Rûdaw İstanbul stüdyosunda Rawin Sterk’in sorularını yanıtlayan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, çözüm sürecinin mevcut durumu, toplumun sürece yaklaşımı ve önümüzdeki dönemde atılması gereken adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin en önemli eksikliklerinden birinin toplumsallaşma olduğunu belirten Çandar, Kürt toplumunda barış isteğinin güçlü olduğunu ancak geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle devlete yönelik güvensizliğin sürdüğünü söyledi. Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi ve kayyım atanan belediyelerin seçilmiş yöneticilerine iade edilmesinin bu güvensizliği giderebilecek somut adımlar arasında yer aldığını ifade etti.
Çerçeve yasanın kabul edilmesini önemli bir gelişme olarak nitelendiren Çandar, yasanın yürürlüğe girmesiyle sürecin yeni bir aşamaya geçebileceğini kaydetti. Abdullah Öcalan’ın süreçte üstleneceği rolün somutlaşması gerektiğini vurgulayan Çandar, silah bırakan PKK üyelerinin Türkiye’ye dönüşü, cezaevlerinde bulunanların durumu ve sürgündekilerin geri dönüşü gibi başlıkların düzenli biçimde ele alınması gerektiğini belirtti. Öcalan’ın bu aşamada doğrudan rol üstlenmesinin önemine dikkat çeken Çandar, yasanın uygulanmaya başlamasının Türkiye’nin siyasi iklimini değiştirebileceğini dile getirdi.
DEM Parti’nin süreçteki rolüne yönelik eleştirileri de değerlendiren Çandar, partinin yalnızca İmralı ile devlet arasında temas sağlayan bir aracı olmadığını, sürecin topluma anlatılması ve toplumsal desteğin güçlendirilmesinde başrol oynaması gerektiğini söyledi. Türkiye’deki demokrasi sorunlarının ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların süreci olumsuz etkileyebileceğini belirten Çandar, yaklaşan seçim gündeminin de siyasi tartışmaları yoğunlaştıracağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda ise DEM Parti’nin desteğinin gündeme gelmesi hâlinde anayasa değişikliği, vatandaşlık tanımı ve ana dilde eğitim konularının belirleyici olabileceğine işaret etti.
Cengiz Çandar'ın Rûdaw'ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Rûdaw: Bugün stüdyodaki konuğum DEM Parti Diyarbakır Milletvekili sayın Cengiz Çandar. Hoş geldiniz.
Cengiz Çandar: (Kürtçe) Teşekkür ederim
Rûdaw: Biraz Kürtçe öğrenmişsiniz.
Cengiz Çandar: (Kürtçe) Anadilim Türkçe. Çok az Kürtçrkonuşabiliyorum.
Rûdaw: Halk içerisinde sürekli gezen, sık sık Diyarbakır’a giden bir parlamentersiniz. Halkın bu sürece yönelik görüşü nedir?
Cengiz Çandar: Bu sürecin şu ana kadar ki en büyük eksikliklerinden, zaaflarından biri. Biraz da bilinçli olarak bugüne kadar öyle yapıldı. Toplumsallaşması. Henüz daha toplumsal düzeyde yeterince sahiplenme ve güven yok. Ahmet'e gittiğimiz zaman, Kürdistan'ın herhangi bir köşesine gittiğimiz zaman Ahmet
Malum payitaht merkez. Orası önemli. Ve önemli bir gösterge aynı zamanda. Destek. Bütün Kürt halkı buna destek duyuyor. Yani barış olsun, başarılı olsun süreç. Sona erdirilsin diye isteği var. Ama güven olur mu? Olacak mı? Dediğiniz zaman orada bir duruyorlar.
Rûdaw: Sebep nedir?
Cengiz Çandar: Sebep çünkü bugüne kadar bir kere Kürt meselesi öyle diyelim tabi bu süreç dediğiniz Kürt meselesiyle birebir ilişkili başka bir konuyla da ilişkili değil Kürt meselesiyle ilişkili. Bu çok karmaşık zor. Çok büyük hayal kırıklıklarıyla 100 yıla yakın süre gelmiş ve bu hayal kırıklıklarının içinde önemli ölçüde de devletin Kürt halkının istediği beklediği adımları atmamış olmasından kaynaklanıyor. Şimdi tarafların bir tanesi ve en önemlisi üstelik devlet. Dolayısıyla yine bu süreç hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir diye daha önceki yüzyıla yayılmış birikimin getirdiği kötümserlik duyguları şu anda da bu yönde gözle görülür çok net adımlar atılıyor gibi gözükmediği için halk nezdinde güvensizlik var. Birkaç basit adım bu güvensizliği güvene doğru çevirebilir.
Rûdaw: Nedir bu adımlar?
Cengiz Çandar: Bunların en başında bu süreçten bağımsız olarak şu anda hapishanede bulunmamaları gereken ve en başta da Selahattin Demirtaş ismi geliyor. Selahattin Demirtaş özgür olarak topluma girmedikçe bu sürecin devlet yönünden bakıldığında olumlu bir sona doğru gideceği konusunda kuşkular devam ediyor.
Bir diğeri de kayımlar. En başta da Mardin'de seçilmiş belediye başkanı Ahmet Türk ve ona benzer diğer belediye başkanların bunca zaman geçmiş olmasına rağmen ve en önemlisi Devlet Bahçeli -ki iktidar ortağı sayılıyor bugün ve bir anlamda da bu sürecin güvencesi, emniyet sübabı gibi- defalarca Ahmet Türk ile görüşüyor. Ahmetler göreve diyor. Hem Ahmet Türk için hem İstanbul'daki şu anda yeni partide sanıyorum. Ahmet Özer için. Selahattin Demirtaş'ın adını birkaç kere zikretti. Tahliyesinde hayır vardır dedi. Milliyetçi Hareket Partisi'nin hukuk beyni sayılan milletvekili Fethi Yıldız, bunun ne şekilde uygulanabileceğinin hukuki yollarını da tarif etti. Ama işte şu anda Ekim ayı Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni çalışma dönemine başladı. Henüz bütün bu halktaki Amed halkı açısından ama genel olarak bütün Türkiye toplumu açısından da söyleyebilirim güvensizlik duygusunu dağıtacak çok elle tutulur görüntüler elle değil. Ama şunu söyleyeyim bir yanlış anlamaya da meydan vermek istemem. Süreç var. Ağır da olsa, isteneniz de olmasa da yürüyor. Ve öyle gözüküyor ki, yürüyecek.
Rûdaw: Sizin kişisel olarak bu süreçten çok heyecan duyduğunuzu gözlemliyorum. Bu heyecan devlet içerisinde bir değişim olacağı ve Kürt sorunu çözüleceğine olan inançtan mı geliyor? Nedir bu heyecanın kaynağı?
Cengiz Çandar: Yani şimdi bir kere beni nereden heyecanlı gördüğünüzü anlamadım. Özellikle bu süreç konusunda ben başından beri aynaya baktığım zaman bir hayli soğukkanlı olduğum kanısındayım. Çok fazla heyecana kapılmadım. Sürece inanıyor muyum? Evet. Süreci destekliyor muyum? Evet. Sürecin sonundan başarıya ulaşacağından umutlu muyum? Evet. İhtiyatlı mıyım? Ona da evet. Niye ihtiyatlıyım? İşte az önce konuştuğumuz gibi geçmiş tecrübeler nedeniyle bir de burası Türkiye. Nasıl olacağı her zaman belli olmuyor. Bir de Orta Doğu bölgesinde yaşıyoruz. Gayet kaotik bir bölge ve hem şu andaki hali hem geleceği belirsizliklerle dolu. O yüzden bir ayağın araba kullanırken yaptığımız gibi frende olmasında sonra soruyorlar. Hani sen böyle demiştin, hani böyle olacaktı diye. Umutluyum ama bu ihtiyatlı bir umutluluk. Bu da soğukkanlık getiriyor ama tekrar işin esasına dönersek şu anda ki devlet kısmına da geliriz işin gelelim. En önemlisi, en umut vericisi yasa çıktı, çerçeve yasa çıktı. Ve Türkiye parlamento tarihinde görülmemiş bir uzlaşma, değişik siyasi unsurların uzlaşmasıyla 467 oyla çıktı. Çeşitli gerekçelerle katılamayanları da toplarsanız yüzde 80'in üzerinde bir kabulle çıktı. Bu muazzam bir oran aslında. Ve ilk defa Kürt sorunuyla, Kürt meselesiyle ilişkili bir konuda bir hukuki metin var. Bugüne kadar söz var, polemik var, vaat var. Belge yok. Hukuki dayanak yok. Hukuki belge yok. Şimdi eksik de bulunsa gedikleri de olsa damak tadına birçok unsurun çevrenin başta kült hareketi hatta Dem Parti tam damak tadına uymasa da yine de bir başlangıç olarak yol alınabilirliği kabul edilmiş olarak ve bir referans, dayanak noktası olan bir hukuki belge var. Ve bu hukuki belge bizim de altında imzamız olan 467 oyla kabul edildi. Şimdi bu belli durumların yasada yazılmış olan birinci maddesinin 12 maddelik bir yasa bu. Çerçeve yasa. Birinci maddesi de yazılan hususlar yürürlüğe girdiği takdirde ki bunun yürürlüğe girmesi yine yasada yazıyor. Milli Güvenlik Kurulu'nun PKK örgütünün silah bıraktığını tespit ve teyidini Milli Güvenlik Kurulu'na verip onu da Cumhurbaşkanı'na bildirmesi tamamdır demesi üzerine Cumhurbaşkanı'nın imzasıyla resmi gazetede yayınlanması üzerine bu yasa yürürlüğe girecek. Çalışmaya başlayacak ve 6 aylık bir süre öngörülüyor bu yasanın hükümlerinin yerine gelmesi için. Ekim'de bekleniyordu çünkü Eylül sonu Ekim başı Milli Güvenlik Kurulu'nun toplanması bekleniyordu. Ben tam tersine sizin demin söylediğinizden biraz farklı olarak soğukkanlı olduğum için heyecanlı olmanın temkin ve soğukkanlı olduğum için bir de aktörleri gelişmeleri sahadaki görerek bakarak inceleyerek Ekim'i aşabilir demiştim. İlla Ekim'de Milli Güvenlik Kurulu tespit ve teyit işlemini bitirecek ve yasa yürürlüğe girecek diyemeyiz. Sonraki aşamada olabilir dedik. Şimdi 27 Kasım'da toplanması bekleniyor. Milli Güvenlik Kurulu'nun 27 Kasım'a kadar teyit ve tespite imkan verecek gelişmelerin olması bekleniyor. Şimdi sorarsanız bana Kasım'dan sonra bu yasa yürürlüğe girebilir mi diye o konuda heyecanlı mısın? Evet. Daha soğukandı daha çok heyecanlı.
Rûdaw: Yayınımız bir yandan sürerken Amedspor maçı 2-2 berabere bitti. Bir yandan da Gençlerbirliği-Amedspor maçını takip ediyorum.
Cengiz Çandar: 2-1’di ne zaman 2-2 oldu
Rûdaw: 2-2 oldu. Bültene başladığımızda Amedspor 2-1 öndeydi. Şu an 92’ oynanıyor. Maçın skoru 2-2 gibi görünüyor.
Cengiz Çandar: Deplasmanda oynuyor. 2-2 Amedspor için kabul edilebilir bir durum.
Rûdaw: DEM Parti’nin bu süreçte sadece İmralı ile devlet arasında arabuluculuk yaptığı, süreçle ilgili toplumu yeterince sürükleyemediği, bilgilendiremediği konularında eleştiriler var. Toplum içerisinde sürece ilişkin itirazlar var. DEM Parti bu konularda ne tür çalışmalar yürütüyor?
Cengiz Çandar: Bence çok doğru bir tespit değil. Eleştiri ise de haklı bir eleştiri değil. DEM Parti İmralı ile devlet arasında bir aracı, temas unsuru değil. Çünkü İmralı yani Abdullah Öcalan devletle yüz yüze görüşüyor, sürekli görüşüyor. Hatta yakınlarda Mustafa Karasu'nun yaptığı açıklamalara göre Kandil'de bulunan feshedilmiş olan PKK yönetimi ki şimdi zaten hareket yönetimi imzasını kullanıyor. Onlar da kendilerinin devletle yüz yüze görüştüklerini, görüşmeye devam ettiklerini ve hatta Abdullah Öcalan'la da yüz yüze görüştüklerini söylüyor. Şimdi dolayısıyla devletle Öcalan, İmralı arasında DEM Parti'ye doğrudan bir ihtiyaç yok. Ama şu tabi yasal alanda bulunan parlamentonun da üçüncü büyük partisi olarak DEM Parti İmralı heyeti üzerinden İmralı'ya giden ki bir tanesi Meclis Başkan Vekili. Pervin Buldan, Mithat Sancar ki her ikisi de eski eş genel başkanları. Halkların Demokratik Partisi'nin ve avukat Özgür Erol. Gidiyorlar geliyorlar ve arada bir de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la AK Parti yöneticileriyle Milliyetçi Hareket Partisi Özgür Özel'le diğer partilerle de görüşüyorlar. Ama bu bir aracılık görüşmesi değil. Dem Parti'nin esas fonksiyonu Türkiye'deki Kürt temsilini ifade eden esas olarak Kürt sorununa taraf olan Kürt halkının siyasi temsilcisi profili DEM Parti üzerinde olduğu için bu konunun topluma anlatılması, toplumsallaştırılması konusunda DEM Parti başrolü oynamak durumunda ve oynayacak da zaten.
Rûdaw: Amedspor maçı 2-2 beraberlikle son buldu. Lider olarak gittiği Ankara’da Gençlerbirliği takımı ile berabere kalarak 1 puanla evine döndü. Liderliğini kaybetti. Umarız önümüzdeki maçlarda yeniden liderliğe yükselecek bir performans sergiler.
Biz terkrar konumuza dönecek olursak, Devlet Bahçeli Öcalan komisyonun başındadır diye bir açıklama yaptı. Bu açıklamaya göre PKK’nin de sürekli dile getirdiği Abdullah Öcalan’ın statüsü netleştirilmiş oldu diyebilir miyiz?
Cengiz Çandar: Onun somutlaşması lazım. Yani Devlet Bahçeli gayet tutarlı bir şekilde ve ısrarla Abdullah Öcalan'ın bir sıfatla yani bir statüyle rol alması gerekliliğin altını sürekli olarak çiziyor. Bugün yine konuştu. Yine bunu söyledi. Şimdi bazı bilgilere göre Abdullah Öcalan'ın yakın bir gelecekte bu barış ve siyasallaşma komisyonu olarak kendisinin öyle tanımladığı bir alt komisyonun başında bu koordinasyon işinde rol alması bekleniyor. Başka türlü olmaz çünkü şuradan anlamamız gerekiyor. Niye başka türlü olmaz? Şimdi siz PKK'nın kendini gerçekten tümüyle feshedip silahları terk ettiği ve silahlı mücadele vermeyeceğini, ki bunu kendisi de PKK daha dün önceki gün bu hareket yönetimi süreç açıklaması diye bir belgeyle ifade etti, kendi sözleri şeyin bu yönetimin “Türk devleti artık Türkiye için hiçbir biçimde silahlı tehdit durumundan söz edilemez. Türkiye'ye karşı silahlı mücadele sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir” diyor PKK. Şimdi ama bunun siyasallaşmaya doğru yol alabilmesi, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihindeki o ünlü açıklamasının gerçekleşmesi için ve en önemlisi çerçeve yasanın hükümlerine uygulanabilmesi için bir yasanın yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yasanın yürürlüğe girmesi demek için bir ya da A diyelim; eski PKK'li öyle diyelim eski PKK gerillaların Türkiye'ye dönebilecek durumda olanlarının Türkiye'ye dönmesi PKK ile ilgili hükümler nedeniyle cezaevinde bulunup bu yasadan yararlanabilecek olanların serbest kalması var.
Rûdaw: Bu konuda hem dağdan gelecek hem de cezaevinden çıkacaklar için bir kanun var mı?
Cengiz Çandar: Kanunda var yani. Kanun yürürlüğe girdikten sonra bir gerilla, böyle yazmıyor ama kastedilen o, iki cezaevindekiler, üç sürgündekiler. Bunların Türkiye'ye altı ay içinde başvurarak dönebilir halde olması gerekiyor. Bunun da o kadar büyük ki rakamlar, tahminler 5000'in üzerinde gerilla, 3900-4000 civarında hapishanedekiler, 10.000'in üzerinde sürgünler. Şimdi bunlar aynı anda aynı şekilde nereye geliyor, nasıl geliyor, bütün bunların organize bir şekilde ve toplumda iktidar çevrelerinin çünkü bir sene, bir buçuk sene için Türkiye'de seçim olacak, o duyarlılıkların da Türkiye'de milliyetçi, Türk milliyetçisi anti-Kürt duyguları köpürtmeyecek, bu sürece provokasyon yapacak, iç ve dış unsurlara imkan vermeyecek şekilde düzenli yapılması lazım. Orada başrol oynayacak Kişi Abdullah Öcalan. Çünkü Kandil'e gidiyorsunuz, Avrupa'ya gidiyorsunuz. Hatta hapishanelere gidiyorsunuz o ne derse onu yaparız diyen binlerce kişi var. Şimdi dolayısıyla Abdullah Öcalan'ın bu kanunun yürürlükte olabilmesi, yürürlüğe girmesi ve bu 6 aylık zaman zarfında kanunun uygulanabilir halde somutlaşması için bizzat kendisinin devrede olması gerekiyor. Bu kanun yürürlükte olunca Türkiye'nin bütün siyasi iklimi değişecek.
Rûdaw: Siz aynı zamanda bir gazetecisiniz. Türkiye’de sansasyonel herhangi bir olay olacağına dair özellikle bu sürece razı olmayan kesimlerin durumuna ilişkin bir duyumunuz, bilginiz var mı?
Cengiz Çandar: Yani bu çok açıkçası söylenen, spekülasyonun yapılan bir şey değil. Türkiye şu anda maalesef bu süreci de bir anlamda olumsuz etkileyecek türden büyük demokrasi zaafları yayınlanıyor. Yani belediye başkanlarına, ana muhalefet partisinin, Cumhuriyet Halk Partisi'ninden seçilmiş belediye başkanlarına yapılan operasyonların ötesinde işte bu sosyal medyadaki erişim yasakları en başta daha yakında ki ben bunu mecliste de dile getirdim. T24, Biyanet gibi organların sesinin kısılması ve bütün bunlara ek olarak çok ağır ekonomik ve mali sorunlar yaratacak bir fon krizi var. Şimdi bu kadar karanlık bir tabloda toplumun sesi kısılır, sesi çıkmaz tartışma ortamı ortadan kaldırılırsa bu sürecin yol alması da sıkıntılarla karşı karşıya gelebilir. Ve dediğim gibi önümüzdeki yıl 2027 yılı seçime doğru giden bir yıl olacak ister istemez herkes seçim hesabı yapmaya başlayacak. Kağıdı kalemi eline alacak şuradan kağıt çıkarır, Parti kaç çıkarır buradan kaç çıkarır Cumhurbaşkanı %50 alır mı, ikinci turda mı alır. Tayip Erdoğan ikinci kez aday olacak mı? Nasıl aday olacak. Bütün bu hesaplar yapılmaya başlanıyor ve bunların hepsi zaten önümüzdeki günlerin bir hayli yüklü gündemini ifade ediyor ama çok spektaküler, sansasyonel bir gelişme yok.
Rûdaw: Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı adayı olması tartışılıyor. Bunun Parlamentoda bir oylama gerekiyor. Böyle bir konu gündeme geldiğinde DEM Parti Erdoğan’ı destekleyecek mi?
Cengiz Çandar: Yani hiç o noktaya geldiği zaman iki şeyin cevabını bulmamız lazım. Bir, Erdoğan aritmetik olarak Dem Parti'ye ihtiyaç duyacak mı? Duymayacaksa sorun yok. O zaman zaten o aritmetikle seçim kararı alınabilir. Ama seçilmesi için Kürt oyuna ihtiyaç duyacak. Yine Dem Parti'ye ihtiyacı var demektir. Aritmetik için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyar, seçim için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyarsa, Erdoğan'ın en kuvvetle vurguladığı meclise açış konuşmasına bir hafta önce de iki şey çok ön plana çıktı konuşmasına. Bir süreç, “terörist Türkiye” diyor bundan dönüş yok, çok önemsiyor. İki, yeni anayasa diyor. Yeni anayasada bizim için, DEM Parti için 42. ve 66. maddeler, vatandaşlık tanımı, Kürtleri tamamıyla dışlayan ve Kürtlerin eşit vatandaşlığını yok eden bir anlamda vatandaşlık tanımı ve Kürtçeye ana dilde eğitim yani Kürtçe yazması gerekmiyor. Ana dilde eğitimin önünü tıkayan engelleri kaldıran bir anayasa değişikliği sözü verirse dediğim gibi 42. ve 66. maddeler o zaman bakılır duruma.


