Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Irak Temsilci Yardımcısı Toby Harward, Kürdistan Bölgesi’nde yaklaşık 280 bin Rojavalı ve Suriyeli mültecinin yaşadığını belirterek, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin hiçbir mülteciyi zorla geri göndermeyeceği konusunda güvence verdi.
14 Ekim 2026 Çarşamba günü Rûdaw TV sunucusu Dilbixwîn Dara’nın sorularını yanıtlayan Harward, Rojavalı ve Suriyeli mültecilerin mevcut durumunu değerlendirdi.
2012 ve 2013 yıllarından bu yana yaklaşık 280 bin Suriyeli mültecinin Kürdistan Bölgesi’ne sığındığını ve şu ana kadar yalnızca 10 bin civarında kişinin resmî olarak geri döndüğünü belirten Harward, Suriye hükümetinin “Sıfır kamp, sıfır çadır” sloganıyla önceliği ülke içindeki göçzedelere (yerinden edilmiş kişilere) vermek istediğini, bu nedenle dışarıdaki mültecilerin dönüşü için yeniden inşa sürecinin biraz daha ilerlemesinin beklendiğini söyledi.
Güvenlik ve zorla geri göndermeme güvencesi
Avrupa’daki bazı ülkelerin yaklaşımının aksine Kürdistan Bölgesi’nde mültecilere yönelik tutumun temelden farklı olduğunu vurgulayan Harward, “Sayın Reber Ahmed ve Sayın Sefin Dizayi ile yaptığım görüşmelerde bana çok net bir şekilde, mülteciler burada kalmak istedikleri sürece kendilerine kapılarının açık olduğunu ve zorla geri gönderilmeyeceklerini söylediler. Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin bu tutumuna minnettarız” dedi.
Vatandaşlık hakkı ve 85 bin dinarlık kan testi ücreti
Mültecilerin 15 yıldır Kürdistan Bölgesi’nde yaşamasına rağmen Irak yasalarının vatandaşlık ve pasaport verilmesine izin vermediğine değinen Harward, uluslararası fonların azalması nedeniyle mültecilerin kamplara bağımlı kalmak yerine topluma entegre olmaları, çalışmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları için çaba gösterdiklerini belirtti.
İkamet (oturma izni) belgelerinin yenilenmesi sırasında mültecilerden alınan 85 bin dinarlık kan testi ücretine de değinen BM yetkilisi, “Bölgedeki savaş nedeniyle iş imkânları azalan mülteci aileler için bunun büyük bir yük olduğunun farkındayız. Kürdistan Bölgesi yetkililerinden bu ücretten muaf tutulmalarını saygıyla talep ettik ve bu şartın kaldırılması için görüşmelerimizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
UNHCR Irak Temsilci Yardımcısı Toby Harward, Rûdaw TV sunucusu Dilbixwîn Dara’nın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Sayın Harward, hoş geldiniz.
Toby Harward: İyi akşamlar Kak Dilbixwîn, iyi akşamlar Rûdaw izleyicileri. Bugün Kak Dilbixwîn ile röportaj yapmaktan mutluluk duyuyorum. Irak ve Kürdistan Bölgesi halkına ve tüm mültecilere selam ve saygılarımı sunuyorum.
Rûdaw: Hoş geldiniz. Çok mutlu oldum; Kürtçeniz oldukça iyi. Ne kadar güzel konuşuyorsunuz! Kürtçeyi çok iyi öğrenmişsiniz. Kaç yıldır Kürtlerle çalışıyorsunuz?
Toby Harward: 2019’dan 2021’e kadar Irak’ta, Ninova (Musul) vilayetinde çalıştım. Mart 2024’ten bu yana ise burada, Kürdistan’dayım.
Rûdaw: Kürtlerle ilişkileriniz nasıl?
Toby Harward: Kürtlerle ilişkilerimin oldukça iyi olduğunu düşünüyorum.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi’ndeki Suriyeli mültecilerin sayısı ne kadar?
Toby Harward: Kürdistan Bölgesi’nde, ağırlıklı olarak 2012 ve 2013 yıllarından bu yana burada bulunan yaklaşık 280 bin Suriyeli mülteci yaşıyor.
Rûdaw: Esed rejiminin yıkılmasının ardından bir grup mülteci Suriye’ye döndü. Kaç kişi döndü?
Toby Harward: UNHCR olarak elimizdeki kayıtlara göre yaklaşık 10 bin kayıtlı Suriyeli mülteci geri döndü; ancak gerçek sayının bundan biraz daha yüksek olabileceğini düşünüyoruz. Buna karşın mültecilerin ezici çoğunluğu Kürdistan Bölgesi’nde kalmaya devam ediyor.
Rûdaw: Buradaki mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi için herhangi bir planınız var mı?
Toby Harward: Suriye hükümetinin bu konudaki tutumu oldukça net. Şu an için, geri dönüş sürecinin başlangıcında öncelikle Suriye içindeki göçzedelere odaklanmak istiyorlar. “Sıfır kamp, sıfır çadır” adını verdikleri bir politikaları var. Öncelikle ülke içinde yerinden edilmiş tüm insanların kendi bölgelerine dönme fırsatı bulduğundan emin olmak, Suriye’nin yeniden inşa ve insanları barındırma kapasitesine ulaşması için biraz beklemek ve daha sonra dışarıdan daha fazla mülteci kabul etmek istiyorlar.
Rûdaw: Peki Suriye, mültecilerin dönüşü için güvenli mi?
Toby Harward: Geçen yıl Suriye’de bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyordum ve Kuzeydoğu Suriye’de (Rojava), Haseke ve Kamışlo dahil birçok yeri ziyaret ettim. Suriye’de hâlâ bazı güvenlik sorunları olduğunu kabul ediyorum; ancak gördüğüm ve okuduğum kadarıyla siyasi ve ekonomik düzeyde durum değişime doğru gidiyor. 13-14 yıl süren korkunç bir savaşın ardından Suriye’nin yeniden inşa edilmesi zaman alacaktır, fakat ben iyimserim. Geçtiğimiz günlerde MERI Forumu’nda General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’i dinledikten sonra Suriye’nin doğru yolda olduğu konusunda daha da iyimserim. Gelecekte daha fazla mültecinin Suriye’deki evlerine dönmesine yardımcı olmayı ümit ediyorum.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi’ndeki mülteciler, kendilerinin zorla Suriye’ye gönderilmeyeceğinden emin olabilirler mi? Bu soruyu soruyorum çünkü Avrupa ve İskandinav ülkelerinde mültecilerden ülkelerine dönmeleri isteniyor; “Size para verelim” deniyor, oturma izni verilmiyor veya mevcut izinleri uzatılmıyor. Burada, Kürdistan’da mültecilerin geleceği nasıl olacak? Kendilerine özel bir statü verilecek mi?
Toby Harward: Buradaki durum Avrupa’dakinden temelden farklıdır. Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileriyle, İçişleri Bakanı Kak Reber Ahmed ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Kak Sefin Dizayi ile yaptığım tüm görüşmelerde, Suriyeli mülteciler Kürdistan Bölgesi’nde kalmak istedikleri sürece kendilerine kapılarının açık olduğunu çok net bir şekilde ifade ettiler. Bu aynı zamanda UNHCR’nin temel ilkelerinden biridir ve biz bu yaklaşımı memnuniyetle karşılıyoruz.
Mülteciler Yüksek Komiserliği adına, bu uzun sığınma sürecinde gösterdikleri tüm iş birliği ve vizyon için Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ne şükranlarımı sunuyorum. Aynı zamanda çok sayıda mülteciye ve iç göçzedeye ev sahipliği yapmanın Kürdistan Bölgesi Hükümeti üzerinde büyük bir ekonomik yük oluşturduğunun da farkındayım. Bu nedenle bir yandan yerel makamları desteklemeye devam etmek için her türlü çaba gösterilmeli, diğer yandan mültecilerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri, Kürdistan’ın yerel ekonomisine katkıda bulunabilmeleri ve aldıkları hizmetlerin bedelini ödeyebilmeleri için kendi kendine yeterlilikleri geliştirilmelidir.
Rûdaw: Buradaki mültecilerin UNHCR belgesi var. Bir iki aydır değil, 15 yıldır buradalar. 15 yılın ardından hâlâ mülteci statüsünde kalmaları ve oturma izni almalarının yıllar sürmesi adil mi? Örneğin Avrupa’da, Hollanda’da bir göçmen 4-5 yıl kaldığında Hollanda vatandaşı oluyor ve pasaport alıyor. Almanya’da bu süreç 6-7 yıl sürüyor. Ancak burada 15 yıl geçmesine rağmen hâlâ mülteciler. Bu mültecilere özel bir statü verilmesini veya Irak vatandaşı olmalarını sağlamayı düşünmüyor musunuz?
Toby Harward: Mültecilerin durumunu nasıl ele alacağına her ülke kendisi karar verir. Biz her ülkenin Mülteci Sözleşmesi’ne uygun hareket etmesini ümit ederiz; ancak mülkiyet hakkı veya nihayetinde vatandaşlık hakkı verip vermemek tamamen ev sahibi ülkenin kararına bağlıdır. Şu ana kadar Irak yasaları buna izin vermiyor.
Dolayısıyla bizim görevimiz, acil durumlarda insani müdahale yoluyla ihtiyaçlarını karşılamak ve mültecilerin normal vatandaşlara yakın bir yaşam sürebilmeleri için yerel makamlarla birlikte çalışmaktır. Okullara, sağlık hizmetlerine ve sosyal korumaya erişebilmeleri, çalışabilmeleri ve ekonomiye katılabilmeleri için çabalıyoruz. Eskiden kampların giderlerini karşılamak için sahip olduğumuz insani yardım fonları artık kalmadığı için, mülteciler ülkelerine dönme yönündeki o zor kişisel kararı verene kadar onlara geçim fırsatları ve temel hizmetler sağlamaya odaklanıyoruz.
Rûdaw: Mülteciler daha önce düzenli olarak nakdi yardım alıyordu. Mültecilerle çok konuştum ve tüm kampları ziyaret ettim. Son dönemde kendilerine hiçbir mali yardım ulaşmadığını söylüyorlar. Mali sıkıntınız mı var? Bağışçılarınız kimler, bir kriz mi söz konusu?
Toby Harward: Kak Dilbixwîn, dünya genelinde insani yardımların durumu temelden değişti ve azaldı. Bağışçı ülkelerin geçmişte acil durumlar için sağladığı fon seviyeleri artık yok. Özellikle ana bağışçı ülkeler, insani yardım hizmetlerinin maliyetini uzun yıllar boyunca finanse edemeyeceklerini belirtiyor. Yaklaşımın geçici insani yardımdan kalkınmaya ve mültecilerin kendi ayakları üzerinde durmalarını teşvik etmeye doğru evrilmesi gerektiğini söylüyorlar. Batı Avrupa’daki ekonomik krizler, koronavirüs salgını, Ukrayna savaşı ve değişen politikalar, bağışçı ülkelerin uzun süreli krizlere ayırdığı fonların ciddi oranda azalmasına yol açtı.
Rûdaw: Peki üçüncü bir ülkeye yerleştirme programı ne durumda? Bu program devam ediyor mu?
Toby Harward: Birleşmiş Milletler üçüncü ülkeye yerleştirme programını sürdürüyor; ancak bu program da oldukça daraldı ve fırsatlar son 10-20 yıla kıyasla çok daha az. Kitlesel göçün kabul eden ülkelerde yarattığı sorunların farkındayız. Üçüncü ülkeye yerleştirilmek bir hak değildir; tamamen mülteciyi kabul edecek ülkenin inisiyatifine bağlıdır. Yine de biz bunu, en yüksek risk ve tehlike altındaki kişileri korumak için bir araç olarak kullanmaya devam ediyoruz.
Rûdaw: İkamet belgelerini yenilemeye giden mültecilerin kan testi için 85 bin Irak dinarı ödemesi gerekiyor. Bazı mülteci aileler oldukça kalabalık, 7-8 kişiden oluşuyor. Bu sorun nasıl çözülebilir? Bu konuyu çözmek için Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı ile nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?
Toby Harward: Bu sorunun tamamen farkındayız; pek çok mülteci bu konuda bizimle iletişime geçti. Kürdistan Bölgesi makamlarının yasa ve yönergelerine saygı duymakla birlikte, mülteciler üzerinde yarattığı ağır mali yük nedeniyle bu zorunlu kan testi ücretinden feragat etmelerini kendilerinden saygıyla talep ettik. Bu şartın kaldırılması için diyaloglarımızı sürdüreceğiz; ancak prosedürler hakkında nihai kararı vermek elbette devlete ve ev sahibi makamlara aittir.
Rûdaw: Umarım bu mesele çözülür. Size yöneltmek istediğim sorular bunlardı. Eklemek istediğiniz başka bir husus varsa memnuniyetle dinleriz.
Toby Harward: 85 bin dinarlık ücret meselesiyle bağlantılı olarak şunu eklemek isterim: Birçok insan için ekonomik koşullar çok zorlaştı; bölgedeki savaş nedeniyle iş imkânları azaldı ve gıda fiyatları yükseldi. Bize göre; Behirke, Basirme, Gewilan, Quştepe, Domiz ve Dareşekran kamplarında ve şehirlerde yaşayan mültecilerin, topluma katkıda bulunabilmeleri için iş ve geçim fırsatları açısından güçlendirilmeleri gerekiyor. Biz de aynı zamanda en fazla risk altındaki kişilere koruma sağlamaya devam edeceğiz.
Rûdaw: Bu çok önemli. Sayın Harward, kamp dışında yaşayan mültecileri de ziyaret ederek talep ve sorunlarını dinlemenizi ümit ediyorum.
Toby Harward: Kesinlikle. Behirke’de kayıt merkezimiz var ve belgelerini yenilemek üzere hem kamplarda hem de kamp dışında yaşayan mültecileri sürekli ağırlıyoruz. Ayrıca Ortak Kriz Koordinasyon Merkezi (JCCC) ve Asayiş kurumlarıyla da yakın koordinasyon içinde çalışıyoruz.
Rûdaw: Çok teşekkür ederim.
Toby Harward: Çok teşekkürler, ağzınıza sağlık.


