Haber Merkezi – Almanya’nın başkenti Berlin'de dün, Christopher Street Day (CSD) Onur Yürüyüşü sırasında bir aracın kalabalığın arasına dalarak bir kişinin ölümüne ve 29 kişinin yaralanmasına neden olmasının ardından, bugün Berlin LGBTQ topluluğu ve şehir sakinleri yas, öfke ve dayanışma mesajları paylaştı.
Reuters’ın haberine göre törenin organizatörleri, dün gece gerçekleşen saldırının ardından, popüler bir yemek salonundaki kahvaltı pazarı ve tören sonrası temizlik etkinliği de dahil olmak üzere bir dizi bağlantılı etkinliği iptal etti.
Bunun yerine binlerce kişi, bugün yerel saatle 14:00'te saldırının gerçekleştiği yerin sadece birkaç yüz metre uzağındaki Brandenburg Kapısı'nı çevreleyen Pariser Platz meydanında yapılacak olan anma töreni için bir araya geldi. Organizatörlere göre, yağmura rağmen etkinlik başladıktan yaklaşık 30 dakika sonra maksimum kapasiteye ulaştı ve polis güvenlik önlemleri nedeniyle katılımı sınırlandırdı.
“Ben de korkuyorum”
Katılımcılar ölenler için saygı duruşunda bulunup “Onur Bayrakları” dalgalandırırken, bir kişi üzerinde "Yastan öfkeye, öfkeden direnişe!" yazılı dev bir pankart taşıdı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Adalet Bakanı Stefanie Hubig, tarihi St. Mary Kilisesi'ndeki anma ayinine katıldı.
Berlin eyalet hükümetinin LGBTQ işleri sorumlusu Alfonso Pantisano, her şeyin birkaç dakika içinde değiştiği anlarda Brandenburg Kapısı'nda olduğunu söyledi. Pantisano Instagram'da yaptığı paylaşımda, "Sizlere, sevgili topluluğum: Birçoğunuzun şu anda korktuğunu biliyorum. Durumu yumuşatmayacağım; ben de korkuyorum. Ancak bu korkuda, yasta ve öfkede yalnız değilsiniz” dedi.

Berlin'deki CSD yürüyüşüne her yıl 1 milyona yakın kişi katılıyor
Şehir yetkililerine göre, Berlin'deki CSD yürüyüşüne her yıl 1 milyona yakın kişi katılıyor. Berlin'in yeşil kalbi Tiergarten parkından geçen yürüyüş; gey, lezbiyen, biseksüel, trans ve interseks bireylerin hakları ve toplumsal kapsayıcılığı için mücadele eden grupları ve destekçileri bir araya getiriyor.
İlk kez 1979'da düzenlenen etkinlik, adını New York'un Greenwich Village bölgesindeki Christopher Street'ten alıyor ve 1969'da polis baskınlarına ve tacizine karşı başlatılan Stonewall ayaklanmasını anıyor.
Berlin, 19. yüzyılın sonlarında seksolog Magnus Hirschfeld'in 1897'de dünyanın ilk gey hakları örgütü olarak kabul edilen yapıyı kurmasından bu yana, gey hakları ve kültürü tarihinde merkezi bir yere sahip. Şehir, liberal Weimar dönemi boyunca gey ve lezbiyen yaşamının uluslararası merkezi haline gelmiş, ancak ortaya çıkan bu canlı kültürel ortam Nazi yönetimi altında büyük ölçüde yok edilmişti.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ve Almanya'nın bölünmüş olduğu yıllarda devam eden ayrımcılığa rağmen, gey toplulukları barlar, sosyal örgütler ve siyasi aktivizm aracılığıyla Berlin'de kademeli olarak yeniden filizlendi. CSD'nin ilk günündeki sahne şovunun bir parçası olan Alman rapçi Ikkimel Instagram'da, "Umarım birçok insan şimdi her zamankinden daha fazla bir arada durmamızın ne kadar önemli olduğunu anlar" diye yazdı.
▶️Almanya'da polis Berlin'de araçla düzenlenen saldırının şüphelisini arıyor
— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) July 26, 2026
▶️Berlin'de dün LGBT yürüyüşünün yapıldığı alana araçla düzenlenen saldırıyla ilgili aranan 21 yaşındaki Lübnan asıllı Almanya vatandaşı zanlının yakalanması için polis halktan destek istedi
▶️Polis,… pic.twitter.com/iHbjuhgWkG
“İslamcı terör saldırısı ile karşı karşıyayız”
Öte yandan yetkililer "İslamcı" olarak tanınan şüpheli için ülke çapında arama başlattı. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, minibüsün kaldırıma çıkarak yayaları ezdiği olay yerinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Burada gördüğümüz her şey, bir İslamcı terör saldırısıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" dedi.
Saldırganın çok sayıda suç kaydı var
Saldırı, saat 22:00 sularında, Avrupa'nın en büyük yıllık LGBTQ kutlamalarından biri olan Christopher Street Day'in gerçekleştiği Brandenburg Kapısı yakınlarındaki Tiergarten Parkı’nda meydana geldi. Bakan Dobrindt, şüphelinin "geçmişte çok sayıda suç kaydı, radikalleşme ve İslamcı çevrelerle olan bağları nedeniyle dikkat çektiğini" belirterek; şahsın 2005 Almanya doğumlu, Lübnan kökenli bir Almanya vatandaşı olduğunu ekledi.
“Açıklığımıza ve özgürlüğümüze yönelik bir İslamcı terör saldırısı”
Dobrindt’in yanında duran Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner, olayın "muhtemelen birlikte yaşama biçimimize, liberal demokrasimize, açıklığımıza ve özgürlüğümüze yönelik bir İslamcı terör saldırısı" olduğunu söyledi.
Berlin polisi, şüphelinin ismini 21 yaşındaki Abdul B. olarak açıkladı ve fotoğrafını yayınlayarak halktan nerede olduğu konusunda bilgi istedi. Şüpheli; yaklaşık 1.90 m boyunda, zayıf yapılı, siyah saçlı olarak tarif edildi ve en son siyah kapüşonlu üst ile beyaz pantolon giyerken görüldüğü belirtildi. Ancak polis, şahsın "muhtemelen silahlı ve tehlikeli" olduğu konusunda uyararak halkın ona yaklaşmaması gerektiğini vurguladı.
İki ay önce tahliye oldu
Güvenlik kaynakları Reuters'a, şüphelinin çocuk tutukevinden sadece iki ay önce tahliye edildiğini söyledi. Şahsın iç istihbarat tarafından tanındığı ve genellikle yakın takip veya izleme gerektiren "potansiyel olarak tehlikeli" sınıfındaki yüzlerce kişi arasında yer aldığı belirtildi. Bakan Dobrindt, saldırganın aracıyla insanları ezdikten sonra pala olduğu düşünülen kesici bir aletle bazı kişileri yaraladığını da sözlerine ekledi.
Polis, minibüsten birden fazla kişinin inmiş olabileceğini belirterek failin tek başına hareket edip etmediğinin henüz netleşmediğini bildirdi. Berlin yayın kuruluşu RBB, araçta yolcu olan bir İranlının gözaltına alındığını duyurdu. Bu sabah olay yerinden çekilen görüntülerde, bir ağaca çarparak hurdaya dönmüş beyaz bir minibüs görüldü. Bild gazetesi, aracın Abdul B. tarafından kiralanmış bir nakliye aracı olduğunu yazdı. Alman medyası, polisin şüphelinin Berlin'deki dairesinde arama yaptığını bildirdi.
Benzer saldırılar daha önce yaşandı
Almanya, son yıllarda kalabalıkların üzerine araç sürülerek gerçekleştirilen bir dizi saldırıya tanık oldu. Mayıs ayında, ruhsal sorunları olduğu düşünülen bir kişi Leipzig'deki yaya bölgesine dalarak iki kişiyi öldürmüş ve üç kişiyi ağır yaralamıştı. 2016 yılında ise İslamcı militanlarla bağlantısı olan Tunuslu sığınmacı Anis Amri, bir kamyonu kaçırıp şoförünü öldürdükten sonra aracı kalabalık bir Noel pazarına sürerek 11 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Amri, dört gün sonra İtalya'da polis tarafından vurularak öldürülmüştü.



