Erbil (Rûdaw)- Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda tanker trafiğinin aksaması, Asya’nın sanayi devlerini alternatif rotalara yöneltti.
Rûdaw’a özel açıklamalarda bulunan Güney Kore ve Tayvan hükümetleri, Hürmüz riskini bertaraf etmek adına Türkiye limanları ve Kürdistan Bölgesi petrolü dahil tüm seçenekleri masada tuttuklarını açıkladı.
Ortadoğu’da tırmanan çatışmalar küresel petrol akışının şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nı ve Kızıldeniz’e açılan Babülmendep Boğazı’nı kilitlerken, enerji güvenliği tehlikeye giren Asya’nın iki devi yeni arayışlara girdi.
Ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini Ortadoğu’dan karşılayan Güney Kore ve Tayvan, krizin aşılmasında Basra Körfezi’ni bypass edebilecek alternatif güzergahları mercek altına aldı.
Rûdaw Medya Grubu’na özel değerlendirmelerde bulunan Seul ve Taipei yönetimleri; stratejik petrol rezervlerini açtıklarını duyururken, Akdeniz’e açılan hatlar ve Kürdistan Bölgesi petrolünün tedarik denklemindeki yerine ilişkin kritik mesajlar verdi.
Tayvan’dan Rûdaw’a: Kürdistan petrolü dahil tüm tedarikçiler masada
Küresel mikroçip üretiminin merkezi konumunda olan ve petrolünün yüzde 70’ini Ortadoğu’dan ithal eden Tayvan’da kırmızı alarm verildi.
Rûdaw’ın, "Hürmüz Boğazı’ndaki riskleri bertaraf etmek adına Irak ve Kürdistan Bölgesi petrolü Tayvan için bir alternatif olabilir mi?" sorusunu yanıtlayan Tayvan Ekonomi Bakanlığı, Erbil ve alternatif pazarlara kapıyı açık bıraktı:
"Stratejimiz çok boyutlu çeşitlendirmeye dayanıyor. Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki aksamaları yakından izliyoruz. Bu kapsamda, Tayvan’ın rafineri ve lojistik şartlarına uyum sağlayabilecek, riskli boğazların dışındaki her türlü geniş tedarikçi yelpazesini titizlikle masada tutuyoruz."
Tayvan hükümeti, fabrikaların durmaması için spot piyasadan acil alımlar yaparken, mevcut stratejik petrol stoklarının yasal sınırların ve geçen yılın dahi üzerine çıkarıldığını kaydetti.
Güney Kore: Temel hedefimiz kaynak havuzunu çeşitlendirmek
Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı Petrol ve Gaz Tedarikinden Sorumlu Müdür Yardımcısı Minseop Kim de Rûdaw’a yaptığı açıklamada, krizin derinleşmesi halinde devreye sokulacak alternatifleri değerlendirdi.
Kim, Güney Kore’nin Kürdistan Bölgesi veya Türkiye limanları (Ceyhan) üzerinden sevk edilen petrole yönelip yönelmeyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
"Şu an belirli bir adres veya ülke ismi vermek doğru olmaz; ancak temel hedefimiz kaynak havuzumuzu çeşitlendirmektir. Hükümetimiz birçok üretici ülkeyle sürekli temas halindedir."
Sanayi durmasın diye rezervler piyasaya açıldı
Ortadoğu’daki kriz nedeniyle Güney Kore’de Stratejik Petrol Rezervi (SPR) programı resmen başlatıldı. Seul yönetimi, tedarikteki aksamaları gidermek amacıyla devlet rezervlerini piyasaya kalıcı olarak tüketmek yerine "ödünç verme" formülüyle aktarmaya başladı.
Minseop Kim; eylül ve ekim ayları için petrol ithalatının yüzde 90’ından fazlasının garanti altına alındığını, ayrıca sanayi için hayati olan hafif petrol ile kışlık LNG ihtiyacının Ortadoğu dışındaki alternatif pazarlardan bağlandığını açıkladı.
Neden Kürdistan Bölgesi petrolü?
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı’nın aynı anda güvenlik tehdidi altına girmesiyle birlikte, Basra Körfezi’ne girmeden doğrudan boru hatlarıyla Türkiye üzerinden Akdeniz’e (Ceyhan Limanı) ulaştırılabilen Kürdistan Bölgesi petrolünün, Asya pazarı için en güvenli karasal bypass rotalarından biri haline geldiğine dikkat çekiyor.


