Erbil (Rûdaw) - Akademisyen ve uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. İkbal Dürre, Rusça kaleme aldığı ve Rusya’daki üniversitelerde ders kitabı olarak tavsiye edilen "Kürt Diplomasisinin Tarihi" adlı yeni kitabını Rûdaw bülteninde anlattı. Dürre, Kürtlerin diplomasi tarihini bilimsel bir temelde ele alan kapsamlı bir çalışmanın ilk kez yapıldığını belirtti.
Kitabın önsözünü Rusya 1. Derece Devlet Danışmanı ve kıdemli diplomat Andrey Baklanov’un yazdığını belirten Dürre, eserin devlet tarafından finanse edilen ve Rus üniversitelerine ders kitapları basan prestijli bir yayınevi tarafından yayımlandığını kaydetti.
Rusya akademisinde bir ilk
Eserin ders kitabı olarak önerilmesinin arkasında Ortadoğu’da öne çıkan Kürt faktörünün ve Rusya'nın bu siyasete yaklaşımının etkili olduğunu söyleyen Dr. İkbal Dürre, şu değerlendirmede bulundu:
"Son yıllarda Kürt faktörü Ortadoğu'da çok öne çıkan bir dinamikti. Böyle bir kitabın üniversitelerde ders kitabı olarak tavsiye edilmesi bu süreçle doğrudan bağlantılıdır.
Aynı zamanda bilim dünyasında bu bir ilk niteliği taşıyor. Daha önce Kürt tarihiyle ilgili çalışmalar vardı ancak Kürtlerin diplomasi tarihine odaklanan müstakil bir araştırma bulunmuyordu. Kitapta 16. yüzyıldan, Şerefname döneminden başlayarak özellikle Jön Türkler sürecine, 19. ve 20. yüzyıldan günümüze kadar uzanan diplomasi pratiklerine yoğunlaştım.
Bu süreçte Kürtlerin diplomatik alanda yaşadıkları, hem Rus akademisi hem de Rus siyaseti açısından önem taşıyan bir konudur."
Kitabın gelecekte diğer dillere çevrilmesi konusuna da değinen Dürre, çalışmanın öncelikle Kürtçeye, ardından Türkçe ve İngilizceye kazandırılmasını arzu ettiğini dile getirdi.
"Kürdistan kırılmaların öznesi konumundadır"
Kürtlerin devletleşme süreçlerinde hedeflerine ulaşamamış olsalar bile uluslararası diplomaside her zaman belirleyici bir aktör olduklarını ifade eden Dürre, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her ne kadar 19. ve 20. yüzyılda Kürtler devletleşme konusunda somut bir sonuca ulaşamamış olsalar da uluslararası diplomasi açısından Kürdistan coğrafyası her zaman belirleyici oldu ve Kürtler yaşanan tüm diplomatik kırılmaların öznesi konumundaydı. Ben bunu akademide bilimsel yöntemlerle ortaya koymaya çalıştım. Hem tarihsel süreçte neler yaşandığını hem de yapılan hataları ve kırılma noktalarını tarafsız bir şekilde analiz ettim. Bu tecrübelerin günümüz Kürt siyasetine ve akademisine ışık tutmasını umuyorum."
Molla Mustafa Barzani’nin diplomasi mirası
Kürt diplomasi tarihindeki dönüm noktalarına değinen İkbal Dürre, “Güney Kürdistan siyasetinin ve liderlerinin hamlelerinin kritik önemde olduğunu” vurguladı:
"Kürt diplomasisi açısından başarılı dönemlere baktığımızda özellikle Güney siyasetinin geçtiği etaplar öne çıkıyor. Molla Mustafa Barzani'nin Rusya'daki diplomatik temasları ve yürüttüğü faaliyetler bu tarihte çok ayrı ve özel bir yere sahiptir. Yakın döneme baktığımızda Birinci ve İkinci Dünya Savaşı süreçleri çok somut başarılar doğurmasa da ders çıkarılması gereken dönemlerdir. Ancak Körfez Savaşı sürecinde Kürtlerin izlediği diplomasi çok önemli kazanımlar sağladı. Son dönemde ise Rojava’da yaşanan gelişmeler diplomasinin Kürtler açısından ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdi."
"Kürtler birliği zayıf olduklarında hatırlıyor"
Kürt siyasetindeki iç birlik eksikliğine dikkat çeken Dr. İkbal Dürre, diplomasinin doğrudan sahadaki güçle ilişkili olduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
"Benim dikkatimi çeken en temel husus şu: Maalesef Kürtlerde birlik meselesi yalnızca güç kaybettikleri ya da elleri zayıfladığı zaman akıllara geliyor. Güçlü oldukları dönemlerde ortak hareket etmeyi unutuyorlar, zora düştüklerinde birliğe sarılıyorlar. Oysa diplomasi elinizdeki güç oranında etkili olan bir araçtır. Eğer bu birlik ruhu Kürtlerin en güçlü olduğu dönemlerde hayata geçirilebilirse, Kürt diplomasisi çok daha etkili olur ve kalıcı kazanımlar sağlar."
“Umarım önce Kürtçeye, sonra Türkçeye, sonra İngilizceye de çevrilir”
Kitabının Kürtçe ve Türkçeye çevrilmesine yönelik değerlendirme yapan Dürre, “Benim annem de Kürt, babam da Kürt. Eğer illa anne baba dili olursa Kürtçeye çevrilmesi lazım. Tabii Türkçeye çevrilmesi de bence çok faydalı olur. Bu konuda Türkiye'de daha evvel yapılmış bir araştırma var, Faik Hoca'nın araştırması. Ama bu biraz daha, ben farklı açıdan bakıyorum. Fakat Faik Hoca'nın kitabından çok yararlandım ki o da Türkçeydi. Dolayısıyla umarım önce Kürtçeye, sonra Türkçeye, sonra İngilizceye de çevrilir” dedi.
Dürre son olarak, günümüz dünyasında diplomasinin kamu diplomasisi ve dijital diplomasi gibi yeni biçimlere evrildiğini hatırlatarak, Kürt aktörlerin bu yeni alanları verimli kullanabilmeleri için tarihsel tecrübelerden ders çıkarmaları gerektiğini sözlerine ekledi.


.jpg&w=3840&q=75)