Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şahab, Kürdistan Bölgesi memurlarının maaş ve mali haklarının siyasi anlaşmazlıklardan, petrol meselesinden ve sınır kapıları konularından ayrı tutulması gerektiğini belirtti. Şahab ayrıca, iç meseleleri çözüme kavuşturmak ve parlamentoyu yeniden aktifleştirmek amacıyla gelecek hafta üst düzey dörtlü bir toplantı yapılacağını doğruladı.
Rûdaw TV’de yayımlanan "Rûdawî Emro" programına konuk olan Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şahab, Irak’ın 2027 bütçe taslağı, Bağdat ile ilişkiler, iç siyasi gelişmeler ve Rojhılat partileriyle yaşanan gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Irak Maliye Bakanlığı’ndan sızdırılan 2027 bütçe taslağının tek taraflı hazırlandığını ve mevcut haliyle parlamentodan geçmeyeceğini vurgulayan Şahab, Bağdat’ta bulunan Kürdistan Bölgesi Hükümeti heyetinin Federal Başbakan ile olumlu bir anlayış birliği içinde olduğunu söyledi.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin memur maaşlarının siyasi krizlerden, gümrük ve petrol dışı gelir tartışmalarından tamamen ayrılması gerektiği yönündeki net tavrını hatırlatan Şahab, Bağdat ziyaretinde ayrıca yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılması ve ABD güçlerinin çekilmesi sonrasında Peşmerge ile Irak ordusu arasındaki güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi konularında mutabık kalındığını aktardı.
Kürdistan Bölgesi’ndeki iç siyasi durumu ve hükümet kurma çalışmalarını da değerlendiren Şahab, parlamentonun aktif olmamasının Bölge’nin elini zayıflattığını kabul etmekle birlikte, Bağdat karşısında anayasal hakların korunması noktasında tüm bakanlık ve heyetlerin "tek bir ekip" olarak hareket ettiğinin altını çizdi. Gelecek hafta Neçirvan Barzani, Mesrur Barzani, Bafıl Talabani ve Kubad Talabani arasında gerçekleştirilecek olan üst düzey dörtlü zirveye ilişkin oldukça iyimser olduğunu belirten Sözcü Şahab, bu düzeyde bir toplantının yapılmasının önceden bir yol haritasının belirlendiğine ve parlamentonun yeniden aktifleştirilmesi için uygun zeminin hazırlandığına işaret ettiğini ifade etti.
Başkan Neçirvan Barzani’nin MERI Forumu’nda Rojhılat partilerine yönelik "sorumsuzca davrandılar" şeklindeki eleştirisine de açıklık getiren Şahab, bu sözlerin KDP-İ veya Komala gibi ana partilerin resmi tutumlarına değil, bölgesel savaşın başlangıcında sosyal medyada paylaşılan "Facebookvari şovlara" yönelik olduğunu belirtti.
Gerçek bir askeri gücün hedefini vurmadan önce sosyal medyada şov yapmayacağını kaydeden Şahab, bu tür sorumsuz görüntülerin uluslararası medyada Kürdistan Bölgesi’nin tarafsızlığını sorgulattığını, İran’ın askeri tepkisine yol açtığını ve hem Kürdistan Bölgesi’ni hem de Rojhılatlı Kürtleri tehlikeye attığını vurguladı.
Bölgede yaşanan savaş ve çatışmalar nedeniyle Kürdistan Bölgesi’nin tarafsız kalmasına rağmen bombardımanlara maruz kaldığını ve sivil kayıplar verdiğini hatırlatan Şahab, tüm bu tehditlere karşı hem uluslararası müttefiklerle hem de Tahran yönetimiyle en üst düzeyde diplomatik girişimlerde bulunulduğunu söyledi. Silahlı mücadelenin sonunda mutlaka diyalog kapısına varılması gerektiğini kanıtladığını ifade eden Dilşad Şahab, Kürdistan Bölgesi’nin Suriye’de ve Türkiye’deki barış sürecinde üstlendiği yapıcı rol gibi, uygun şartlar oluştuğunda Tahran ile olan iyi ilişkilerini Rojhılat’taki Kürt meselesinin barışçıl çözümü için de seferber edeceğini ve Kürdistan Bölgesi’nin dünyadaki her Kürt için en büyük umut kaynağı olduğunu sözlerine ekledi.
Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şahab Rûdaw TV’de yayımlanan "Rûdawî Emro" programına konuk olarak Nwenar Fatih’in sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Sayın Dilşad, Kürdistan Bölgesi için çok önemli olan 2027 bütçe yasa tasarısıyla başlamak istiyorum. Şu anda Irak Maliye Bakanlığı’ndan sızdırılan ve hazırlık aşamasında olan bu bütçe tasarısı, Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile Federal Hükümetin mali konuları düzenleyeceği temel metin. Ancak şu an KDP fraksiyonu buna oy vermeyeceğini söylüyor, diğer Kürdistani fraksiyonlar da rahatsız. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı, Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile koordineli olarak bu yeni sorun için ne yapıyor?
Dilşad Şahab: Teşekkürler. Biz o kardeşlerimizin, yani Kürdistani fraksiyonların, tüm fraksiyonların yükünü hafifletmek istiyoruz. Bu sorunun bu haliyle parlamentoya gitmesine izin vermemeliyiz; aksi takdirde oy vermeseler bile oy vermemek çözüm olmayacaktır. Bu nedenle herkes, tasarı yasalaşmadan ve parlamento tartışmalarına girmeden önce Kürdistan Bölgesi’nin haklarının yasa tasarısında güvence altına alınması için çaba göstermelidir. Yoksa Kürdistani fraksiyonların tamamı oy vermese bile bütçe geçebilir; o zaman bu sadece bir tavır kaydı olarak kalır ki biz o duruma gelmek istemiyoruz.
Doğası gereği bu şu an sadece bir taslaktır ve tek bir tarafça hazırlandığı için eksik olması veya üzerinde çekincelerin bulunması normaldir. Ancak bu taslak hazırlandıktan sonra Kürdistan Bölgesi Hükümeti heyeti Bağdat’ı ziyaret etti, Bağdat’taki Kürt bakanlar da toplantıda hazır bulundu. İyi bir toplantı gerçekleştirildi ve bu taslakta değişiklik yapılması konusunda olumlu bir anlayış birliği var.
Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın da hükümet heyeti ve Sayın Zeydi ile yakından takip ettiği, bizim için en etkili ve üzerinde durulması gereken birinci nokta şudur: Memurların hak ve alacakları, yani Kürdistan Bölgesi memurlarının ve maaşlı çalışanlarının maaş ve mali hakları ayrı tutulmalıdır. Bu ayırma konusunun siyasi sorunlara bağlanmaması gerektiği her zaman söylenir; aslında siyasi sorunlar çözüme doğru gidiyor ama daha büyük konulara da bağlanmamalıdır.
Bu güvence ne zaman sağlanır? Kürdistan Bölgesi memurlarının maaşları Irak memurlarının maaşlarıyla bir tutulduğu zaman. Irak’ın parası varsa kendi memurlarının ve Kürdistan Bölgesi’nin maaşlarını dağıtır, yoksa da kısacası bu, iyi olması beklenen ayrı bir konudur. Yarın ASYCUDA sisteminde, gümrükte veya başka bir yerde sorun çıkıp çıkmayacağına bağlanmamalıdır. Şu an çalışmalar bu yöndedir ve bu görüş de karşılık bulmaktadır. Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin eli güçlüdür, yükümlülüklerimizi yerine getirdik; veriler, tüm bilgiler ve Kürdistan Bölgesi’nin üzerine düşen her türlü yasal yükümlülük eksiksiz uygulandı. Sayın Federal Başbakan’ın yaklaşımından ve atılan adımlardan dolayı taslakta yer alanlardan çok daha iyimseriz; emin olun o taslak bu şekliyle geçmeyecek.
Rûdaw: Peki, Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani Bağdat’a yaptığı son ziyarette Irak Egemenlik Günü’ne katıldı ve orada Irak Federal Başbakanı ile görüştü. Görüşmede neler konuşuldu?
Dilşad Şahab: Egemenlik konusu ve bu vesileyle düzenlenen etkinlikte Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın katılımı, öncelikle Sayın Zeydi hükümetini desteklemek adına olumlu bir mesajdı. Görüşmede hem Kürdistan Bölgesi’ni hem de tüm Irak’ı ilgilendiren birkaç önemli başlık ele alındı. Bunlardan biri yasa dışı grupların silahsızlandırılması konusuydu. Bu konu baş başa yapılan görüşmede de -basına kapalı olduğu için bahsetmeye iznim var mı bilmiyorum ama- çok ciddi şekilde ele alındı ve üzerinde duruldu. Başbakan iyimserdi ve Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı da desteğini güçlü şekilde yineledi. Hatta bazı tarihlerden bile bahsedildi; umarım bu gerekli ve önemli adım o tarihlerde başarılı olur, önemli olan görüşlerin bu yönde olmasıdır.
Hükümet kabinesinin tamamlanması, yani mevcut boşlukların doldurulması konuşuldu. ABD güçlerinin çekilmesinin ardından boşluk oluşmasını engellemek için Kürdistan Peşmerge Güçleri ile Irak güçleri arasında gerekli olan ortak güvenlik ve askeri işbirliği hazırlıkları ele alındı. Konuşulan tüm bu konularda, komşularımızla ilişkilerde ve ortak meselelerin ele alınış biçiminde görüşler son derece gerçekçiydi. Başbakan’ın görüşleri yapıcı, bu nedenle biz de kendisini destekliyoruz ve geçmişte sürekli tekrarlanan bir dizi sorunun Sayın Zeydi hükümeti döneminde çözüme kavuşturulmasını umuyoruz.
Rûdaw: Ancak Kürdistan’daki farklı siyasi tarafların tamamı, Bağdat’tan Kürdistan Bölgesi’nin yetkilerini ve gelirlerini azaltmaya yönelik sürekli bir çaba olduğu konusunda hemfikir. Bu durum bölgesel şartlarla mı ilgili, yoksa KDP ile KYB arasındaki anlaşmazlık Kürdistan Bölgesi’ni Bağdat karşısında ne kadar zayıflattı?
Dilşad Şahab: Şüphesiz şu an aktif bir parlamentomuz, seçimlerden sonra yeni parlamentodan güvenoyu almış bir hükümetimiz olsaydı elimiz çok daha güçlü olurdu. Etkisi olmadı diyebilir miyim? Hayır, elbette etkisi oldu ama bunun bir de diğer yüzü var: Kürdistan Bölgesi’nin anayasal statüsünü ve haklarını korumaya yönelik hayati meselelerde Kürdistan Bölgesi tek bir statü ve resmi bir kurum olarak hareket etmiştir. Yani burada medyamızda veya Kürdistan Bölgesi’nin içinde hissedilen o bölünmüş siyasi atmosfer, Bağdat ile muhatap olunduğunda daha azdır ve duruşumuz tek bir Bölge şeklinde olmuştur.
Bugüne kadar Federal Hükümet ile ilişkileri ilgilendiren konuların hiçbirinde tek bir parti gidip görüşme yapmamıştır; gidenler Kürdistan Bölgesi Hükümeti heyeti olmuştur ve her seferinde uzmanlık ve ihtiyaca göre hükümet içindeki taraflar da yer almıştır. Örneğin; Maliye Bakanı gittiğinde hükümet adına heyete başkanlık etmiştir, İçişleri Bakanı hükümet adına gitmiştir. Divan Başkanı, Bakanlar Kurulu Sekreteri, Planlama Bakanlığı ve diğerlerinin yer aldığı Kürdistan Bölgesi Hükümeti heyetlerinin tamamı tek bir ekip olarak hareket etmiştir.
Bu bir mücadeledir; mücadelenin temeli nedir? Anayasa bu konuların çözümü için genel bir çerçeve çizmiştir ancak şu ana kadar anayasa -uygulanmadı demek az kalır- basit bir dille detaylandırılmamıştır bile. Çünkü anayasanın tüm temel maddelerinde "bu konu bir yasayla düzenlenir" deniyor fakat bu yasalar çıkarılmadı. Bir anayasa var ama aynı zamanda halen yürürlükte olan bir dizi eski yasa da var. O yasaların tamamı eski merkeziyetçilik ve merkezi otorite temeli üzerine kurulmuştur ve halen durmaktadır. Evet, bu mücadele ve tehlike vardır; biz kendi anayasamıza sahip olana ve kendi haklarımızı kendimiz koruyana kadar da bu tehlike her zaman kalacaktır. Ancak bunun karşısında yasal açıdan ve hazırlık açısından güçlü bir duruş da mevcuttur.
Ben durumu Kürdistan Bölgesi’ni ortadan kaldırmaya yönelik bir komplo olduğu düzeyinde görmüyorum; çünkü şu an Irak siyaset sahnesinde son 100 yıldan ders çıkarmış bilinçli insanlar var. Başlangıç noktasına dönüp tekrar "Irak’ta Kürtlere farklı bir gözle bakılsın" derlerse, eminim ki bu ne uygundur ne de gerçekleşebilir. Ne Kürdistan bu kadar zayıf bir durumdadır ne de bu şekilde düşünenlerin Bağdat’ta öyle bir gücü vardır. Orada burada cılız sesler olabilir ama buna karşılık hakların kalıcılaşması fırsatı, mevcut tehlikelerden çok daha fazladır.
Rûdaw: Ancak kendi iç durumumuz pek iyi değil, bunun Kürdistan Bölgesi’ne zarar verdiği konusunda hemfikiriz. Edindiğim bilgilere göre gelecek hafta Sayın Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani ile Bafıl Talabani ve Kubad Talabani arasında dörtlü bir toplantı yapılması planlanıyor. Bu, parlamentonun yeniden aktifleştirilmesi için bir karar toplantısı olacak mı? Kürdistan halkı iyimser olsun mu?
Dilşad Şahab: Bizzat liderlerin ağzından da az çok ifade edildiği üzere, toplantının yapılacak olması tek başına sadece "iyi bir şey" demek değildir; mesele sadece görüşmek olsaydı her zaman iletişim var, dün ve önceki gün onlarca saat bir aradaydılar, tartışıyorlar ve farklı görüşleri paylaşıyorlar. Ancak bu kadar üst düzeyde bir oturumun yapılmasında kesinlikle bir netlik vardır, nereye gidileceğine dair bir yol belirlenmiştir. Ben de buna inanıyorum ve iyimser bakıyorum; toplantının yapılması için uygun bir zemin olmasaydı gerçekleşmesi mümkün olmazdı. Dolayısıyla evet, iyimser bakıyorum.
Rûdaw: Onlarca saatlik tartışmadan bahsettiniz; son iki günde MERI Forumu tartışmalar için bir fırsat oldu ve pek çok bilgi gündeme geldi. Ancak Erbil’de bir toplantı yapıldığında ve Kürdistan’ın farklı parçalarından siyasi taraflar katıldığında, katılma fırsatı bulamayan diğer tüm siyasi tarafların da katılmak istediğini, davet edilmediklerinde ise sitem ettiklerini görüyoruz. Bunun iyi bir yanı var; Erbil’in Kürdistan’ın dört parçasında merkez alındığının göstergesidir. Fakat bu kez sitemler oldu; Başkan Barzani’nin Ofisi (Baregay Barzani) de dün bir açıklama yayımlayarak Kürdistan’ın tüm parçalarındaki siyasi çoğulculuğun gözetilmediğini ve tüm parçaların temsil edilmediğini belirterek bu konudaki endişesini dile getirdi. Sizin görüşünüz nedir?
Dilşad Şahab: Endişe MERI Forumu’na yöneltilmiştir; ben MERI adına cevap vermeyeceğim ama şunu söyleyeceğim: O endişeye iki açıdan bakabiliriz. Barzani Ofisi Kürtlerin evidir, Kürdistan’ın tüm parçalarından oraya yönelim vardır ve bu sevindirici bir durumdur. Sayın Başkan Barzani’nin konumunun, öneminin, ulusal meselelere yaklaşımının ve aynı zamanda tüm komşularla iyi komşuluk ilişkilerini koruma hassasiyetinin bulunduğu bir merci olması çok önemlidir. Komşularınızı memnun ederken kendi halkınızı, milletinizi ve kardeşlerinizi de koruyarak tüm bunlar arasında bir denge kurabilmek çok mühimdir. Benim anladığım kadarıyla Kürdistan’ın diğer parçalarındaki bazı Kürt tarafları katılma beklentisi içindeydi ve sitemlerini oraya ilettiler; Kürtlerin sitem ve şikayetlerinin dinlendiği bir yerin olması çok güzeldir.
İster bu forum olsun ister başka forumlar, bu tür buluşmaların Erbil’de yapılması, tüm farklı görüşlerin bir araya gelmesi ve bir tehdit ya da endişe kaynağı oluşturmadan Kürtlerin birliği ve beraberliğinin konuşulması çok önemlidir. Yanılmıyorsam Sayın DEM Parti Eşbaşkanı konuşurken Türkiye Konsolosu da salonda oturuyordu ve durum gayet normaldi; o kendi gönlünden geçenleri ve düşüncelerini söyledi, katılımcılardan da olumlu görüşler geldi. Kısacası bu tepkinin doğru bir sahiplenme olduğunu düşünüyorum. Bu görüşlere saygı duymak herkesin hakkıdır ve fırsat doğduğunda herkes için fırsat olmalıdır; görüşüm bu şekildedir.
Rûdaw: Rojhılat hakkında bir soru sormak istiyorum. Sayın Dilşad, siz Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsüsünüz ve biliyorsunuz ki Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Neçirvan Barzani’nin MERI’deki konuşmasında kullandığı "Rojhılat partileri sorumsuzca davrandı" cümlesi Rojhılat partilerini rahatsız etti. Oysa Komala ve İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), savaş süresince defalarca bu savaşın kendi savaşları olmadığını ve bunun bir parçası olmayacaklarını açıkladı. Hatta KDP-İ Genel Sekreteri Sayın Mustafa Hicri savaşın hemen başında "Biz vekalet savaşı yürütmüyoruz" dedi. Kürdistan Bölgesi Başkanı, Rojhılat’ın bu iki ana partisinin tutumundan haberdar mıydı?
Dilşad Şahab: Cevaba geçmeden önce Kürdistan Bölgesi’nin tutumundan ve konumundan bahsetmeliyiz. Bir Kürt olarak, bence sizin için ve sesimizi duyan tüm izleyiciler için de öyledir; Kürtlerin yüzlerce yıllık mücadelesinin ürünü olan, Kürdistan Bölgesi’nde somutlaşan ve şu an Irak anayasasında yasal bir çerçeveye kavuşan bu kazanımı, sorunlarla ve karmaşayla dolu hassas bir bölgede korumak, Kürtlüğe samimiyetle bakan herkesin temel amacıdır. Sadece Kürtler değil, Kürtlerin dostları da Kürdistan Bölgesi’ne bu gözle bakmaktadır ve bunu söylemek Kürdistan Bölgesi açısından bencillik değildir.
Yasa ve anayasaya göre Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın birinci görevi bu Bölge’yi ve çıkarlarını korumaktır. Bunun yanı sıra Kürdistan Bölgesi Başkanı attığı tüm adımlarda, nerede olursa olsun Kürtlerin haklarına cesurca sahip çıkmıştır; ancak her birine kendi şartlarına ve uygun zamana göre yaklaşmıştır. Rojava’daki kazanımlara veya Türkiye’deki barış sürecine bakarsak; Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın yapabildikleri, o ülkelerin yetkilileriyle kurduğu iyi ilişkiler sayesinde olmuş ve bu iyi ilişkileri kardeşlerimize fayda sağlayacak şekilde hizmete sunmuştur.
Suriye’de değişim yaşandığında, Irak’ta hala yeni Suriye ile ilişki kurulup kurulmayacağı tartışılıyordu; bazı Iraklı siyasetçiler Sayın Şara’nın Irak çevrelerinde kabul görmeyeceğini ve kendisiyle muhatap olunmayacağını söylüyordu. O günlerde Kürdistan Bölgesi Başkanı, Suriye Dışişleri Bakanı’nı ağırladı ve ardından Sayın Şara ile görüşmeler gerçekleştirdi. Bu sürekli iletişim ve güven, dünyaya, komşularımıza, bölge halklarına, Türklere, Araplara, Farslara ve diğer halklara şunu söylemek için bir örnektir: Kürtlere Kürdistan Bölgesi’nde olduğu gibi kendi kendini yönetme fırsatı verilirse, Kürtler kimse için tehdit olmaz ve Kürdistan hiçbir taraf için tehlike oluşturmaz. Bu iyi ilişki sayesinde, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın Sayın Şara ile yaptığı ve benim de bizzat hazır bulunduğum iki görüşmede, Suriye’de Kürtçenin nasıl güçlendirileceğinin detayları tartışıldı; bu vizyon olmasaydı belki onlar da bu adımlara hazır olmazlardı.
Şu an Türkiye’deki barış sürecinde üstlenilen rol, her iki tarafın da kabul ettiği bir güvenin sonucudur; çünkü doğru bir siyasettir. Türkiye’deki kardeşlerimizi savunuyoruz ama nasıl? Haklarına barışçıl bir şekilde ve diyalog yoluyla ulaşmalarına yardımcı olarak. Silah, tehdit ve devlet yıkma dönemi kapanmıştır ve veriler bunu kanıtlamaktadır.
Bahsetmek istediğim bir gerçek var: Şubat ayının sonunda savaş ihtimali belirdiğinde ve savaş başladığında, dünyanın önde gelen onlarca güvenilir medya kuruluşu Kürdistan Bölgesi’ne geldi. Bir arkadaşımın verdiği istatistiğe göre şu ana kadar 45 uluslararası haber ajansı Kürdistan Bölgesi’ne geldi ve hepsi Kürdistan Bölgesi’nin savaş meydanı olacağına dair bir tablo çizmenin peşindeydi. Başkanlıkta bizimle röportaj yaptılar ve Bölge’nin tutumunun ne olduğunu sordular. Savaş başlayıp ilk saldırı gerçekleştiğinde biz "tarafsız kalacağız" dedik; ancak bize videolar gösterip "Ne tarafsızlığı, işte Kürt güçleri falan filan yerlerde şov yapıyor ve hazır bekliyor!" diyorlardı.
Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın bahsettiği şey bu tür şovlardı ve o şovu yapanlar da bunu kendileri çok iyi anlıyor! Sayın Başkan’ın sözü şuydu: Sosyal medyada yaptıkları ve konuştukları şeyler, yani o şovlar; çünkü gerçek bir güç askeri bir hedefi vurmak isterse, öncesinde gidip sosyal medyada şov yaparak hem kendini hem de Kürdistan Bölgesi’ni tehlikeye atmaz. Şimdi de yüz kere daha da söylüyoruz; o şovun İran Kürdistanı’ndaki kardeşlerimizin zararına, Kürdistan Bölgesi’nin zararına ve Kürtlerin itibarının zararına sonuçlandığına inanıyoruz. Çünkü hiçbir uluslararası hukukta, birinin evinde kalıp oradan komşusuna saldırmak diye bir şey yoktur; bunu kimse kabul etmez ve Kürdistan Bölgesi de kabul etmez.
Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın söylediği yasal bir duruştur; Irak’ın İran ile güvenlik anlaşması vardır ve Kürdistan Bölgesi de bunun bir parçasıdır. Bir aşamada bu anlaşmaların uygulanmasında yardımcı olan güçlere teşekkür de edilmiştir ki bu olaylardan önceydi. Söylemek istediğim şu ki bu, İran Kürdistanı’ndaki kardeşlerimizin haklarını görmezden gelmek değildir; Kürdistan Bölgesi Başkanı bir gün o ülkenin özgün şartlarına göre ve uygun bir yöntemle haklarının güvence altına alınması gerektiğini daha önce de açıkça vurgulamıştır.
Bölge Başkanı tüm konuşmalarında şunu tekrarlar: Kürt meselesi çözülmeden huzurlu ve istikrarlı bir Orta Doğu inşa edilemez. Kürt sorunu inkarla ve savaşla çözülmez ama aynı zamanda Facebook şovlarıyla da çözülmez. Bu haklar her zaman bizim ilgi alanımızdadır. Kürdistan Bölgesi’nin Tahran ile sahip olduğu iyi ilişkilerin, oradaki kardeşlerimizin meselesinin barışçıl çözümüne hizmet etmesi için herkes yardımcı olmalıdır.
Dolayısıyla bizim nezdimizde ayrım nettir: Aramızdaki kardeşliği düşünen ve Sayın Neçirvan Barzani’nin Kürt davasına olan samimiyetini bilenlerin görüşlerine saygı duyuyor ve haklarını korumanın önceliklerimiz arasında olduğundan emin olmalarını istiyoruz; ancak Facebook’ta yapıldığı gibi işlerin arkasında başka niyetler varsa, bunlar bizim için üzerinde konuşmaya bile değmez.
Rûdaw: Öyleyse kısaca iki sorum kaldı; Sayın Neçirvan Barzani’nin İran İslam Cumhuriyeti ile iyi ilişkileri olduğu açık, peki Rojhılat partileriyle ilişkileri nasıl?
Dilşad Şahab: Bölgede yaşanan bu savaşa kadar bizim resmi ilişkimiz, Kürdistan Bölgesi’nin de resmi temsilcisinin bulunduğu Irak ve İran arasındaki güvenlik anlaşmasının uygulanmasıydı. Savaş patlak vermeden önce Tahran’a gittiğimizde, İranlı yetkililer anlaşmanın uygulanmasındaki tutumundan dolayı Kürdistan Bölgesi’ne teşekkür ettiler; partilerdeki o saygıdeğer isimlerin bir kısmı da bu süreçte yardımcı oldu. Çünkü Rojhılat’taki kardeşlerimiz yardımcı olmasaydı anlaşma bu kadar kolay uygulanamazdı. Umudumuz, her yerdeki kardeşlerimizin Kürdistan Bölgesi’nin resmi ve anayasal statüsünü, özgün durumunu ve Irak ile komşularımıza karşı yükümlülüklerini gözetmeleridir; çünkü sonuçta Kürdistan Bölgesi korunduğunda tüm parçalardaki Kürtler bundan fayda görür.
Rûdaw: Sayın Neçirvan Barzani MERI Forumu’nda "Rojhılat için bir umut var" dedi ve İranlı yetkililere de Kürt sorununun inkarla çözülemeyeceğini söyledi. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı, Rojhılat partileri ile İran arasında müzakere zemini hazırlayabilir mi?
Dilşad Şahab: Şu an bölgede olağanüstü bir durum, savaş ve karmaşa var; böyle bir zamanda derhal yeni bir sürecin başlaması mümkün değildir ancak hedef budur ve bir gün gerçeğe dönüşecektir. Bu da Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü ve başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere komşularımızla dostane ilişkilerimizi koruyarak bilinçli bir şekilde olacaktır. Eminim ki o mesaj sadece sonuçsuz bir şov için durumu bozmak isteyen kişilere yönelikti; yoksa ana aktör taraflar durumun önemini biliyor ve bizim de onların tutumuna saygımız var.
Rûdaw: İran birkaç gün önce, 8 Ekim'de bile Erbil’de kadın ve çocukların bulunduğu, Birleşmiş Milletler’in de tanıdığı Rojhılatlı mültecilerin kampını bombaladı; üstelik partiler silahlı faaliyet yürütmediklerini söylüyor. İran size bu saldırıları ne zaman durduracağını söyledi mi?
Dilşad Şahab: Bu olağanüstü bir durumdur. Savaş sonucunda ne yaşanırsa yaşansın, biz hiçbir tarafın yanında yer almadığımız halde bizim yerlerimiz de bombalandı ve bu konuda birçok mesaj teati edildi. Büyük bir karmaşanın tam ortasında olduğunuzda savaşın kıvılcımlarının size sıçramaması imkansızdır. Yaşananlara rağmen bu kayıpların meşru olduğunu veya kurban olmayı hak ettiğimizi düşünmüyoruz, ancak yine de Kürdistan Bölgesi’nin en az zararla çıktığı kanaatindeyim.
Rûdaw: Kıvılcım konusunda size katılmıyorum; savaşı ABD başlattı ve 23 askeri öldü ama Kürdistan Bölgesi’nde 32 kişi şehit oldu ve 156 kişi yaralandı. Yani aralarında kadın, çocuk ve Peşmergelerin de bulunduğu Kürdistan’daki kurbanların sayısı tüm Körfez ülkeleri ve ABD’den daha fazla...
Dilşad Şahab: Tüm bu olaylarda Kürdistan Bölgesi’nin net bir tutumu oldu; biz kimseye vatandaşlarımızı öldürmesi için mazeret üretmiyoruz! Açıklamalarımız, itirazlarımız ve tavrımız oldu; dünyadaki dostlarımıza ve İran İslam Cumhuriyeti’ndeki komşularımıza yüz yüze söyledik, tehditlerin ortadan kalkması için bu konular üzerinde çok çetin tartışmalar yürütüldü. Sanki ben buna inanıyormuşum gibi benden mazeret istemeyin! Ben olayların tam kalbindeyiz diyorum; sınırlarımızda savaş var, gökyüzümüzde İHA’lar ve füzeler dolaşıyor. Tüm bu olaylarda Kürdistan Bölgesi resmi olarak toprağını, vatandaşlarını ve mültecilerini korumuştur.
Rûdaw: İran’ın güvenlik anlaşması kapsamında Rojhılat partileriyle ilgili yeni bir talebi var mı?
Dilşad Şahab: Savaşa kadar Tahran yetkilileri anlaşmanın uygulanmasında Kürdistan Bölgesi’nin rolüne saygıyla bakıyordu ve her şey iyi gidiyordu; ancak savaş sırasında yapılan o sonuçsuz açıklamalar ve şovlara karşı askeri tepkiler oluştu. Temel soru şudur: Kürdistan Bölgesi’nin, Kürdistan halkını ve Rojhılat’taki kardeşlerimizi korumak adına bu savaşa katılmama kararı doğru muydu, değil miydi? Bana göre bu en zor sınavdı ve bundan büyük bir başarıyla çıktık, Rojhılat’taki kardeşlerimiz de bundan fayda gördü. Sayın Tuncer (Bakırhan), Kürdistan Bölgesi Başkanı ile görüşmesinde, karmaşık bir savaşta taraf olmaması nedeniyle Türkiye’de halk düzeyinde Kürtlerin bu tutumuna büyük bir takdirle bakıldığını ifade etti.
Rûdaw: Sayın Dilşad, Kürdistan Bölgesi’nin Rojhılat’taki Kürt meselesinin İran ile barışçıl çözümü için desteğinin süreceğine dair ne gibi bir güvence veriyorsunuz?
Dilşad Şahab: Gerçekler olaylar temelinde kanıtlanır; Kürdistan Bölgesi’nin Rojava’daki kardeşlerimizi desteklemek için attığı adımlar veya Türkiye’deki barış sürecinde oynadığı rol bu inancın kanıtıdır. Onlarca yıllık dağ ve silahlı mücadele tecrübesi, bizi nihai çözüme yalnızca diyalog kapısının ulaştıracağını kanıtladı. Bir gün Rojhılat’ta da Kürt meselesinin çözümü için fırsat doğacağına inanıyoruz ve Kürdistan Bölgesi, bölge yetkilileri ve halkları nezdindeki güveni ve güçlü konumu sayesinde tüm imkanlarını seferber edecektir. Dünyaya, Kürtlerin yetki sahibi olduğunda kimse için tehlike oluşturmadığını ve barış eli uzattığını kanıtladık; Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü koruyarak bu rolü oynamaya devam edebiliriz.
Rûdaw: Öyleyse Kürdistan Bölgesi’nin Rojhılat için en iyi destekçi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Rojhılat halkı "Kendimizi yalnız hissediyoruz ve umudumuz Kürdistan Bölgesi’nde" diyor.
Dilşad Şahab: Benim inancım, Kürdistan Bölgesi’nin nerede olursa olsun her Kürt için en iyi destekçi olduğudur. Washington’da, Avrupa’da ve dünyanın en uzak noktalarında her Kürt nasıl Kürdistan Bölgesi’ne umut gözüyle bakıyorsa, Kürdistan Bölgesi İran Kürdistanı’ndaki kardeşlerimiz de dahil olmak üzere dünyanın her yerindeki Kürtler için umut kaynağıdır.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Sayın Dilşad Şahab Rûdawî Emro programına katıldığınız için çok teşekkür ederim.
Dilşad Şahab: Bu fırsat için teşekkürler, memnun oldum.

