Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf, ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesinin ardından IŞİD veya benzeri terör örgütlerinin yeniden ortaya çıkmayacağının bir garantisi olmadığını belirterek, Bağdat'ın çekilme konusundaki ısrarını "riskli bir kumar" olarak nitelendirdi.
Rûdaw’a sorularını yanıtlayan deneyimli ABD'li diplomat Barbara Leaf, Irak'taki güvenlik boşlukları, İran destekli milislerin faaliyetleri ve Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılara dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Güvenlik boşluğu oluşmayacağının garantisi yok"
Irak'ta 2011 yılındaki ABD çekilmesinin ardından yaşanan güvenlik boşluğunun ve 2014'te IŞİD'in ülkenin üçte birini işgal etmesinin hatırlatılması üzerine Leaf, bu senaryonun tekrarlanmayacağına dair kimsenin garanti veremeyeceğini vurguladı.
Leaf, "ABD; 2011, Biden ve şimdiki Trump yönetimleri de dahil olmak üzere Irak'ın egemenliğine ve hükümetin muharip güçlerin varlığını sonlandırma kararına her zaman saygı duymuştur. Ancak bu, Irak hükümetinin aldığı riskli bir kumardır" dedi.
Bağdat'ın özgüvenine dikkat çeken eski Müsteşar Yardımcısı, "2011'de de dönemin Irak hükümeti ve siyasi liderleri kendi güçlerine çok güveniyordu ancak bunun yersiz bir güven olduğunu gördük. Irak güçleri 12-13 yıl öncesine göre çok daha iyi durumda olsa da tablo halen tamamen net değil" ifadelerini kullandı.
"Milisler Irak'ın egemenliğini ihlal ediyor"
Irak güvenlik aygıtı içerisinde yer almasına rağmen kendi ajandasına sahip olan ve İran'dan talimat alan milis grupların ülkenin egemenliğini ihlal ettiğini belirten Leaf, bu durumu Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani için "gerçek bir sınav" olarak tanımladı.
Leaf, "Bu milisler Irak devletinin kontrolü dışında silah taşıyor ve devletin giremediği bölgeleri kontrol ediyor. Bu, Bağdat için çok tehlikeli bir siyasi ve güvenlik sorunu. Çözümü sadece askeri güçle değil, siyasi bir süreçle mümkün" değerlendirmesinde bulundu.
"Kürdistan Bölgesi'ni savunmak Bağdat'ın yasal görevidir"
Kürdistan Bölgesi'ne yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları ile Erbil'in hava savunma sistemi ihtiyacına yönelik Rûdaw'ın sorusunu yanıtlayan Leaf, Irak'ın en tehlikeli zayıf noktasının hava savunma sistemleri olduğunun altını çizdi.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf Rûdaw TV sunucusu Zana Kayani’nin sorularını yanıtladı:
Rûdaw: ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesi, hem küresel hem de bölgesel düzeyde sürekli konuşulan sıcak bir konu. Bu çekilme terör örgütlerinin yeniden canlanmasına yol açar mı? Irak'ta ABD ile İran arasındaki rekabet nereye gidiyor? Irak'taki mevcut durum Kürdistan Bölgesi için ne ölçüde bir tehdit oluşturuyor? Tüm bu konuları konuşmak üzere ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Eski Müsteşar Yardımcısı Sayın Barbara Leaf bizimle birlikte. Sayın Leaf, hoş geldiniz. Şuradan başlamak istiyorum; 2011'de ABD çekildiğinde bir güvenlik boşluğu oluşmuş ve 2014'te IŞİD ortaya çıkmıştı. Şimdi ise Bağdat hiçbir güvenlik endişesi olmadığını söylüyor. Washington, bu defaki çekilmenin geçmişteki gibi bir güvenlik boşluğuna ve terörün geri dönüşüne zemin hazırlamayacağından emin mi?
Barbara Leaf: Böyle bir tehdidin yeniden ortaya çıkmayacağını garanti etmenin hiçbir yolu yok. ABD; 2011 yönetimi, Biden yönetimi ve şimdi de Trump yönetimi de dahil olmak üzere farklı yönetimler altında Irak'ın egemenliğine ve Irak hükümetinin muharip güçlerin varlığına son verme kararına her zaman saygı duymuştur. Dolayısıyla bu, Irak hükümetinin göze aldığı bir risktir (kumardır).
Rûdaw: Bahsettiğiniz bu tehdit sadece IŞİD mi, yoksa Irak'ın istikrarı için tehlike yaratabilecek başka güçler de var mı?
Barbara Leaf: Tehdit iç kaynaklı olabilir; tıpkı 2014 döneminde IŞİD'in Suriye-Irak sınırından Irak'ın içine doğru patlak verip ülkenin üçte birinden fazlasını işgal ettiği ve sürekli Bağdat'ı tehdit ettiği zamanda gördüğümüz gibi. Aynı zamanda, İran gibi bir devletin varlığı göz önüne alındığında, tehdit dış kaynaklı da olabilir. İran'ın Irak üzerinde baskı yaratan pek çok iç mekanizması bulunuyor. Tehdit, ülke içinde bulunan ve çoğunlukla yabancı bir devletin, yani bu durumda İran'ın emirlerini yerine getiren milisler şeklinde de karşımıza çıkabilir.
Rûdaw: Peki Irak hükümeti bu güçlerin çekilmesini talep ederken bu tehditlerin ne kadar farkında ve gelecekte bu zorluklarla nasıl başa çıkmayı planlıyor?
Barbara Leaf: Irak hükümetlerini bu yöne iten birkaç farklı neden olduğunu düşünüyorum. Elbette İran'dan ve ister siyasi aktörler ister milisler olsun, İran'ın talimatlarıyla hareket eden taraflardan gelen bir baskı var. Ayrıca Irak hükümetinin kendi içinde hissettiği bir özgüven meselesi de olabilir. Şüphesiz 2011'de de dönemin hükümeti ve pek çok siyasi lider, Irak güçlerinin her türlü tehditle başa çıkabileceğine dair büyük bir güven duyuyordu; ancak gördüğümüz üzere bu yersiz bir güvendi. Şunu belirtmek isterim ki; son yıllarda ABD, NATO ve diğer koalisyon ortakları Irak güvenlik güçlerine yardım etmek, desteklemek, eğitmek ve danışmanlık yapmak için büyük bir çaba sarf ettiler. Bu güçlerin 12-13 yıl öncesine kıyasla iç tehditlerle ve belki de dış tehditlerle başa çıkma konusunda çok daha iyi durumda olduğu söylenebilir, ancak tablo hala tamamen netleşmiş değil.
Rûdaw: Milislerden bahsettiniz. Irak güvenlik sistemi içinde yer alan, ancak aynı zamanda kendi ajandalarına sahip olan ve zaman zaman Kürdistan Bölgesi'ne veya diğer güçlere saldıran bu milislerle nasıl bir mücadele yürütülmeli?
Barbara Leaf: Bu, tehdidin doğasına bağlıdır. Bence İran'ın savaş döneminde ve ABD müdahalesinden sonra kurulmalarına yardımcı olduğu, bugün de silah, mühimmat ve eğitim sağlamaya devam ettiği bu milisler, birbirini izleyen tüm Irak hükümetlerine kafa tutmuşlardır. Aslında bu gruplar, iç aktörler olarak Irak'ın egemenliğinin ihlal edilmesine neden oluyorlar; Irak devletinin kontrolü dışında silah taşıyor ve Irak devletinin giremediği toprakları kontrol ediyorlar. Bu, Irak hükümeti için oldukça tehlikeli bir güvenlik ve siyasi sorundur. Ancak bu, kaba kuvvetle çözebileceğiniz bir mesele değildir; siyasi bir süreç üzerinden yürütülmelidir ve bu da mevcut Başbakan için gerçek bir sınavdır.
Rûdaw: Irak'ın hava savunma sistemi ve özellikle defalarca İHA ve füze saldırılarına maruz kalan Kürdistan Bölgesi'nin durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Irak'ın bu alandaki kapasitesini geliştirmeye veya Kürdistan Bölgesi'ne hava savunma sistemi sağlamaya ne kadar ihtiyacı var?
Barbara Leaf: Bence Irak'ın savunmasındaki en tehlikeli ve zayıf nokta hava savunma sistemleridir. Hiç şüphesiz Irak Kürdistanı, hem İran hem de İran destekli milisler tarafından en fazla İHA ve füze saldırısına uğrayan bölge oldu. Bu iki yönlü bir tehdittir: Hem Kürdistan Bölgesi halkı ve hükümeti için bir tehdittir, hem de bu grupları kontrol edemeyen ve İran'ın Irak topraklarına saldırmasını engelleyemeyen Bağdat'taki merkezi hükümet için bir tehdittir. Daha önce Bağdat'taki ABD Büyükelçiliğine yönelik de benzer pek çok saldırı gördük ve hükümet bunlara engel olamadı. Dolayısıyla hava savunması çok kritik bir konu; ancak asıl eksik olan şey, bu grupları kontrol etme ve Tahran'a, ister Irak Kürdistanı'nda ister başka bir yerde olsun, Irak'ın iç işlerine artık müdahale edemeyeceğini veya Irak vatandaşlarına saldıramayacağını anlatma kapasitesinin bulunmamasıdır.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi'nin hava sahasını korumak ve Erbil'e hava savunma sistemi sağlamak Bağdat'ın sorumluluğunda mı, yoksa Kürdistan Bölgesi kendi başının çaresine mi bakmalı?
Barbara Leaf: Hükümetin bu savunmayı henüz sağlayamadığı çok açık. Bu temel olarak federal ve merkezi bir devletin görevi ve sorumluluğudur. Siyasi ve hukuki açıdan bu tamamen Bağdat'ın sorumluluğundadır, ancak askeri ve siyasi açıdan birbirini izleyen Irak hükümetlerinin bu savunmayı sağlayamadıkları ortadadır. Dediğim gibi bu sadece Bağdat'ın üstlenmesi gereken askeri bir görev veya sorumluluk değil; aynı zamanda bu gruplara ve Tahran'a bu durumun artık kabul edilemez olduğunu açıkça bildirmeyi gerektiren siyasi bir meseledir.
Rûdaw: Irak Başbakanı'nın silahları devletin tekelinde toplama ve milislerin rolünü sınırlandırma çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu görevde başarılı olma şansı var mı?
Barbara Leaf: Bence bu, mevcut hükümetin içinden geçtiği ve muhtemelen sonraki hükümetlerin de devam ettirmek zorunda kalacağı çok uzun ve karmaşık bir süreç olacak. Bu grupların bir kısmı 2003 ve 2004 yıllarından bu yana Irak topraklarında hiçbir hesap vermeden ve cezasız kalarak faaliyet gösteriyor. Kendi silahlı unsurlarının devlete tamamen boyun eğmesini sağlamak bu milislerin siyasi liderlerinin sorumluluğundadır; eğer devlet silahların teslim edilmesine karar verirse, bunu harfiyen uygulamak zorundadırlar. Elbette bu adımları atmak Başbakan'ın hükümetinin görevidir, ancak aynı zamanda bu grupların devletin kararlarına ve emirlerine uymasını sağlamak ilgili tarafların siyasi liderlerinin de ortak sorumluluğudur.
Rûdaw: Bölgede ABD güçlerine veya müttefiklerine yönelik saldırılar devam ederse, ABD'nin Irak içinde veya hatta Irak dışında bu gruplara doğrudan askeri bir karşılık verme ihtimali var mı?
Barbara Leaf: Şu an için net değil, ancak bu yönetimin ABD'nin çıkarlarına ve kurumlarına yönelik olası herhangi bir saldırıya askeri karşılık vermeyi değerlendirdiğini düşünüyorum. Geçmişte de bu şekilde hareket ettiler; gelecekte de bunun masada olan çok güçlü bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.
Rûdaw: Son olarak, koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından Washington ile Bağdat arasındaki askeri ilişkiler hangi yöne evrilecek? Askeri danışmanlar Irak ve Kürdistan Bölgesi'nde kalmaya devam edecek mi?
Barbara Leaf: Şüphesiz ABD'li askeri danışmanların, Avrupalı ve diğer ülkelerden askeri danışmanların sayısı şu an bir tartışma konusudur. Rolleri, sayıları, görev tanımları ve Irak topraklarında Irak güvenlik güçleriyle birlikte yürütecekleri faaliyetlerin tamamı müzakere ediliyor. Her bir başlık ikili düzeyde ele alınıyor. Daha önce sürece dahil olan tüm farklı ülkeler arasında bu konunun şu an hangi aşamada olduğunu tam olarak bilemiyorum ama şüphesiz üzerinde görüşülüyor. Askeri güçlerin sayısı azaltıldı ve görevleri de ikili anlaşma çerçevesine giriyor, bu nedenle tüm detaylar henüz tam anlamıyla netleşmiş değil.
Rûdaw: Sayın Barbara Leaf, eski ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, bu fırsatı bize sunduğunuz ve yayınımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz.
Barbara Leaf: Ben de sizlere teşekkür ederim.



