Haber Merkezi - Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega'nın "Ülkede bir daha seçim yapılmayacak" açıklaması uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. ABD yönetimi, Ortega'nın sözlerinin demokratik ilkelere açıkça aykırı olduğunu belirterek sert tepki gösterirken, Nikaragua muhalefeti ise bunun ülkede tek parti yönetiminin resmen ilanı anlamına geldiğini savundu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yayımladığı açıklamada, Ortega'nın seçimleri tamamen ortadan kaldırmaya yönelik ifadelerinin rejiminin "gerçek otoriter niteliğini" gözler önüne serdiğini belirtti.
Rubio, serbest ve adil seçimlerin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Nikaragua halkının siyasi tercihlerini özgürce ortaya koyma hakkının engellenemeyeceğini ifade etti.
Ortega: Bir daha seçim yapılmayacak
80 yaşındaki Devlet Başkanı Daniel Ortega, başkent Managua'da Sandinista Devrimi'nin 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ABD'nin geçmişte Nikaragua'nın iç işlerine müdahalede bulunduğunu öne sürerek ülkede yeniden seçim yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Ortega, "Burada hükümeti ve iktidarı ele geçirmeye çalışabilecekleri seçimler bir daha asla yapılmayacak" ifadelerini kullandı.
Muhalefeti "darbe yanlısı", "vatan haini" ve yabancı güçlerle iş birliği yapmakla suçlayan Ortega, ülkenin egemenliğini koruduklarını savundu.
Muhalefetten "tek parti rejimi" suçlaması
Ortega'nın açıklamaları Nikaragua muhalefetinde de tepkiye neden oldu.
Muhalif siyasetçiler Felix Maradiaga Saenz ile Juan Sebastian Chamorro, Ortega'nın sözlerinin ülkede tek parti yönetiminin açık ilanı olduğunu belirterek, anayasanın iktidarın çıkarları doğrultusunda ihlal edildiğini savundu.
Muhalif isimler, ülkede seçim mekanizmasının fiilen ortadan kaldırılmasının hukukun üstünlüğünü ve temel siyasi hakları tamamen ortadan kaldıracağı uyarısında bulundu.
Uzun süredir baskı iddialarıyla gündemde
1979 yılında Somoza ailesinin diktatörlüğünü sona erdiren Sandinista Devrimi'nin önde gelen isimlerinden olan Daniel Ortega, 1985-1990 yılları arasında devlet başkanlığı yaptıktan sonra 2007 yılında yeniden iktidara geldi ve o tarihten bu yana ülkeyi yönetiyor.
Son yıllarda Ortega yönetimi, muhalif siyasetçileri, gazetecileri, insan hakları savunucularını, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini hedef alan uygulamaları nedeniyle uluslararası toplumun yoğun eleştirilerine maruz kalıyor.
Ülkede yüzlerce sivil toplum kuruluşu ile çok sayıda üniversite, medya kuruluşu ve dini dernek kapatıldı. Çok sayıda muhalif siyasetçi tutuklandı ya da sürgüne gitmek zorunda kaldı. Hükümeti eleştiren birçok kişinin vatandaşlığı iptal edilirken, mal varlıklarına da el konuldu.
BM raporları ve uluslararası tepkiler
Birleşmiş Milletler (BM) Nikaragua Uzmanlar Grubu, son yıllarda yayımladığı raporlarda Ortega hükümetinin uygulamalarının sistematik baskı politikalarına dönüştüğünü ve bazı eylemlerin insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilebileceğini öne sürdü.
Nikaragua yönetimi ise BM raporlarını ve Batılı ülkelerden gelen eleştirileri reddederek bunların ülkenin egemenliğine müdahale amacı taşıdığını savunuyor.
ABD'nin yanı sıra Avrupa Birliği ve çeşitli uluslararası insan hakları kuruluşları da son yıllarda Nikaragua'daki siyasi baskılar, muhalefetin tasfiyesi ve demokratik kurumların zayıflatılması nedeniyle Ortega yönetimine yönelik eleştirilerini artırmış durumda.
Ortega'nın "ülkede bir daha seçim yapılmayacak" yönündeki açıklaması ise, Nikaragua'da demokratik sürecin geleceğine ilişkin uluslararası endişeleri yeniden gündeme taşıdı.



