Rûdaw Medya Grubu’nun, uluslararası alanda bir kez daha adından söz ettirdi. Rûdaw’ın "Hêşta Mawyetî(Dahası Var): Hizbullah’ın Geleceği” programı, 2026 Cannes Kurumsal Medya ve Televizyon Ödülleri’nde Current Affairs kategorisinde Dolphin Cup ödülünün sahibi oldu. Aynı programın “Hâlâ Hayatta: Mezopotamya’nın Sonu” başlıklı bölümü ise Çevre kategorisinde festivalin finaline kaldı.
Bu başarı, Kürt gazeteciliği açısından da önemli bir uluslararası başarı olarak kayda geçti. "Hêşta Mawyetî" programı, bir yıldan kısa süre içerisinde üçüncü uluslararası ödülünü kazanmış oldu. Program daha önce Telly Ödülü ve Altın Stevie Ödülü’nü de kazanmıştı.
Rûdaw neden ödüle layık görüldü?
Cannes Kurumsal Medya ve Televizyon Ödülleri Direktörü Alexander Kammel, Rûdaw’a yaptığı değerlendirmede, programların yaklaşık 100 kişilik profesyonel jüri tarafından değerlendirildiğini söyledi. Jüri üyeleri arasında BBC, Danimarka Yayın Kurumu, Avusturya Ulusal Televizyonu, İspanya Yayın Kurumu ve Polonya Televizyonu gibi önemli medya kuruluşlarından uzmanlar bulunuyor.
Kammel, Rûdaw’ın ödülü kazanmasının nedenini değerlendirirken programların profesyonel standartlarına dikkat çekti:
“Standartlarınız çok yüksek. Açık konuşmak gerekirse, bu röportaja hazırlanırken programlarınızı izliyordum ve gerçekten çok olumlu anlamda şaşırdım ve çok mutlu oldum. Bu kadar hassas konuların son derece profesyonel bir şekilde ele alındığını görmek beni etkiledi. Bu yalnızca sunucunun çalışması açısından değil, kamera kullanımı ve hikâyenin anlatımı açısından da böyle.”
Rûdaw dünyanın önde gelen kanalları arasında
Dolphin Cup ödülünün kazanılmasıyla Rûdaw, Bloomberg, El Cezire, Deutsche Welle ve Warner Bros. Discovery gibi dünyanın önde gelen medya kuruluşlarının da yer aldığı ödül listesine girdi.
Festival direktörü Alexander Kammel, Paris’ten video bağlantısıyla Rûdaw’ın 14.00 bültenine katılarak Rêbwar Ali’nin sorularını yanıtladı. Kammel, Rûdaw’ın ilk kez katıldığı festivalde elde ettiği başarının çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Bu, sizin en üst düzeyde olduğunuz anlamına geliyor. Çünkü önceki yılların kazananlarına baktığımızda, geçen yılın kazananının El Cezire televizyon kanalı olduğunu unutmayın. Filmleriniz televizyon belgeselciliği açısından çok yüksek bir seviyede. Özellikle ilk katılımınız olması ve Avrupa’da ve dünyada hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız bir bölgeden geliyor olmanız düşünüldüğünde bunun çok büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum.”
Ödül Rûdaw’a ne kazandıracak?
Kammel’e göre Cannes ödülü yalnızca Rûdaw ekibi açısından bir prestij unsuru değil, aynı zamanda kanalın uluslararası alanda daha fazla tanınmasının önünü açabilecek bir fırsat.
Kammel, ödülün Rûdaw’a uluslararası medya kuruluşlarıyla yeni bağlantılar kurma imkanı sağlayabileceğini belirterek şunları söyledi:
“Her şeyden önce bu, ekibiniz için bir takdir ve tanınma anlamına geliyor. Bence bu çok önemli. İkinci olarak, artık diğer televizyon kanalları tarafından da tanınacaksınız çünkü kazananlar arasında yer alıyorsunuz. Örneğin BBC’den, RTVE’den ya da Warner Bros. Discovery’den biri festivalimizin kazananlar listesine bakarsa —ki kesinlikle bakacaklardır— ‘Aman Tanrım, bu nasıl bir televizyon kanalı? Bir izleyelim, haklarında daha fazla bilgi edinelim’ diyecek. Bu şekilde daha fazla tanınacaksınız.”
“Rûdaw’ın yapımları dengeli ve tarafsız”
Kammel ayrıca ödülün Rûdaw’ın yapımlarını dünyanın farklı televizyon kanallarına ulaştırmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Özellikle Ortadoğu gibi siyasi ve toplumsal açıdan karmaşık bir bölgede üretilen medya içeriklerinin çoğu zaman belirli bir yönde değerlendirilmesine dikkat çeken Kammel, Rûdaw’ın yapımlarını ise dengeli ve tarafsız bulduğunu belirtti:
“Özellikle sizin bölgeniz gibi oldukça karmaşık bir bölgede bu önemli. Çünkü herkes oradaki medyanın bir şekilde tek bir yönde hareket ettiğini düşünüyor. Ancak benim gördüğüm kadarıyla, en azından yarışmaya gönderdiğiniz iki video ve program açısından, çalışmalarınız oldukça dengeli ve tarafsız. Bunu görmekten gerçekten çok memnun oldum.”
Kammel, bu durumun Rûdaw’ın yapımlarını başka televizyon kanallarına satmak veya yayınlatmak istemesi halinde de yardımcı olabileceğini ifade etti.
Rûdaw’ın üçüncü uluslararası ödülü
Rûdaw’ın “Hêşta Mawyetî": Hizbullah’ın Geleceği” bölümü, Current Affairs kategorisinde Dolphin Cup ödülünü alırken, "Hêşta Mawyetî": Mezopotamya’nın Sonu” bölümü ise Çevre kategorisinde finale kaldı.
Bu, araştırmacı gazetecilik programı “Hâlâ Hayatta”nın bir yıldan kısa sürede kazandığı üçüncü uluslararası ödül oldu. Program daha önce uluslararası Telly Ödülü ile Altın Stevie Ödülünü kazanmıştı.
Cannes Kurumsal Medya ve Televizyon Ödülleri’nin resmi ödül töreninin 24 Eylül 2026’da Fransa’nın Cannes kentinde düzenlenmesi planlanıyor. Törende Rûdaw’a Dolphin Cup ödülü resmi olarak takdim edilecek.
Cannes Kurumsal Medya ve TV Ödülleri Direktörü Alexander Kammel'in Rûdaw'a verdiği röportaj şöyle:
Rûdaw: Dünyanın dört bir yanından yüzlerce televizyon ve medya yapımı festivale katıldı. Rûdaw Medya Ağı'nın Mawyetî" programının özellikle hangi yönü jüri üyelerinin dikkatini çekti?
Alexander Kammel: Öncelikle beni programınıza davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim Rêbwar. Burada olmak benim için büyük bir onur. Jüri üyelerinin programınızda tam olarak hangi unsuru öne çıkardığını ayrıntılı biçimde söyleyemem. Ancak şunu ifade edebilirim ki, Cannes Kurumsal Medya ve TV Ödülleri'ne katılan tüm yapımları değerlendiren yaklaşık 100 jüri üyemiz var. Özellikle belgesel kategorisindeki jüri üyelerinin önemli bir bölümü BBC ve Danimarka Yayın Kurumu'ndan geliyor. Ayrıca Avusturya Ulusal Televizyonu, İspanya Kamu Yayın Kurumu ve Polonya Televizyonu'ndan da jüri üyeleri bulunuyor. Yani sizi değerlendirenler, aynı zamanda sizinle aynı türde programlar üreten meslektaşlarınız. Bu da karar veren kişilerin işinizi profesyonel bakış açısıyla değerlendirdiği anlamına geliyor. Neyse ki yarışmaya gönderdiğiniz her iki yapım da kazananlar arasında yer aldı.
Rûdaw: Bu ödül, dünya çapında Kürt gazeteciliği açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Sizce bu başarı, Kürdistan Bölgesi'ndeki medya üretiminin niteliği ve kalitesi hakkında nasıl bir mesaj veriyor?
Alexander Kammel: Bu, sizin en üst seviyede olduğunuz anlamına geliyor. Önceki yılların kazananlarına baktığınızda, örneğin geçen yıl "Yılın Televizyon Kanalı" ödülünü Al Jazeera kazanmıştı. Siz de onlardan çok uzak değilsiniz. Belgeselleriniz son derece yüksek bir televizyon belgeseli standardına sahip. Özellikle ilk katılımınız için bunun çok büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Çünkü siz, Avrupa'da ve dünyanın birçok yerinde hakkında çok fazla bilgi sahibi olunmayan bir bölgeden geliyorsunuz. Bölgeniz hakkında elbette birçok şey duyuyoruz, ancak medya alanındaki kapasiteniz konusunda yeterince bilgiye sahip değiliz. Bu nedenle bunun gerçekten çok önemli bir başarı olduğunu düşünüyorum.
Rûdaw: Rûdaw Medya Ağı bu ödülle birlikte Bloomberg, Deutsche Welle, Al Jazeera ve Warner Bros. Discovery gibi dünyanın önde gelen medya kuruluşlarıyla birlikte Dolphin Ödülü kazananları arasına girdi. Bir Kürt medya kuruluşunun bu seçkin kurumlarla aynı listede yer alması ne ifade ediyor?
Alexander Kammel: Bu, sizin üst düzey televizyon kanalları arasında yer aldığınız anlamına geliyor. Aynı zamanda nereden geliyor olursanız olun, Cannes Kurumsal Medya ve TV Ödülleri'nde başarı elde etme fırsatına sahip olduğunuzu gösteriyor. Çünkü bu festival, kurumsal filmler, belgeseller ve televizyon kanalları için dünyanın en büyük festivali. Tekrar ediyorum; siz gerçekten gurur verici bir kazanan oldunuz. Ekibinizi Cannes'da ağırlamayı ve ödüllerini dünyanın dört bir yanından gelen diğer kazananlarla birlikte almalarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Rûdaw: "Hêşta Mawyetî" programı, son bir yılda Telly Awards ve Golden Stevie Awards'ın ardından üçüncü uluslararası ödülünü kazandı. Festival direktörü olarak sizce bu istikrarlı başarı, Rûdaw Medya Ağı'nın profesyonel standartları hakkında ne söylüyor?
Alexander Kammel: Standartlarınız gerçekten çok yüksek. Açık konuşmak gerekirse, bu röportaja hazırlanırken programlarınızı izledim. Gerçekten çok olumlu anlamda etkilendim ve son derece memnun kaldım. Böylesine hassas konuların bu kadar profesyonel bir şekilde ele alınmasını görmek beni etkiledi. Bu yalnızca sunucuyla ilgili değil; kamera kullanımı ve hikâye anlatımı da aynı derecede başarılıydı. Ben sadece festivalin direktörüyüm. Asıl değerlendirmeyi yapan profesyonel jüri üyelerimiz de aynı görüşü paylaşıyor. Bu gerçekten sevindirici. Bu yüzden kendimi tekrar ederek sizi, televizyon belgesellerinizi bu kadar başarılı biçimde hazırladığınız için bir kez daha kutluyorum.
Rûdaw: Rûdaw gibi Orta Doğu'nun sorunlar ve çatışmalarla dolu bir bölgesinden gelen bir medya kuruluşu için Cannes gibi yeni bir uluslararası ödül kazanmak hangi yeni kapıları açabilir?
Alexander Kammel: Her şeyden önce bu, ekibinizin çalışmalarının takdir edildiğinin bir göstergesidir. Bence bu çok önemli. Günümüzde ekiplerin yaptıkları işin yalnızca kendi ülkelerinde değil, uluslararası düzeyde de anlam ve değer taşıdığını hissetmeleri büyük önem taşıyor. Bu ilk nokta.
İkinci olarak, artık diğer televizyon kanalları tarafından daha fazla tanınacaksınız. Çünkü kazananlar arasında yer alıyorsunuz. BBC'den, İspanya Kamu Yayın Kurumu RTVE'den ya da Warner Bros.'tan biri festivalimizin kazananlar listesine baktığında -ki mutlaka bakacaklardır- "Bu nasıl bir televizyon kanalı?" diye merak edip sizi daha yakından tanımak isteyecektir. Böylece uluslararası görünürlüğünüz artacaktır.
Ayrıca kendi ülkenizde de haklı olarak gurur duyabilirsiniz. Evet, belki yerel bir televizyon kanalı olabilirsiniz ama dünyanın en büyük medya kuruluşlarıyla aynı kulvarda yarışıyorsunuz. Asıl önemli mesaj da budur.
Rûdaw: Bu uluslararası tanınırlık, Rûdaw'a ve genel olarak Kürt medyasına bölgenin hikâyelerini dünya izleyicisine ulaştırma konusunda nasıl katkı sağlayabilir?
Alexander Kammel: Bu birkaç faktöre bağlı. Örneğin televizyon programlarınızın başka kanallar tarafından yayınlanmasını isterseniz, "Biz ödüllü bir televizyon kanalıyız ve bu program da ödüllü bir yapımdır." diyebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla birçok televizyon kanalı belgeseller satın alıp yayınlıyor.
Özellikle sizin bulunduğunuz gibi karmaşık bir bölgede insanlar çoğu zaman oradaki medyanın belli bir tarafa yakın olduğunu düşünüyor. Ancak benim izlediğim iki yapımda gördüğüm kadarıyla içerikler son derece dengeli, tarafsız ve profesyoneldi. Bunu görmek beni gerçekten memnun etti.
Dolayısıyla evet, bu ödüller size yardımcı olabilir. Ancak bunlar daha büyük bir tablonun küçük bir parçasıdır. Yine de uluslararası alanda daha fazla dikkat çekmenize ve daha geniş kitlelere ulaşmanıza önemli katkı sağlayacaktır.

