Almanya Federal Parlamentosu Üyesi ve Kürt siyasetçi Serdar Yüksel, Kürdistan Bölgesi'ne yaptığı ziyaret kapsamında Rûdaw'ın konuğu oldu. Almanya'da doğan ve aslen Dersimli olan Yüksel, Alman Parlamentosu'nda sürekli olarak Kürtlerin ve diğer bileşenler ile ulusların haklarını savunan önde gelen seslerden biridir.
Yüksel'in ziyareti, özellikle yabancı güçlerin Irak ve Kürdistan Bölgesi'nden çekilmesi tartışmaları ve İran-ABD çatışmaları gibi nedenlerle bölgenin hassas bir dönemden geçtiği bir zamana denk geliyor. Yüksel, ülkesinin bu gelişmelere yönelik tutumuna dikkat çekerek Alman güçlerinin Kürdistan Bölgesi'nde kalmasının önemini vurguladı.
Yüksel, Kürdistan Bölgesi'ne saldırmak isteyen her tarafa açık ve net bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor: "Onlara diyoruz ki, Kürdistan'a saldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin, biz buradayız ve burada kalacağız."
Konuşmasının başka bir bölümünde Yüksel, Başkan Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşmelere değindi. Başkan Barzani'yi "dünya çapında bir siyasetçi" olarak nitelendirerek, "Büyük bir karizmaya sahip" dedi. Neçirvan Barzani'yi ise dünya çapında büyük saygı gören "üst düzey bir diplomat" olarak tanımladı.
Yüksel, böylesine deneyimli iki siyasetçinin Kürdistan Bölgesi'ne liderlik etmesinden "mutlu ve şanslı" olduklarını vurguladı.
Askeri ve güvenlik meselelerinin yanı sıra Yüksel, Ezidi Kürtlerin durumu ve Şengal'in yeniden inşasının gerekliliği, Almanya'nın Rojava ve Suriye politikası ile Almanya'daki Kürt diasporasının rolü gibi birçok konuya da değindi.
Almanya'nın Peşmerge'ye yardımları devam edecek mi? sorusuna Yüksel, “Evet, bu net olmalı. Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ne askeri, ekonomik ve insani destek sunmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
Almanya Federal Parlamentosu Üyesi ve Kürt siyasetçi Serdar Yüksel, Rûdaw sunucusu Dilbixwin Dara’nın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Avrupa'daki en büyük Kürt topluluğu Almanya'da bulunuyor. Kürdistan'ın dört parçasından en çok sayıda Kürt Almanya'da yaşıyor. Oradaki Kürtler artık eskisi gibi değil; birçok önemli alanda yer edindiler, milletvekilleri var, iş insanları var, eğitimde öndeler ve Almanya'daki Kürtlerin seviyesi yüksek bir noktada. Bu seferki konuğum, Almanya Federal Parlamentosu Üyesi Serdar Yüksel. Kendisi bir Kürt, Almanya'da doğdu ve aslen Dersimli. Kürdistan'a geldi ve Rûdaw stüdyolarında konuğumuz. Serdar Bey hoş geldiniz, memnun oldum.
Serdar Yüksel: İyi günler.
Rûdaw: Zazaca ve Kurmanci anlıyor musunuz?
Serdar Yüksel: Zazaca biliyorum ama Kurmanciyi az biliyorum.
Rûdaw: Röportaja başlamadan önce, evde hangi dilde konuştuğunuzu sorduğumda, sinirlendiğimizde Zazaca, normal sohbetlerde ise Almanca ve Türkçe konuştuğunuzu söylediniz. Siz Almanya'da doğdunuz. Şimdi Kurmanci soru sorarsam yüzde yüz anlar mısınız?
Serdar Yüksel: Hayır.
Rûdaw: Ben soruları Kurmanci soracağım, siz Almanca cevap vereceksiniz. Bu Kürdistan'a kaçıncı gelişiniz?
Serdar Yüksel: Bu Kürdistan'a 21’nci gelişim.
Rûdaw: Bu ziyaretinizde Kürdistan'ı nasıl buldunuz?
Serdar Yüksel: Kuşkusuz ziyaretimin amacı, Kürdistan Bölgesi Hükümeti İran'ın saldırılarıyla yüz yüze kalırken desteğimizi göstermektir. Biliyorsunuz, Kürdistan Bölgesi'ne 900'den fazla saldırı düzenlendi. Bu ziyaretle açık destek mesajımı iletmek ve İran'ın Kürdistan Bölgesi'ne yönelik bu saldırılarının kabul edilemez olduğunu, durdurulması gerektiğini söylemek istedim. İran uluslararası topluma geri dönmek istiyorsa, komşu ülkelere yönelik bu saldırılarını durdurmalıdır. Ben burada, Alman Parlamentosu adına tüm Kürtlere ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ne desteğimi göstermek için bulunuyorum. Biz buraya turistik gezi için gelmedik, ben Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ni ve Kürt halkını desteklemek için buradayım.
Rûdaw: Çok güzel. Herkesin bilmek istediği bir soru var; Almanya Kürdistan'daki tüm güçlerini çekecek mi?
Serdar Yüksel: Hayır, çekilmedi. Almanya'da bu konu üzerinde tartışmalar var. Irak Başbakanı Washington'da ABD ile Amerikan güçlerinin Irak'tan çıkması konusunda konuştu. ABD'nin planı Eylül sonuna kadar çekilmek. Irak Başbakanı 1 Ekim'e kadar silahlı grupları silahsızlandıracağına söz verdi. Ancak Kürdistan'ın durumunu bilen herkes, Bağdat'taki milislerin silah bırakmayacağını anlar. Bu konuda henüz nihai bir karar verilmiş değil. Ben, Alman askerlerinin (Bundeswehr) büyük bir birliğinin Kürdistan'da kalmasından yanayım. Alman ordusunun diğer uluslarla birlikte burada kalması çok önemli. Biz milletvekilleri olarak Alman ordusunun Peşmerge'ye eğitim verme misyonunun devam etmesi için çabalıyoruz, yani nihai karar verilmedi.
Rûdaw: Yani Almanya Kürdistan'da kalıp kalmama kararını ABD'nin kararına mı bağlıyor?
Serdar Yüksel: Bizim bağımsız karar vermemiz gerekiyor. Trump'ın İran'a yönelik politikasını görüyoruz; sabah bir şey söylüyor, öğlen ve akşam başka bir şey. Amerikalıların yürüttüğü bu politika iyi bir politika değil. Bu nedenle Almanya ve Avrupa ülkeleri buradaki askeri varlıklarını korumalıdır. Bu sadece Kürtleri desteklemek için değil, durumun henüz tam sakinleşmemiş olmasından dolayıdır. Bu, Kürdistan Bölgesi'ne saldırmak isteyen herkese bir mesajdır. Onlara, "Kürdistan'a saldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin, biz buradayız ve burada kalacağız" diyoruz. IŞİD henüz tamamen yenilmiş değil, uyuyan hücreleri var. Bu yüzden burada hala Alman askerlerine ihtiyacımız var. Bu sebeple Alman Parlamentosu'nda Almanya'nın ve Alman ordusunun kendi bağımsız kararını vermesi gerektiğini tartışıyoruz. Amerikalıların Afganistan'dan çekilmesiyle nasıl bir kaos oluştuğunu gördük. Biz burada arkamızda bir kaos bırakmak istemiyoruz, aksine Almanya'nın diğer Avrupalı ortaklarıyla birlikte Kürdistan'da uluslararası sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor.
Rûdaw: Yani Almanya'nın Peşmerge'ye yardımları devam edecek mi?
Serdar Yüksel: Evet, bu net olmalı. Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ne askeri, ekonomik ve insani destek sunmaya devam edeceğiz. Kürdistan'ın bu coğrafyadaki son çok etnikli ve çok dinli bölge olduğunu biliyoruz. Kürtleri bu zor zamanda yalnız bırakmamalıyız. Bu yüzden ben, bizim ve Avrupalı ortaklarımızın Kürdistan'daki sorumluluklarımızı yerine getireceğimiz konusunda çok iyimserim.
Rûdaw: Bu ziyaretinizde Başkan Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile görüştünüz. Neler konuştunuz?
Serdar Yüksel: Mevcut durumu, İran'ın Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılarını, Suriye ve Irak'ın sorunlarını konuştuk. Ayrıca Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin karşı karşıya kaldığı zorluklardan bahsettik. Başkan Mesud Barzani ile görüşmek benim için çok anlamlı ve etkileyiciydi. Kendisini çocukluğumdan beri tanıyorum, hep televizyonda gördüm ama fırsat bulup yanında oturdum. Büyük bir karizması var ve insan onun dünya çapında bir siyasetçi olduğunu anlıyor. Başkan Mesud Barzani'yi görmek beni çok etkiledi. Ayrıca Başkan Neçirvan Barzani, uluslararası düzeyde çok önemli bir diplomat; Washington, Paris, Münih, Ankara, Şam veya Bağdat fark etmez, Başkan Neçirvan Barzani üst düzey bir diplomat ve dünya çapında büyük bir saygınlığa sahip. Bizler, Başkan Mesud Barzani ve Başkan Neçirvan Barzani gibi deneyimli iki siyasetçinin bu ülkenin liderliğinde olmasından dolayı mutlu ve şanslıyız.
Rûdaw: Bugünlerde Ezidi Kürtlerin soykırımının yıldönümüydü. Bazı Alman milletvekilleri, hükümeti verilen sözleri yerine getirmemekle eleştirdi. Siz, Ezidi Kürtlere yakın Kürt bir milletvekili olarak Almanya'nın politikalarını nasıl görüyorsunuz?
Serdar Yüksel: Almanya 3 yıl önce Ezidi soykırımını tanıdı. Ben kendim 12 yıl önce şu an 5 bin Ezidi'nin yaşadığı bir mülteci kampı kurdum. Almanya'da Ezidi toplumuyla iyi bir ilişkim var. Ben geri gönderilmelerine karşıyım. İnsan hem soykırımı tanıyıp hem de ertesi gün onları zorla geri gönderemez. Bir vizyon olmalı, biz onların kalma hakkına sahip olmalarını destekliyoruz. Bunu ben de talep etmiştim ve benim yardımımla birçok kişi Almanya'da kalabildi. Elbette suç işleyen mültecilerle ilgili bir sorunumuz var; Almanya'da ağır suç işleyen herkes sınır dışı edilir. Ancak çalışan, dili öğrenen ve aile kuranların Almanya'da iyi bir geleceği olmalı.
Rûdaw: Bu sefer Ezidi Kürtlerin kamplarını ziyaret ettiniz mi?
Serdar Yüksel: Evet, Şeyhan Kampı'na gittim. Tam da 12 yıl önce kurduğum kamp. Oraya sık sık gidiyorum ve bu kampa ve diğerlerine sürekli yardım ediyoruz. Başından beri, 2012'den beri Şeyhan Kampı'na destek oluyoruz. 12 yıl önce orada doğan çocukların hala çadırlarda ve konteynerlerde yaşadığını görmek benim için çok üzücü bir manzara. Şengal'de güvenlik yok. Irak Hükümeti güvenliği sağlamalı, Ezidilerin dönüşünü organize etmeli ve Şengal'in altyapısını yeniden inşa etmelidir ki insanlar evlerine ve mülklerine dönebilsinler. Orada ne güvenlik, ne okul ne de hastane var. Ezidiler dönmek istiyor ama yardıma ve desteğe ihtiyaçları var. Bu yüzden Irak Hükümeti'nden Ezidilerin dönüşünü mali yardımla desteklemesini ve Şengal'in altyapısını yeniden inşa etmesini talep ediyorum. Bu henüz tam anlamıyla yapılmış değil. Bağdat'la yaptığımız görüşmelerde bu talebi dile getiriyoruz ve Ezidilerin geri döndürülmesi sorumluluğu Irak Hükümeti'nin omuzlarındadır.
Rûdaw: Rojava konusuna gelelim. Rojava'yı ziyaret ettiniz mi?
Serdar Yüksel: Evet, iki kez oraya gittim. Şubat ayında Şam'daydım. Başkan Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani'ye Kürtleri Şam ve Eşrefiye'de korudukları için teşekkür ettim. Çünkü Başkan Mesud Barzani, (Ahmed eş) Şera'yı Eşrefiye'deki Kürtlere askeri saldırı yapılmaması konusunda uyarmıştı. Başkan Mesud Barzani'nin sadece Kürdistan'da değil, uluslararası düzeyde de önemli bir rolü var. Neçirvan Barzani Şam'daydı; hiçbir resmi ziyarette Kürdistan bayrağını o kadar büyük görmemiştim. Bu, Kürtler için önemli bir tanınma ve işaretti. Şubat ayındaki ziyaretimde Suriye Dışişleri Bakanlığı'na Suriye'nin çok etnikli, çok dinli bir ülke olması ve insan haklarının korunması gerektiğini söyledim. Onlar da buraya, nasıl yönetildiğini görmek için Kürdistan'a bakabilirler.
Rûdaw: Rojava Kürtleri, özellikle IŞİD savaşı ve Şam'la kurulan yeni ilişkilerden sonra Almanya'nın kendilerini unuttuğunu hissediyor. Berlin, Rojava Kürdistanı'nı unuttu mu?
Serdar Yüksel: Hayır, unutmadı. Ancak siyasette "reel politika" (Realpolitik) denilen bir şey vardır. Fakat ABD'nin Ankara ve Şam temsilcisi, Rojava Kürtlerine açıkça şunu söyledi: "Size artık ihtiyacımız kalmadı ve biz artık merkezi hükümetle, Şara'yla çalışıyoruz." Elbette Almanya, Ahmed eş-Şera'nın Berlin ziyaretinde, Almanya ve Avrupa'nın Suriye'nin yeniden inşasındaki yardım ve desteklerinin ancak insan hakları, bileşenlerin dini hakları ve Kürtlerin hakları kabul edildiği takdirde gerçekleşeceğini vurguladı. Eğer onu ağırlamasaydık, üzerinde hiçbir etkimiz olmazdı. Maalesef siyasette böyledir; insan dostlarını ve müzakere edeceği kişileri kendi isteğine göre seçemez. Bu yüzden biz de Berlin'de Ahmed Şara ile görüştük ve bence bu önemliydi. Ancak Almanya ve Avrupa'nın tutum ve taleplerinin de açıkça ortaya konması gerekiyor.
Rûdaw: Kürtlerin hakları Suriye anayasasında yer bulacak mı?
Serdar Yüksel: Ahmed eş-Şera ile yapılan görüşmelerde, Kürtlerin haklarının, kültürel ve dilsel kimliklerinin anayasada korunması gerektiği vurgulandı. Bu sadece bir kararnameyle olmamalı, bilakis Suriye anayasasında yer almalıdır. Ayrıca Kürtlerin Mazlum Abdi gibi yetkin bir temsilcisi var. Mazlum Abdi de birkaç gün önce Şam'daydı, Ahmed eş-Şera'yı gördü ve bu konuları konuştular. Ayrıca ben çok iyimserim, çünkü Suriye'nin yeniden inşası için Ahmed eş-Şera'nın Batılılara ihtiyacı var. Bu nedenle azınlıkların ve bileşenlerin haklarının anayasada güvence altına alınması yönündeki talebimize bağlı kalmak zorunda kalacaklar.
Rûdaw: Bunu neden soruyorum Serdar Bey; çünkü Esad rejimi yıkılıp kendisi de kaçtıktan sonra Kürtler yalnız bırakıldıklarını hissettiler. Doğru mu? Rojava’da Kürtler sahipsiz mi?
Serdar Yüksel: Hayır, en başından beri Suriye'de de Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesi modeline göre özerk bir Kürt bölgesinin kurulabileceği açıktı. Ancak gerçeğin bir diğer kısmı da şuydu: Kürt yönetiminin kontrolü altında kalamayacak birçok Arap şehri vardı. Avrupa ve Almanya'nın bu konudaki tutumları çok nettir; onlar Suriye'nin egemenliğinin bütünüyle olduğu gibi kalmasını istiyorlar, fakat aynı zamanda Suriye'nin çok uluslu ve çok dinli bir devlet olarak kalmasını da istiyorlar. Bu, Ahmed eş-Şera'ya defalarca yinelendi. Hem Fransa Cumhurbaşkanı hem de Almanya Şansölyesi Friedrich Merz tarafından... Biz her zaman bu sürecin bileşenlerin, örneğin Rojava'daki 3,5 milyon Kürdün lehine dikkate alınmasını gözetiyoruz.
Rûdaw: Almanya'nın hem Suriye hem de Ortadoğu politikası aktif olmaktan ziyade belirsiz bir politikaydı. Suriye politikasında Kürtler ve Şam arasında ciddi ve arabulucu bir rol oynayamadı. Fransa daha öndeydi. Sizce Almanya gelecekte oradaki Kürtlerin Berlin'in arkalarında olduğunu gerçekten hissedecekleri kadar aktif ve ciddi bir rol oynayacak mı?
Serdar Yüksel: Daha aktif bir rol oynamalı. Suriye'den Almanya'ya kaçan 1,3 milyon insanımız var. Aynı zamanda Almanya, dönmek isteyen bu insanlar için bir geri dönüş fırsatı olmasını istiyor. Eğer bu insanlar Almanya'nın özgürlük ve barışından ayrılıp Suriye'ye dönmeye zorlanırlarsa, yıkılmış bir ülkeye dönemezler. Bu yüzden Almanya o ülkenin yeniden inşasında yer almalı ve oradaki etkisini güvence altına almalıdır. Almanya'nın bu 1,3 milyon insana karşı sorumluluğu var. Biz uygulamada yeniden inşaya katılmak istiyoruz, örneğin şu an elektrik santrallerine yatırım yapılıyor. Suriye'de okul ve hastane yapımına yardımcı oluyoruz. Yani Almanya, Suriye'nin yeniden inşasında aktiftir. Biz insani yardımlar açısından çok şey yapıyoruz ve Fransa'dan daha fazlasını yapıyoruz ama bunu sessizce yapıyoruz. Fransızlar daha az yapıyor ama sesleri daha çok çıkıyor. Bence birisi Suriye'de etkili olmak istiyorsa, yardımcı olmalı ve aynı zamanda bu yardımları demokrasi, insan hakları, azınlıkların, kadınların, Kürtlerin, Hristiyanların ve Dürzilerin haklarının korunması gibi ilkelerin şartlarına bağlamalıdır. Bunlara bağlı kalınmalıdır. Eğer bunlar yerine getirilmezse, insan hakları ihlal edilirse ve görmek istemediğimiz manzaralar görürsek, o zaman yardımlar çok hızlı bir şekilde sona erer. Şam Hükümeti de bunu biliyor.
Rûdaw: Bu sefer Rojava’ya gittiniz mi, bu seyahatinizde orayı ziyaret ettiniz mi?
Serdar Yüksel: Şubat ayında sadece Şam'a gittim. Bu yıl tekrar Şam'a gitme planım var ve belki bu sefer Rojava'ya da giderim. Ben bir kez Kamışlo'ya gittim ve başka bir kez de Dêrik'e gittim. O zaman savaş dönemiydi ve yasaktı ama ben yine de gittim.
Rûdaw: Almanya, Suriye'nin ve Rojava’nın yeniden inşasında da yer almayı düşünüyor mu?
Serdar Yüksel: Evet, bunu daha önce de duyurduk. Suriye'nin yeniden inşasına yüz milyonlarca euro ile destek olacağız. Açıkçası biz bu parayı doğrudan Suriye Hükümeti'ne vermiyoruz; aksine bu para orada o ülkenin yeniden inşasında aktif olan uluslararası kuruluşlara veriliyor. Elbette bu bölgelerden biri de Rojava'dır.
Rûdaw: Almanya'daki Kürt diasporasını nasıl görüyorsunuz? Hem bir Alman milletvekili hem de Almanya'da doğmuş bir Kürt olarak sizce değişim oldu mu, yerinde mi sayıyor, güçlü mü yoksa zayıf mı?
Serdar Yüksel: Çok olumlu. Ben milletvekili olduğumda ilk kez "Kürt Yaşamı" parlamento grubunu kurduk. İçinde tüm partilerden milletvekilleri var ve sürekli bir araya geliyorlar. Biz sadece Almanya'daki Kürtlerin durumu üzerinde çalışmıyoruz; aynı zamanda Suriye, Irak, İran ve Türkiye'deki Kürtlerin durumunu da izliyoruz. Üstelik grupta sadece Kürt milletvekilleri değil, Alman milletvekilleri de var. Onlar Erbil ile Berlin arasında iyi bir köprü kurulması konusunda daha büyük bir rol oynamak ve bize yardımcı olmak istiyorlar. Ben iyimserim ve Almanya'daki Kürtlerin daha büyük bir rol oynaması gerektiğine inanıyorum.
Rûdaw: Aslen Dersimli olup Almanya'da doğmuş ama Kürdistani hislere bu kadar sahip az insan vardır. Bu gerçekten azımsanacak bir şey değil. Aileniz de siyasetçi mi?
Serdar Yüksel: Bütün Kürt aileleri siyasetçidir. Doğum günleri, düğünler veya taziyeler için bir araya geldiğimizde siyaset konuşuruz. Her ailenin tarihinde kaçış ve zorla yerinden edilme vardır. Benim ailemin tarihi de 1937-38 yıllarında Dersim'de soykırım ve göçlerden geçmiştir. Bu zulüm ve vatansızlık kaderimiz bizi bu dünyanın tüm ülkelerinde birbirimize bağlıyor. Nerede olursak olalım, Avustralya, Amerika veya Almanya fark etmez, Kürt kimliğimizi kaybetmemeliyiz. İşte bu yüzden Kürtler dünyada çok güçlüler. Birçok düzeyde aktif olan çok sayıda bilim insanı, siyasetçi, sanatçı var. Bu dünyada oynadığımız bu rolle gurur duyabiliriz.
Rûdaw: Çok teşekkürler Serdar Bey, bu röportajdan büyük mutluluk duydum, çok sağ olun.
Serdar Yüksel: Ben teşekkür ederim.



