Rûdaw Ekonomi Masası
Fransa, öğrencileri, işçi sendikalarını ve çalışanları kapsayan geniş çaplı protesto gösterileriyle karşı karşıya. Talepler, okullardaki koşulların iyileştirilmesi ve üniversiteye giriş imkânlarının artırılmasından ücretlerin yükseltilmesine ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesine kadar uzanıyor. Eylül ayında başlayan protestolar, bazı kentlerde yağma, kundaklama ve güvenlik güçleriyle çatışmaların yaşanmasına da yol açtı.
İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir haberde, öğrencilerin öğretmen eksikliği, sınıflardaki aşırı kalabalık ve üniversitelere yerleşme sürecine ilişkin belirsizlikler konusundaki kaygılarına dikkat çekildi.
Protestoların yayılmasıyla birlikte bu sorunlar; hayat pahalılığı, istihdam olanakları ve hükümetin harcamalarına ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçası haline geldi.
Gösterilerin boyutu, toplumdaki rahatsızlığın yaygınlığını ortaya koyuyor. Fransa İçişleri Bakanlığı, 17 Ekim’de ülke genelindeki protestolara 550 bin kişinin katıldığını açıklarken organizatörler katılımcı sayısının 800 bin olduğunu ileri sürdü.
Okullardaki sorunlar ve üniversiteye giriş
Öğrenciler, öğretmen eksikliği, okul binalarının kötü durumu ve sınıflardaki aşırı kalabalıktan şikâyet ediyor. Üniversiteye yerleştirmede kullanılan resmî platform da yoğun eleştirilere hedef oluyor.
Fransız ekonomist Thomas Piketty, 2017-2026 döneminde yükseköğretimde öğrenci başına düşen reel kamu harcamasının yaklaşık yüzde 20 azaldığını belirtiyor. Bu düşüşün, enflasyonun ve öğrenci sayısındaki artışın yükseköğretim bütçesindeki büyümeyi geride bırakmasından kaynaklandığı ifade ediliyor.
Fiyat artışları ailelerin bütçesini zorluyor
Protestolar, yeni bir enflasyon dalgasının yaşandığı dönemde gerçekleşiyor. Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (INSEE), tüketici fiyatlarının Eylül 2026’da yıllık bazda yüzde 3,1 arttığını açıkladı. Bu oran ağustos ayında yüzde 2,4 seviyesindeydi.
Son bir yılda enerji fiyatları yüzde 21,3, petrol ürünleri yüzde 36,2 ve motorin fiyatları yüzde 44,1 yükseldi. Gıda fiyatlarında da yüzde 1,4 artış kaydedildi.
Yakıt ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, aile bütçeleri üzerinde doğrudan baskı oluştururken şirketlerin işletme giderlerini de artırıyor. Kira, ulaşım ve temel ihtiyaçların maliyetleri altında zaten zorlanan aileler, fiyat artışları nedeniyle diğer harcamalarına daha az kaynak ayırabiliyor.
Gençler açısından istihdam olanakları da önemli bir kaygı kaynağı. 2026’nın ikinci çeyreğinde 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranı yüzde 21,6’ya yükselirken işgücüne katılan nüfus genelindeki işsizlik oranı yüzde 8,3 olarak kaydedildi.
Kamu borcu hükümetin hareket alanını daraltıyor
Fransa hükümeti iki yönlü bir baskıyla karşı karşıya. Bir yandan kamu hizmetlerini iyileştirmesi, diğer yandan kamu borcunu kontrol altında tutması gerekiyor.
2025 yılında Fransa’nın bütçe açığı 152,5 milyar avroya ulaşarak gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5,1’ine denk geldi. Kamu borcunun GSYH’ye oranı ise yüzde 115,6’ya yükseldi. Bu veriler, eğitim harcamaları ve bütçe öncelikleri konusundaki tartışmaları da derinleştirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, protestolar sırasında yaşanan şiddet olaylarını kınadı. Muhalefet ise hükümetin kriz karşısındaki tutumunu eleştiriyor. Sendikalar, ücretlerin artırılmasını, satın alma gücünün iyileştirilmesini ve kamu hizmetlerinin korunmasını talep ediyor.
Şiddet olayları ve ekonomik sonuçları
17 Ekim’deki protestolar sırasında yağma, kundaklama ve kamu binalarına yönelik saldırılarla birlikte gerginlik daha da arttı. İşletmeler ve kamu malları önemli ölçüde zarar gördü. Polis yüzlerce kişiyi gözaltına alırken güvenlik önlemleri de sıkılaştırıldı.
Yaşanan olaylar, özellikle zarara uğrayan esnaf ve işletmeler açısından ek ekonomik kayıplara neden oldu.
Sonuç olarak protestolar, Fransa’nın gündemindeki birçok önemli sorunu tek bir ulusal tartışmada bir araya getirdi. Okulların durumu, gençlerin iş bulma olanakları, ailelerin satın alma gücü ve yüksek kamu borcu altında hükümetin kamu hizmetlerini finanse etme kapasitesi bu tartışmanın temel başlıklarını oluşturuyor.
Hükümetin bu taleplere nasıl yanıt vereceği, ülkede devam eden toplumsal gerilimin bundan sonraki seyrini belirleyecek.


