İran Parlamentosu Başkanı Ali Laricani’nin ziyaretini Süleymaniye’den başlatıp sonra Erbil’le devam etmesi özel siyasi bir anlam taşımaktadır.
Laricani’nin Kürdistan Bölgesi’nin başkenti olan Erbil’den önce Süleymaniye’ye inmesi, İran Cumhuriyeti’nin Kürdistan Bölgesiyle olan ilişki tarzını bir kere daha teyid etmiş oldu.
Bence, İran hala eski dönemlerin hayaliyle bölgeyi muhatap alıyor. O dönemde bölgenin yetkilileri silahlı partilerden ibaretti ve Baas rejiminin karşıtıydı. Aynı zamanda İran’ın de amacı olan rejimi devirmek için o partilere bel bağlamıştı.
Herkesin gördüğü gibi dost ve müttefikler, Kürdistan Bölgesi’ne geldiklerinde önce Erbil’de iniyorlar daha sonra –istedikleri zaman – Süleymaniye’ye gidiyorlar. Ama İran her zaman ve Laricani’nin yaptığı gibi Süleymaniye’de iniyor, sonra Erbil’e geliyor.
Kuşkusuz herkes Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile İran arasındaki dostluğu –ve bir dostluğun ötesini- görüyor. Ayrıca İran da dostlarının Süleymaniye’de daha fazla olduğunu hatta coğrafi olarak Erbil’den daha fazla sınır paylaştığını biliyor.
Şurası açık ki İran’ın böyle bir ziyaretteki gündemi farklıdır. Birinci gündemi: KYB’ye yeniden siyasi önem vererek, hem dostunu sevindiriyor hem de karşıt ve dostlarının gözünde onu büyütüyor. Ayrıca, İran Kürdistan Bölgesi’ne, “Henüz İran tam olarak sizi meşru siyasi bir yönetim olarak tanımıyor. Kürdistan, Saddam döneminin Kürdistanı’dır. Sizde meşru, yasal bir bölgeyi değil, iki parçayı yöneten iki partisiniz” mesajını veriyor.
Buradan yola çıkarak, İran’ın Kürdistan Bölgesi’nin geçmişinin bir parçası olduğunu ve resmi kurumları olan Kürdistan Bölgesi’ni olduğu gibi görmediği anlaşılıyor.
İran’ın bu nostaljik refleksi, Kürdistan Bölgesi’nin bakışında da yer alıyor.
Kürdistan Bölgesi siyasi yetkilileri ve parlamenterlerin İran hakkında verdikleri demeçlere baktığımızda, sürekli geçmişten, Kürdistan ve Irak muhalefetine verdiği destekten ve 1980’lerde mültecilere kucak açmasından bahsederler. Kürdistan halkı ve yetkililer, bugün yaşanan gerçekleri dile getirmezler.
İran İslam Cumhuriyeti gibi bir ülke için Güney Kürdistan’ın huzur ve güven içinde olması önemlidir.
Bu nedenle İran, Kürdistan Bölgesi ve yönetimine olan bakışını değiştirmeli, Kürtler’in yasal - meşru bir konuma sahip olduğunu kabul etmeli ve bu esasa göre muhatap almalı.
İran, Kürtler’in bir başkente, parlamentoya ve başkanlığa sahip olduğunu itiraf ederek, ilişkilerini siyasi partilere dayanarak değil, bu kurumlar aracılığıyla sürdürmelidir.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



