Şu sıralar siyaset dünyamızda sıkça kullanılan uzlaşı konseptinin bizdeki kullanımı oldukça yeni ancak kendisi eskidir.
Siyasi uzlaşının geçmişi, Kürdistan Bölgesi’nde 1992 yılında hükümet ve parlamentonun kuruluşuna dayanıyor.
O dönem ilk kez seçim yapılmış, iki büyük güç (KDP ve KYB) uzlaşı sonucu, çatışma olmaması için Kürdistan Bölgesi’nin yönetimini yüzde elli – yüzde elli bölüşmüşlerdi.
Kapsama dışı olarak uzlaşı
Peki siyasi tarihimizdeki ilk uzlaşı Kürdistan Bölgesi’ni nereye taşıdı? Şüphesiz 1992 sonrası uzlaşı ve anlaşma, iki büyük gücü kısa bir süre için susturdu. Fakat sonra iki güç uzlaşıyı bozup cephe aldı ve iç savaşa girişti.
İç savaş dönemi uzun sürdü ve Irak’ta 2003 yılında gerçekleşen değişiklikler iki gücü yine uzlaşıya doğru götürdü ve bu seferki uzlaşıdan KDP ve KYB’nin stratejik anlaşması doğdu. Bu uzlaşı, savaşı durdurdu ancak Kürdistan’da yeni bir dönem başlatmadı. Hatta eski dönemin tekrarı, iki alanlı sürece dönüş oldu.
Uzlaşının “resmi beyanı” Kürdistan Bölgesi’ni kapalı bir alana hapsetmiş ki Kürdistan Bölgesi’nde siyaset, anlaşıp anlaşmama çizgisine dönüşüyor.
Siyaset dünyamızda uzlaşı konseptinin bozulması demokrasiye eşdeğer olarak kabul ediliyor. Bu yüzden de siyasi güçler demokrasiye bulaşmak istemedikleri için uzlaşıya yöneliyorlar. Onlar kendilerini çok iyi biliyor ki demokrasi, yenilginin kabulü ve değişim iktidarlarına ters. Bu sebeple de onlar için “en iyi seçenek” uzlaşıdır.
“Uzlaşı” demokrasisi
Şüphesiz demokrasinin türleri arasında uzlaşı demokrasisi de var. Ancak bu tür demokrasiye Irak ve Lübnan gibi etnik, dini ve mezhepsel çokkültürlülüğe sahip ülkelerde ihtiyaç var. Kürdistan Bölgesi gibi çok partili bir ülkede değil.
Gerçi etnik ve dini kültürlere sahip ülkeler de bu demokrasi şeklini bırakıp doğrudan demokrasiye doğru yöneliyor artık. Çünkü gerçek uzlaşı ve huzurun demokrasiden geçtiğini anladılar, demokrasinin rafa kaldırılmasından değil.
Bu yüzden bana göre, 2015 yılında uzlaşamama ve demokrasiyi kabul etmeme Kürdistan Bölgesi için büyük ayıptır.
Demokrasi ve gerçek uzlaşı
Partiler arasında çoğunluğun sağlandığı o siyasi anlaşmanın gerçekçi bir anlaşma veya uzlaşıyı ortaya çıkarması şart değil. Belki tecrübe edindiğimiz gibi uzlaşı, bizi uzlaşmazlığa götürür.
Uzlaşı tecrübeleri müreffeh bir dünya inşa etmez. Belki korku dikenleriyle çevirili bir dünya ortaya koyar ki partiler galip, vatandaşlar ise kurbandır.
Eğer bir ulus demokrasiyi yaşamına adapte edemiyorsa o ulus hiçbir zaman devlet kurmayı bekleyemez. 2011’den bu yana tüm o devletler, Arap dünyasındaki siyasi ve toplumsal patlamalara şahitlik ediyor.
İsrail devletinin 22 düşman içinde sahip oldukları, sadece demokrasiyle inşa edilmiş bir iktidarın göstergesidir.
Kürdistan, insanlığın yeni tarihinin dışında kalamaz. Yeni siyasi tarih bize farklı toplumsal güçlerin birlikte yaşayabilmesi durumunda demokrasiden başka yollarının olmadığını gösteriyor.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



