Erbil (Rûdaw) - ABD Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) termik santrallerden kaynaklanan sera gazı salınımını kısıtlayan kuralları yürürlükten kaldırma kararı yargıya taşındı.
Çevre ve halk sağlığı örgütleri Trump yönetimine karşı ortak dava açarken, koruma kalkanının kaldırılmasının 2047 yılına kadar 84 bin erken ölüme yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Amerika Birleşik Devletleri’nde enerji politikaları ve iklim kriziyle mücadele eksenindeki tartışmalar mahkeme koridorlarına sıçradı.
Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA), fosil yakıtla çalışan enerji santrallerinin karbon salınımına getirilen sınırlandırmaları esnetme ve Biden döneminde yürürlüğe konulan kuralların büyük kısmını iptal etme kararı, sivil toplum örgütlerinin sert tepkisiyle karşılaştı.
Aralarında Amerikan Akciğer Derneği (ALA) ve Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi’nin (NRDC) de bulunduğu önde gelen çevre ve kamu sağlığı kuruluşları, kararın iptali talebiyle Donald Trump yönetimine karşı federal mahkemede dava açtı.
84 bin erken ölüm ve yüz binlerce astım krizi riski
Dava dilekçesinde, EPA’nın bu hamlesinin hukuka aykırı olduğu, bilimsel verileri hiçe saydığı ve Amerikan halkının yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.
Çevresel Savunma Fonu (EDF) tarafından hazırlanan yeni bir etki analizine dikkat çeken davacılar, kirlilik sınırlamalarının kaldırılmasının 2047 yılına kadar en az 84 bin erken ölümle sonuçlanabileceğine işaret etti.
İptal edilmek istenen Biden dönemi düzenlemesinin, tek başına 2035 yılına kadar 1.200 erken ölümü ve çocuklarda görülebilecek 360 binden fazla astım krizini önlemesi öngörülüyordu.
"Amerikalılar hem sağlığından hem parasından olacak"
Pensilvanya Temiz Hava Konseyi Hukuk Direktörü Lawrence Hafetz, çevre kurallarından geri adım atılmasının faturasını toplumun ödeyeceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Bu hayati çevre korumalarının rafa kaldırılması sonucunda milyonlarca Amerikalı daha sık hastalanacak, aşırı sıcak ve yıkıcı hava olaylarıyla daha savunmasız mücadele edecek. Üstelik fosil yakıt lobilerine sağlanan bu kolaylıklar, yurttaşların cebine daha yüksek elektrik ve enerji faturaları olarak yansıyacaktır."
Dava süreci, enerji üretimini artırarak maliyetleri düşürmeyi vaat eden Beyaz Saray yönetimi ile temiz hava ve iklim dengesini savunan sivil toplum cephesi arasındaki en büyük hukuki hesaplaşmalardan biri olarak nitelendiriliyor.


