Rojava’nın Serê Kaniyê kenti İdari Müdürü Abdullah Caşhem, 2026 yılının sonuna kadar göçmen sorununun tamamen çözüleceğini ve herkesin kendi toprağına döneceğini açıkladı. Bölgede 24 saat kesintisiz elektrik sağlandığını belirten Caşhem, Elok (Allouk) Su İstasyonu’nun da yeniden faaliyete geçeceğini duyurdu.
Serê Kaniyê İdari Müdürü Abdullah Caşhem, 21 Temmuz 2026 Salı günü Rûdaw sunucusu Nalin Hasan’in özel yayınına katılarak bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.
Hükümetin göçmenlerin dönüşü konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Caşhem, "2026 yılının sonuna kadar hiçbir göçmen çadırda kalmayacak" dedi.
Göçmenlerin geri dönüş sürecinin bölgenin mayın ve patlayıcılardan temizlenmesine bağlı olduğunu ifade eden Caşhem, "Bu çalışmalar tamamlandıktan sonra, göçmenlerin dönüşüne üst düzey bir başkanlık heyeti nezaret edecek" bilgisini paylaştı.
Kesintisiz Elektrik ve Elok Su İstasyonu Müjdesi
Suriye'nin birçok bölgesi elektrik kesintileriyle boğuşurken, Caşhem Serê Kaniyê'de elektriğin 24 saat kesintisiz olduğunu belirtti. Haseke ve çevresi için son yılların en büyük krizi olan su sorununa da değinen İdari Müdür, Elok (Allouk) Su İstasyonu'nun 22 veya 23 Temmuz 2026 tarihinde valinin ve hükümet heyetlerinin katılımıyla resmi olarak açılacağını duyurdu.
Sağlık alanında da önemli adımlar atıldığını söyleyen Caşhem, Suriye'nin en büyük altıncı hastanesi konumundaki Serê Kaniyê Ulusal Hastanesi'nin 200 yatak kapasitesi, 360 personel ve doktor kadrosuyla 130 bin nüfuslu bölge halkına hizmet vermeye başladığını belirtti.
Rojava’nın Serê Kaniyê kenti İdari Müdürü Abdullah Caşhem, Rûdaw TV’de Nalin Hasan’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Serê Kaniyê'nin şu anki güvenlik, hizmet ve idari durumu ne aşamada?
Abdullah Caşhem: Suriye hükümeti 28 Şubat 2026'da Serê Kaniyê kasabasını geri aldı. Şu an bölge idaresi ve belediye çalışanları var gücüyle çalışıyor. Hafta boyunca 110 işçi kentin temizliğiyle ilgileniyor. Su sektöründe, bir kısmı güneş enerjisiyle bir kısmı da elektrikle çalışan 72 kuyu faaliyette. Durum iyi ve temel hizmetler mevcut. Ancak altyapının ciddi bir onarıma ihtiyacı var. Özellikle Haseke çevresindeki kamplarda yaşayan 12 bin göçmen ailenin dönüşü için herkesi barındırabilecek kapasitede bir altyapı iyileştirmesi şart. 12 bin aile az bir rakam değil, bu yaklaşık 60 bin kişi demek. Şu an bölgede 130 bin kişi yaşıyor. Buna 60 bin kişi daha eklendiğinde ekmek, su ve gerekli altyapının sağlanması gerekecek.
Rûdaw: Nüfusun geri dönüşünün önündeki tek engel altyapı ve hizmet yetersizliği mi, yoksa başka sebepler de var mı?
Abdullah Caşhem: Hayır, hizmet meselesi ikinci planda ama elbette önemli. Göçmenlerin dönüşü karmaşık bir süreç. Öncelikle yolların açılmasına ve mayınların temizlenmesine bağlı. Savunma Bakanlığı bir aydan uzun süredir "M4" karayolundan Türkiye sınırına kadar uzanan hatta mayın temizleme çalışmaları yürütüyor. Bu bölgeler çok tehlikeli; mayınlar temizlenmezse sivillerin geçişi mümkün değil. İkinci olarak, burada Kamışlo, Haseke, Guveyran ve Aziziye gibi başka bölgelerden gelen göçmenler var. Geri dönüş sürecini denetleyen başkanlık heyetiyle koordineli bir şekilde, onları da kendi bölgelerine göndermeye çalışıyoruz. Şu ana kadar iyi bir sayıda göçmen geri döndü, ancak bu dönüşler kafileler halinde değil, bireysel ve aile bazında gerçekleşti.
Rûdaw: Haseke gibi yerlere dönenlerin sayısı nedir? Ayrıca Serê Kaniyêli kaç göçmen aile kendi kentine döndü?
Abdullah Caşhem: Dönüşler sürdüğü için kesin bir istatistik vermek zor ancak son verilere göre Şükriye, Abdulselam ve Mişrefe gibi köylere yaklaşık 300 aile geri döndü. Şehir merkezine dönen aileler de var. Toplam göçmen sayısına kıyasla bu rakam çok büyük olmasa da geri dönüş süreci aralıksız devam ediyor.
Rûdaw: Afrin halkı için yapıldığı gibi, Serê Kaniyê halkı için de dönüş konvoyları ne zaman başlayacak? Belirli bir tarih var mı?
Abdullah Caşhem: Tarihi belirlemek, sürece nezaret eden başkanlık heyetinin inisiyatifindedir. Bildiğiniz gibi Afrin'e büyük konvoylar gitmişti. Serê Kaniyê'de sorun aşamalı olarak çözülecek; önce yolların açılması ve mayınların temizlenmesi, ardından Serê Kaniyê'ye yerleşmiş olan yabancı (başka bölgelerden gelen) göçmenlerin kendi memleketlerine gönderilmesi ve son olarak şehrin asıl sahiplerinin yerleştirilmesi planlanıyor. Bu görev başkanlık heyetine verilmiş durumda ve üzerinde yoğun şekilde çalışıyorlar.
Rûdaw: Önümüzdeki birkaç ay veya hafta içinde başlar diyebilir miyiz?
Abdullah Caşhem: Bu tamamen Savunma Bakanlığı'nın mayın temizleme hızına bağlı. Bir aydan fazladır sahadalar ve işin yaklaşık yüzde 40-50'sini tamamladılar. Bakanlık "Bölge güvenlidir" dediği an, başkanlık heyetinin dönüşleri başlatacağına inanıyorum.
Rûdaw: Güvenlik durumu göçmenlerin dönüşü için elverişli mi?
Abdullah Caşhem: Evet. Güvenlik, İç Güvenlik Yönetimi ile sivil ve askeri polisin denetiminde. Şehir 2019'dan beri özgürleştirilmiş durumda. Tıpkı Şedadi, Tel Hamis, Haseke'nin diğer bölgeleri, Rakka ve Deyrezor'da olduğu gibi burada da durum normal. İç güvenlik güçleri asayişi sağlıyor; çok şükür göçmenlerin dönüşünü engelleyecek herhangi bir ihlal veya patlama yaşanmıyor. Sadece bahsettiğim ve bakanlıkların üzerinde çalıştığı o üç temel mesele var.
Rûdaw: Başkaları tarafından işgal edilen evlerin boşaltılıp asıl sahiplerine iade edilmesine yönelik bir planınız var mı?
Abdullah Caşhem: Ev meselesi sadece şehir merkezinde var; köylerde kimsenin mülküne başkası yerleşmiş değil. Savunma Bakanlığı'nın koordinasyonuyla, örneğin Şükriye köyüne dönen Ezidi kökenli Mela Dewêş ve Mihemed Seîd gibi geniş ailelerin, ayrıca Ebdulbaqî Seyda, Ehmed Îsmaîl Omer Seyda ve Mihemed Ebdulmecîd Oso gibi büyük Kürt ailelerin dönüşüne yardımcı olduk. Bu aileler sadece arazilerini geri almakla kalmadı, geçmiş yılların kira ve mahsul gelirlerini de aldılar. Köyler tamamen güvenli hale gelip yollar açıldığında ve göçmenler Kamışlo ile Haseke'den döndüğünde, şehir içindeki evler de kesinlikle asıl sahiplerine kalacaktır. Bu onların en doğal hakkıdır, bir lütuf değildir.
Rûdaw: Bir vatandaşın arazisine başkası tarafından el konulmuşsa, şikayette bulunabileceği bir merci var mı?
Abdullah Caşhem: Elbette. Serê Kaniyê'de bu konuları yakından takip eden bir "Uzlaşma ve Takip Ofisi" bulunuyor. Biri gelip "Arazim falan kişinin elinde" derse anında müdahale edip araştırıyoruz. Geri dönen herkes, önceki sezonlara ait arazilerinin haklarını da geri aldı.
Rûdaw: Şu an hangi kurum ve daireler faaliyete geçti?
Abdullah Caşhem: Belediye tam kapasite çalışıyor. Enerji sektöründe, 24 saat kesintisiz elektrik var. Elektrik Türkiye'den geldiği ve fiyatı biraz yüksek olduğu için, kuzey bölgeleri hariç Suriye genelinde bu durum nadir görülür ama kalitesi çok iyi. Su şebekesi ve fırınlar sorunsuz çalışıyor. Sağlık alanında, Suriye'nin 6'ncı büyük hastanesi olan 200 yataklı Ulusal Hastane'yi aktif hale getirdik. Laboratuvarı çalışıyor, 360 personel ve doktor görev yapıyor. Temel hizmetler iyi durumda ancak su istasyonlarının geliştirilmesi ve klorlama cihazlarının bağlanması için Uluslararası Kızılhaç gibi kurumların desteğine ihtiyacımız var. Elok İstasyonu da yakında açılacak.
Rûdaw: Elok İstasyonundan bahsettiniz. Haseke'nin bazı mahallelerine su ulaştı. Resmi açılış ne zaman?
Abdullah Caşhem: Büyük ihtimalle yarın (22 Temmuz Çarşamba) veya ertesi gün (23 Temmuz Perşembe) başkanlık heyeti, Tuğgeneral Ziyad Amiş ve Haseke Valisi'nin katılımıyla resmi açılış yapılacak. Şu anda hatların test edilmesi ve temizlenmesi için deneme amaçlı çalıştırılıyor.
Rûdaw: Bölgenin idari müdürü olarak Serê Kaniyê göçmenlerine mesajınız nedir?
Abdullah Caşhem: Geri dönüş hakkı yasalarla güvence altındadır. Bu, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şerra'nın bir vaadidir; 2026'nın sonuna kadar ne Suriye genelinde ne de Haseke'de hiçbir göçmen çadırda kalmayacak, herkes evine dönecek.
Rûdaw: Birçok kez "Resulayn" ismini kullandınız. Kürtler "Serê Kaniyê", Araplar "Resulayn" diyor. Resmi kurumlarda Resulayn dendiğini biliyoruz ancak Kobani'de hükümetin ana tabelaya Kobani ismini eklediğini gördük. Bu durum Serê Kaniyê için de geçerli olabilir mi?
Abdullah Caşhem: İsimlendirme konusu İçişleri Bakanlığı'nın veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yetkisindedir. Yasal prosedürler olmadan kimse bir bölgenin adını değiştiremez. Devlet o isme karar verirse onaylanır. Sizin söylediğiniz Serê Kaniyê ve Resulayn isimleri, bin yıldan uzun süre önce Yakut el-Hamevi'nin kitaplarında geçer. Şu anda bakanlıkta ilçe olarak "Resulayn" şeklinde kayıtlı. Bireysel olarak bizim için devletin her iki ismi de kullanma kararı almasında hiçbir sakınca yok, çünkü bu bizim değil devletin yetkisindedir.
.webp&w=3840&q=75)


