New York (Rûdaw) - Birleşmiş Milletler’in yapısı ve Güvenlik Konseyi’ndeki beş daimi üyenin veto yetkisi, bu yılki Genel Kurul toplantılarında dünya liderlerinin en çok eleştirdiği konuların başında geldi. Türkiye ve Brezilya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, BM’nin mevcut yapısının günümüz dünyasını yansıtmadığını savundu.
Birleşmiş Milletler’in (BM) 193 üyesi bulunurken, Güvenlik Konseyi’nde siyasi ve askeri karar alma mekanizmasının önemli bir bölümü ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın elinde.
Bu beş ülke, sahip oldukları veto hakkı sayesinde kendilerini ilgilendiren konularda Güvenlik Konseyi kararlarını engelleyebiliyor.
Bu durum, özellikle bu yıl yaşanan savaşlar, bombardımanlar ve uluslararası krizlerin ardından BM’nin yapısına yönelik eleştirilerin artmasına neden oldu.
Hindistan, Brezilya, Türkiye ve Nijerya gibi nüfusu ve ekonomik ağırlığı yüksek ülkeler, mevcut yapının değiştirilmesi gerektiğini savunurken, Latin Amerika ve Afrika’nın Güvenlik Konseyi’nde daha fazla temsil edilmesi çağrıları da öne çıktı.
Erdoğan: Dünya beşten büyüktür
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin yalnızca beş ülkenin kararlarına bağlı olduğu bir sistemin adil olmadığını belirterek, Güvenlik Konseyi’nin “dünya beşten büyüktür” anlayışı temelinde yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.
Lula: Hepimiz Güvenlik Konseyi’nin rehini olduk
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva da BM’nin çatışmaları çözmedeki yetersizliğini eleştirdi.
Lula, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en fazla silahlı çatışmanın yaşandığı dönemde BM’nin etkisiz kalmasının kuruma duyulan güveni zedelediğini söyledi.
Brezilya lideri, Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısının Latin Amerika ve Afrika’yı dışladığını belirterek reform çağrısını yineledi.
Guterres: BM bugünün dünyasını yansıtmalı
BM Genel Sekreteri António Guterres de Güvenlik Konseyi’nin yapısının değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Guterres, Afrika ve Latin Amerika’nın yeterince temsil edilmediği bir Güvenlik Konseyi’nin meşruiyet sorunu yaşayacağını belirterek, BM’nin günümüzün ekonomik ve demografik gerçeklerini yansıtması gerektiğini ifade etti.
BM’deki temsil tartışmaları, kurumun mali yapısını da etkiliyor. Kaynak metne göre, bu yıl Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi arasında bütçe payını zamanında ödeyen tek ülke İngiltere oldu.
Guterres’in halefinin belirlenmesi de tartışmalı
BM Genel Sekreteri António Guterres’in görev süresinin ardından yerine kimin geleceğine ilişkin süreç de Güvenlik Konseyi’nin yapısına ilişkin tartışmaların gölgesinde ilerliyor.
Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebeca Grynspan, yapılan üç gizli oylamanın ikisinde öne çıkarken, adayın beş daimi üyenin desteğini alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.
Çünkü daimi beş üyeden herhangi birinin veto hakkını kullanması, Genel Kurul’daki diğer ülkelerin desteğine rağmen süreci etkileyebiliyor.
Macron’dan yapay zeka uyarısı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da konuşmasında güç tekelleşmesine dikkat çekti.
Macron, geleceğin yalnızca iki büyük güç tarafından belirlenmemesi gerektiğini belirterek, yapay zekanın da ABD ve Çin tarafından tekelleştirilmesi riskine karşı uyarıda bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump ise uluslararası eleştirilere rağmen Washington’ın İran politikasını savundu. Trump, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek amacıyla yürütülen savaşı gerekli bir adım olarak nitelendirdi.
Veto hakkı reformun önündeki temel engel
BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısı 1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın galip devletleri arasındaki anlaşmalar temelinde oluşturuldu.
Beş ülkeye veto hakkı verilmesinin temel gerekçelerinden biri, büyük güçler arasında doğrudan yeni bir savaşın, özellikle de nükleer bir çatışmanın önlenmesiydi.
Ancak BM Şartı’nın 108. maddesi, Güvenlik Konseyi’nin yapısında köklü değişiklik yapılmasını zorlaştırıyor. Konseyin daimi üyelerinin yetkilerinde değişiklik yapılabilmesi için beş daimi üyenin de onayı gerekiyor.
Bu nedenle veto hakkı, aynı zamanda Güvenlik Konseyi’nde reform yapılmasının önündeki en önemli hukuki engellerden biri olarak öne çıkıyor.



