Devlet ve birey çerçevesinde düşündüğümüzde, acaba haram -helal arasında fark var mı? Peki “şeriat” kuralları ve birey-devlet çerçevesinde, bireysel ve yönetimsel fark var mı? Bu iki konu arasında farkın gözönünü alınması gerekiyor mu?
Soruların cevaplarının işin kıstasına uyularak, genel anlamda metoduna uygun araştırılıp yorumlanması gerekiyor. Sadece İslam fıkıhçıları bu sorulara “haram-helal” çerçevesinde bakamazlar.
Bilindiği gibi Kürdistan Parlamentosu’nda, kısa süre önce hükümetin Uluslararası Para Fonu’dan (IMF) borç alması görüşüldü. Bu konu bazı parlamenterler tarafından eleştirilip, sözkonusu talebin “haram” olduğu belirtilmişti.
IMF gerçek anlamda dünyada ve Avrupa’da önemli bir konuma sahip. Müslümanlar için ise, tartışmaya açık… Modern çerçevede İslam fıkhının bu konuya çözüm bulması gerekiyor.
Dolayısıyla, bu konunun din ile bağdaşması gerekir mi? Ya da bu konunun din ile bir ilgisi var mı? Kısacası “uluslararası borç” ya da “devlet destekli krediler” İslam’da haram mı?
Devlet-birey, İslam fıkıhıyla aynı terazide neden tartılsın?
Sorulanların hepsi cevaplanması gereken çok ciddi sorular. Haram-helal kavramları bakımından bu konuda cevap bekleyenler için sonuçlar çok ağır bir etki bırakabilir. Velev ki hükümetin aldığı borç “ajanlık” olarak algılanıp halk tarafından boykot edildi. Siz de buna katılacak mısınız ?
Hepimiz çok açık ve net bir şekilde biliyoruz ki devlet ve bireyin çok farklı konumları var. En belirgin örnek; birey (kişi) somut bir varlık iken, devlet soyuttur. Genel çerçevede baktığımızda ise birey ile devletin hak ve sorumlulukları farklı niteliktedir.
Birey-devlet arasında çok büyük farklar olduğu için aynı kefede tartamayız. Geçmişte olduğu gibi her iki kavramın görev ve yetkilerini tam olarak belirleyemeyiz. Tarihte de görüldüğü gibi her zaman bu iki kavramın birbirinden farklı ve ayrı sorumlulukları var.
İslam fıkıhçılarının, din adamlarının, araştırmacıların devlet – birey kavramını ayırması gerekiyor. Her iki kavramın ahlak anlayışları da farklı. Birey için haram olan, devlet için haram olmayabilir. Hatta çoğu zaman zorunluluk olarak da kabul edilebilir. İki kavram arasındaki farklar, aydınlarımızın ve parlamenterlerimizin medodik yanlışlar yapmasına neden oluyor.
Hiç şüphe yok ki hükümetin IMF’den borç almasını haram olarak görmüyorum. Ancak bazı parlamenterler ve gruplar kısa ve öz şekilde bu konuyu tartışmaya açmadan, durumu kamuoyuna "haram" olarak duyurdular.
Ancak şu soruyu sormamız gerekiyor: Gerçekten bu konu o kadar basit mi?
Bu kesimlerin, örnek verdiği gibi ayette sözü edilen “Riba” (dönem içerisinde oluşan ortalama değerin iki katı) haramdır ve hükümet de burada günaha giriyor… O zaman halkın içtiği su da “haram”dır. Yani bu konu bu kadar basit mi?
Kanımca bu konunun bilimsel olarak tartışılması gerekiyor. Bu kadar basit ve kolay yorum yapılamaz. Aksi halde çok büyük hatalar yapmış oluruz.
Devlet, halkın çıkarları temelinde kurulur. Bu bir kıstastır! Genel olarak bakıldığında haram-helal kavramları, kısa süreli ve özel bir durum değildir.
Anlaşılacağı üzere olgu çok özel ve bu durumu çok iyi kavramamız gerekiyor.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



