışıyor. Dolayısıyla güvenlik kurumları olarak bizler, bu ortamın ve ekonomik ortaklığın güvenliğini sağlamaktan ve sürdürmekten sorumluyuz.
Rûdaw: Kerkük vilayetinin bazı bölgelerinde IŞİD hareketliliğinin arttığı gözlemleniyor. Bunlarla nasıl mücadele ediyorsunuz?
Sabah Numan: Hayır, bunlar şehir merkezinden uzak, kırsal ve sapa bölgelerdeki unsurlardır. Kerkük’ün doğusu, özellikle dağlık alanlar, hâlâ onlar için bir sığınak olarak görülüyor. Ancak Terörle Mücadele güçlerimiz ve diğer güvenlik birimlerimiz bölgede her gün operasyon düzenliyor. Saklandıkları mağaralar Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından bombalanıyor. Dolayısıyla IŞİD’in hareketliliğini tamamen kontrol altına aldığımızı söyleyebilirim.
Rûdaw: Irak ordusu ile Peşmerge Güçleri arasında iki ortak tugay kurulması kararlaştırılmıştı. Bu iki tugay kuruldu mu ve şu anda güvenlik boşluğu bulunan bölgelerde konuşlandılar mı?
Sabah Numan: Bu tugaylar kuruldu ve mevcuttur. Bu adım, gerek merkezi hükümette gerekse Kürdistan Bölgesi’nde, tüm Irak güvenlik sistemindeki yüksek koordinasyonun, güvenlik iş birliğinin ve milli bilincin bir ürünüdür. Ortak güvenlik önemi taşıyan bölgeler için Birinci ve İkinci Tugay olmak üzere iki ortak tugay kurduk. Bu birlikler, Kerkük ve Musul operasyon komutanlıklarının sorumluluk alanları içinde, özellikle Kerkük’ün ve Musul’un kuzeyindeki çok kritik bölgelerde görev yapıyor.
Bu iki tugay, merkezi hükümet ile Kürdistan Bölgesi güçleri arasındaki sınır hattındaki tüm güvenlik boşluklarını kapattı. Bu hat, bir dönemde örgütün Kerkük, Diyala veya Musul’da terör eylemleri gerçekleştirmek için rahatça hareket edebildiği kolay bir bölgeydi. Bugün Kürt, Arap ve diğer bileşenlerden oluşan bu iki karma tugay, kendi sorumluluk alanlarını başarıyla koruyor. Bir hafta önce Kürdistan Bölgesi’ne, Erbil’e yaptığımız ziyarette çok önemli bir güvenlik toplantısı gerçekleştirdik ve birçok dosyayı ele aldık. Bu dosyalardan biri de söz konusu iki tugaya hem insan gücü hem de başta termal kameralar olmak üzere teknik ekipman açısından verilen desteğin artırılmasıydı.
Rûdaw: Uluslararası Koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından ABD uçaklarının Irak hava sahasında uçuşlarına devam ettiği yönünde haberler var. Bu raporlar ne kadar doğru? Eğer doğruysa bu uçuşlar sizinle koordinasyon içinde mi yapılıyor?
Sabah Numan: Bunları biz de medyadan duyuyoruz. Bölge genel olarak karmaşık bir süreçten geçiyor ve bölge ülkelerinin hava sahaları ihlal ediliyor. Bu istikrarsız ortam, uçaklar ve uçuşların niteliği konusunda belirsizlik ve bilgi kirliliği yaratıyor. Şükürler olsun, çok yakında hava savunma sistemlerimiz ve gelişmiş radarlarımız bize ulaşacak. Irak hava sahasında tam egemenliği sağlamak için çalışıyoruz. Tam egemenliğimizin bir parçası da, Irak hava sahasındaki her türlü uçuşun yalnızca Irak hükümetinin ve ilgili güvenlik kurumlarının onayıyla gerçekleşmesidir.
Rûdaw: Hava savunma sistemleri Irak’a ne zaman ulaşacak ve ne tür sistemler olacak?
Sabah Numan: Geçtiğimiz dönemde ABD, Türkiye ve Güney Kore ile sözleşmeler imzaladık. Sayın Başbakan’ın ABD’ye son ziyaretinde de Irak’a gelişmiş hava savunma sistemlerinin tedariki görüşüldü. Hava savunma sistemi; radar, insansız hava araçları, silahlar ve önleyici füze bataryalarından oluşan entegre bir sistemdir.
Irak Savunma Bakanlığı bünyesindeki Hava Savunma Komutanlığı’nın bu sistemi geliştirmek için altı yıllık stratejik bir planı vardı; aynı standartlar ve hedefler korunarak bu süre üç yıla indirildi. Ayrıca Başbakan’ın talimatıyla hava savunma sistemlerinin alınması için özel bir mali fon tahsis edildi. Şükürler olsun, önümüzdeki birkaç ay içinde ilk hava savunma sistemi Irak’a ulaşacak.
Rûdaw: Bu sistemler, Kürdistan Bölgesi hava sahası da dahil olmak üzere tüm Irak hava sahasını saldırılara karşı koruyabilecek tam kapasiteye sahip mi?
Sabah Numan: Kesinlikle. Bu sistem, orta ve uzun menzilli radarlardan, önleyici füze sistemlerinden ve İHA savar sistemlerinden oluşuyor. Hava Savunma Komutanlığı’nın planlaması doğrultusunda çeşitli bölgelere konuşlandırılacaklar. Bu süreç, merkezi bir komuta-kontrol, radar yerlerinin belirlenmesi ve savunma sistemlerinin doğru biçimde dağıtılmasını gerektiriyor. Sistemler, Kürdistan Bölgesi de dahil olmak üzere tüm Irak hava sahasının tam egemenliğini ve korunmasını garanti altına alacak şekilde konuşlandırılacak.
Rûdaw: Bildiğiniz üzere Sayın Tümgeneral, koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından bu ayın 8’inde Erbil yakınlarındaki bir kamp bombardımana ve saldırıya maruz kaldı. İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları neden devam ediyor? Hükümet olarak tutumunuz nedir?
Sabah Numan: Hükümet bu saldırıları zamanında açıkça kınadı. Devletin vizyonu ve kararı dışında gerçekleşen her türlü eylem, ister Irak’ın içinden ister dışından kaynaklansın, kesinlikle reddedilir. Irak topraklarının komşu ülkeleri tehdit etmek için bir sıçrama tahtası olarak kullanılmasına izin vermeyeceğimizi defalarca vurguladık. Ancak aynı zamanda, ister Kürdistan Bölgesi’nde ister başka bir yerde olsun, Irak topraklarının İran veya başka herhangi bir ülke tarafından hedef alınmasına da kesinlikle müsamaha göstermeyiz.
Irak hükümetinin politikası budur: Egemenliğimiz nettir; dış müdahaleye izin vermediğimiz gibi bölgesel çatışmaların bir parçası haline gelmeye de izin vermeyiz. Bugün Başbakan liderliğindeki Irak hükümeti, bölgede çözümün ve istikrarın bir parçası olmak için çalışıyor. Dolayısıyla Irak topraklarına yönelik her türlü saldırı veya tehdit kabul edilemez. Hükümet, bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek için diplomatik kanallar üzerinden çalışmalarını sürdürüyor.
Rûdaw: Şengal’de durum nasıl? Şengal Anlaşması ne zaman uygulanacak?
Sabah Numan: Şengal’in kendine özgü bir durumu vardı ve bir süre karmaşık bir süreç yaşandı. Ancak yeni hükümetin vizyonu, Sayın Başbakan’ın bölgedeki taraflarla yaptığı görüşmeler ve Irak güvenlik güçlerinin güvenliği sağlama kapasitesine dair garanti alan Türkiye tarafıyla varılan mutabakat sonucunda, üç ay içinde bölgedeki üsler ve noktalar Irak güvenlik güçlerine teslim edilecek.
Ayrıca Şengal’den bir heyet Sayın Başbakan’ı ziyaret etti ve hükümetin silahı devlet tekelinde toplama planı doğrultusunda silahlarını teslim ederek Irak güvenlik sistemine dahil olma sözü verdi. Hükümetin Kürdistan Bölgesi’ndeki ilgili makamlarla, Musul vilayetiyle ve Şengal’deki taraflarla yürüttüğü bir dizi prosedür de devam ediyor.
Rûdaw: Sözlerinizden anlaşmanın üç ay içinde tamamen uygulanacağını anlıyorum; doğru mu?
Sabah Numan: Şükürler olsun, evet.
Rûdaw: Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) tüm üyeleri Irak ordusuna mı yoksa Haşdi Şabi Heyeti’ne mi bağlanacak?
Sabah Numan: Bu konu, hükümetin silahları devletin resmi güvenlik kurumları çatısı altında kontrol etme ve düzenleme prosedürleri kapsamında yürütülüyor. Bağdat’ta daha önce üç önemli silahlı grup için yapıldığı gibi, bu süreci yöneten özel merkezi komiteler var. Başbakan’ın doğrudan gözetimi ve takibi altında çalışan merkezi komite, Şengal’deki silahlı unsurların ve silahların Irak güvenlik sistemi çerçevesinde düzenlenmesi için gerekli adımları atıyor.
Rûdaw: Edindiğim bilgilere göre Haşdi Şabi Heyeti bünyesine dahil edilecekler?
Sabah Numan: İlkesel olarak Haşdi Şabi Heyeti bünyesine dahil edilecekler. Ancak bugün Haşdi Şabi’nin yasa tasarısı da hazırlanmış durumda; şükürler olsun parlamentoda onaylanacak ve Haşdi Şabi Heyeti’nin örgütsel ve komuta yapısı yeniden düzenlenecek. Genel olarak şunu söyleyebilirim: Onlar Irak’ın resmi güvenlik sisteminin bir parçası olacak ve Haşdi Şabi de bu resmi sistemin bir parçasıdır.
Rûdaw: Türk güçlerinin Başika’dan çekilmesinin Şengal dosyası ve Şengal Anlaşması ile bir bağlantısı var mı?
Sabah Numan: Hayır. Bu konu, Irak’ın kendi topraklarında her türlü yabancı askeri varlığı reddetmesiyle ve Irak güvenlik güçlerinin ülkeyi koruma, güvenliği sağlama ve komşu ülkelere yönelik her türlü saldırıyı önleme kapasitesine ulaşmış olmasıyla ilgilidir.
Rûdaw: Son olarak, silahın devlet tekelinde toplanması konusuna ilişkin birkaç soru sormak istiyorum. Silahların devlet kontrolüne alınması süreci neden gelecek yıla ertelendi?
Sabah Numan: Aslında ortada ertelenen belirli bir tarih yoktu; biz bir takvim değil, prosedürler belirledik. Silahın yalnızca Irak’ın resmi güvenlik güçlerinin elinde olması konusunda güçlü bir hükümet iradesi, Başbakan’ın kararlılığı, Şii Merciiyetin talebi ve tam bir siyasi ve toplumsal mutabakat var.
Zamanlama konusuna gelince; açıkçası bazı silahlı gruplar, Irak topraklarında yabancı güçlerin varlığını ve egemenliğin eksik olduğunu öne sürerek silah bırakmamak için bunu bahane ediyordu. Ancak 30 Eylül’den sonra koalisyon güçlerinin çekilmesi ve Irak’ta hiçbir yabancı askeri üssün kalmamasıyla birlikte hükümet, Uluslararası Koalisyon dosyasını kapatma konusundaki samimiyetini kanıtladı ve bu silahlı grupların önündeki tüm bahaneleri ortadan kaldırdı. Bu gruplar da hükümetin adımlarının ne kadar samimi ve ciddi olduğunu kendi gözleriyle gördü; böylece silahların düzenlenmesi sürecine ilişkin müzakereler başladı.
Rûdaw: Koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından hangi silahlı gruplarla görüşüldü?
Sabah Numan: Müzakereler koalisyon güçleri çekilmeden önce de vardı. Tüm gruplarla görüşmeler yapıldı.
Rûdaw: Hâlâ silah teslim etmeyi reddeden silahlı gruplar var mı?
Sabah Numan: Şu ana kadar bu konuyu reddeden hiçbir grup yok. Verilen süre de hükümetin iyi niyetinin ve bu silahlara nasıl bir ciddiyet ve saygıyla yaklaştığının göstergesidir. Çünkü bu silahlar, IŞİD’in bozguna uğratılmasında güvenlik güçlerimize destek olmuş, bu uğurda şehitler ve yaralılar vermiş saygın bir mücadelenin parçasıdır. Hükümet bu özveriye ve fedakârlığa saygı duyar. Dolayısıyla tüm bu prosedürler, yöntemler ve tanınan süre, hükümetin bu dosyaya iyi niyetle yaklaşmasının sonucudur.
Rûdaw: Yani buradan tüm grupların istisnasız olarak silahlarını teslim etmeye hazır olduğunu mu anlamalıyım?
Sabah Numan: Şu ana kadar tüm gruplar, hepsi...
Rûdaw: Nuceba Hareketi de buna dahil mi?
Sabah Numan: Evet, evet; hepsiyle açık diyalog yürütülüyor. Halkın ve Merciiyetin talebi, herkesin bu sürece katılması ve güvenlik kararının yalnızca Irak’ın anayasal kurumları ile resmi güvenlik güçlerinin elinde olması noktasında son derece belirleyicidir.
Rûdaw: Belirlenen süreye kadar silah teslim etmeyi reddedecek herhangi bir gruba karşı askeri güç kullanma niyeti veya planı var mı?
Sabah Numan: Şükürler olsun, herkesin buna hazır olmasını ümit ediyoruz. Elimizdeki göstergelere ve bize ulaşan mesajlara göre, 30 Eylül’den ve hükümetin koalisyon dosyasını başarıyla kapatmasından sonra herkes hükümetin güvenliği sağlama kapasitesine ve rolüne inanıyor. Bize ulaşan mesajlar olumlu yönde; şükürler olsun, böyle bir ret durumuyla karşılaşmayacağız. Ancak böyle bir durum yaşanırsa-ki bu yalnızca bir varsayımdır ve başka yöntemlere başvuracağımız bir noktaya gelmeyeceğimizden eminim-o zaman Irak Ceza Kanunu ve silahın devletin elinde olması konusundaki toplumsal mutabakat belirleyici olacaktır.
Rûdaw: Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Sabah Numan, bu röportajda konuğum olduğunuz için size çok teşekkür ediyorum. Baş göz üstüne geldiniz.
Sabah Numan: Çok teşekkür ederim, selamlarımı sunuyorum, Allah razı olsun.


