Haber Merkezi - Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı’ndan alanın Özgür Özel, tartışmalı “mutlak butlan” kararının ardından partisinin ilk grup toplantısında konuştu. TBMM’de yapılan toplantıda Özel, partiye yönelik girişimlere karşı “direniş” ve “birlik” vurgusu yaptı.
Yoğun katılımla gerçekleşen toplantıya CHP’nin eski yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe örgütleri ile çok sayıda partili katıldı. Salonda sık sık “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları yükseldi.
Özgür Özel, kürsüye “Sayın Genel Başkanımızı grup konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum” sözleriyle çağrıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başvurusuna rağmen, TBMM’nin iç tüzük gereği grup toplantısında konuşma hakkının CHP lideri olarak Özel’de olduğu belirtildi.
“Bu sadece bir grup toplantısı değil”
Toplantıdaki kalabalığa dikkat çeken Özel, Meclis’in çok sayıda grup toplantısına tanıklık ettiğini ancak bugünkü tablonun farklı olduğunu söyledi.
Salona sığmayan ve dışarıda bekleyen binlerce kişiye teşekkür eden Özel, toplantının sıradan bir siyasi buluşma olmadığını savunarak, bunun “partiye sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma ve ülkenin geleceğine yönelik saldırılara karşı direnme” anlamı taşıdığını ifade etti.
“Öfkeyi değil, mücadele ve umut seslerini taşımalıyız”
Toplantı sırasında atılan “Hain Kemal” sloganlarına da değinen Özel, partililere tepki ve öfke yerine mücadele çağrısı yaptı.
“Sokağın öfkesini biliyoruz ancak görevimiz bu çatı altına öfke değil, direniş, mücadele ve umut taşımaktır” diyen Özel, yaşanan süreci “büyük bir kumpas” olarak nitelendirdi.
Gezi anması ve AİHM–AYM kararları vurgusu
Konuşmasında Gezi Parkı eylemlerinin yıl dönümüne de değinen CHP lideri, Gezi sürecinde yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Ahmet Atakan ve diğer isimleri andı.
Özel ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması gerektiğini belirterek, Meclis’te ortak imzayla kabul edilen ilkelere uyulması çağrısı yaptı.
“Attıkları imzalara, namuslarına sahip çıksınlar” diyen Özel, mahkeme kararlarının gecikmeden uygulanmasını istedi.
“Türkiye ağır ekonomik kriz altında”
Konuşmasının önemli bölümünü ekonomik sorunlara ayıran Özel, Türkiye’nin uzun süredir derinleşen bir kriz yaşadığını söyledi.
Açlık ve yoksulluk sınırı verilerine işaret eden CHP lideri, emekliler, çalışanlar ve memurların büyük bölümünün ekonomik baskı altında olduğunu savundu.
Türkiye’nin gıda enflasyonunda Avrupa’da ilk sırada, dünyada ise üst sıralarda bulunduğunu söyleyen Özel, yüksek enflasyonun nedenini kötü ekonomi yönetimi, hukuki güvensizlik ve siyasi müdahaleler olarak değerlendirdi.
Vergi sistemi eleştirisi: “Kara düzen değişecek”
Özel, Türkiye’deki vergi sistemini de eleştirerek, dolaylı vergilerin toplumun geniş kesimlerine ağır yük getirdiğini savundu.
Konuşmasında genç bir partiliyle yaptığı diyaloğu anlatan Özel, elektronik ürünler, telefonlar ve otomobiller üzerinden alınan vergileri örnek gösterdi. Mevcut sistemin vatandaşın alım gücünü düşürdüğünü belirten CHP lideri, “Bu kara düzeni değiştirme sözü veriyoruz” dedi.
Salonda yoğun katılım
Toplantıya eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın yanı sıra partinin eski yöneticileri, belediye başkanları ve çok sayıda partili katıldı.
CHP’li milletvekillerinin saatler öncesinden salonu doldurduğu toplantıda, “İktidar” ve “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları öne çıktı.
"Bir sonraki iktidara yapılan darbedir"
Özgür Özel, şöyle devam etti:
"Doğrusu milletin dediği olur durur. Kendi sözü İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybederdir. Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara yapılan darbedir, şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir.
"Bu salonda bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğun inanmıyorum"
Değerli arkadaşlar, kısaca hatırlayalım.
Üç yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık.Üç yıl önceki seçimde Tayyip Erdoğan, o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu.
Çok kazanmamız gereken bir seçimi; üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk.
Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok!
İşte, işte bu anlayış, 'Bir daha kaybetmemeliyiz, bir daha kaybetmemeliyiz' diyen anlayış, 'Yeter artık' diyen anlayış. 'CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP'yi değiştireceğiz sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi'nin partisini bir daha iktidara getireceğiz' diyen anlayış bu ülkede genciyle, kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10. Yıl Marşı'nda söylendiği gibi her yaştan genciyle hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.
Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla, kaybedeniyle o seçimde boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Aynı ülkeyi kuran, Gazi'nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü'ün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti'ye kaybettiğinde 'Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam' diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti'ye yollayan ve 'Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir' diyen İsmet Paşa'nın madalyası var madalyası, demokrasi madalyası.
O gün Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti'nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa'nındı.
Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.
"İhanet, yalnız kaldığında cezalandıran duygudur"
İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden, o yüzden lütfen bu salonda, bu yüce çatı altında bu öfke cümlesi yerine geleceğe yönelik kuracağımız cümleleri bekleyelim. Geleceğe yönelik umut sloganları atalım!
"CHP kurulduğu günden beri AK Parti'yi yenen ilk parti oldu"
Biz iktidara gelmek için genel seçimlere gün sayarken ve bir yandan, bir yandan partide 10 ay önce 5 parti birlikte yüzde 25 oy almış, şimdi yüzde 38 oy almışken, son ankette kurultaydan önceki en iyimserinde partinin oyu yüzde 14, kararsız protestolar yüzde 40'larda gezerken değişimle, umutla, doğru adaylarla, gençlerle, kadınlarla, bilimle, doğru bir kampanyayla, doğru bir stratejiyle Cumhuriyet Halk Partisi o büyük değişimden 4 ay, 5 ay sonra yüzde 38 oyla, 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi Türkiye'nin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AK Parti'yi yenen ilk parti oldu.
İşte bu yüzden bu değişimi, bu değişimin rüzgarını, kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidarı değiştirmeye verdiğimizi görenler, başa gelince, kazanınca, başarınca şekil, anlayış değiştirmediğimizi görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı, milletin istediği bir adayı ancak partilinin, sonra da o darbe sonrası 15,5 milyonun oyuyla adaylaştırdığımızı görenler, 'Onu hapse attık, diplomasını yaktık, artık olamaz o' deyince yine 'Sıra bize geldi' demek yerine, 'Bu görevi her birimiz yapabiliriz, bu görevi yapabilecek çok kuvvetli adaylarımız ve mutlaka ve mutlaka Erdoğan'ı yenecek en doğru adayımız vardır, o kararı vereceğim, seçimi alacağım' dediğimizi görenler işte bugünlere giriştiler. Sürecin tamamını ailelere, evlatlara, eşlere, dostlara haksızca saldıracak kadar küçülerek sürdürdüler. O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne açık, gizli bir sürü şey duyduk.
"'Biz alıştık kaybetmeye, partinin başında otururuz' dediler"
Öyle bir hal aldı ki, 'Ben mesajı okuyorum, ben orada yokum' dediğim ya da oradan buradan fısıldayana, 'Ben iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyi, meydanlardan çekilmeyi, Ankara'ya dönmeyi, makbul muhalefet olmayı, kazanacak adayın değil, şekli bir yarışın tarafı olmayı reddediyorum' dedikçe, ben bunu söyledikçe ilk günlerde Ekrem Başkan'ın eşine ilk başta koşanlar, hapiste ziyaret edenler, gözaltı sürecinden sonra yapılan tutuklamaya itiraz edip cezaevi ziyareti yapanlar, yaptığımız kurultaya katılıp ayakta alkışlayanlar, bir yandan birilerinin bizi, 'Biz Ekrem'i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur, bizim için makbul olan budur" diyenlere 'Hayır' cevabını biz verince, 'Belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz, biz bildiğiniz gibi oluruz, biz alıştık kaybetmeye, bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz' dediler.
"Mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda"
Karşımızda, karşımızda, karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda. Değerli dostlarım, bir mahkeme kararı elde, genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda pavyonda bodyguardlık yapmış, CHP'nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla gelip de gençlik kollarının karşısına, direkt gençlik kollarının karşısına...
Hani diyorlar ya, 'İçeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapattı.'
Açıkça söylüyorum bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince, biz o kapıyı kapattırmasaydık bu gençlik kollarının evlatlarının karşısına o olmadık tipler bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar. Şimdi meseleyi görelim. Meseleyi görelim. Maalesef hızla çözeceğiz, çözmek için emek, gayret, cesaret göstereceğiz.
"Maalesef şu anda iki tane Cumhuriyet Halk Partisi görüntüsü var"
Ama maalesef şu anda iki tane Cumhuriyet Halk Partisi görüntüsü var. Bir tarafta, bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarıya atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi'nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün burada oturanların meziyetleri kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek, günü geldiğinde kazanma ümidiyle iktidara yürümek varken; diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız, hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var.
Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanına tepki
Burada onları tanımıyorsunuz.. Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil, bu partinin bir evladı değil, TGRT'nin, 1,5 yıldır TGRT'den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksız, edepsiz, arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürtenler, köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş, sizin helal, sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara 'Haram mal' diyecek kadar yerin dibine geçmişler oturuyor orada.
Bugün her gün mahkeme mahkeme gezen butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar, bizim haklı başvurumuzu haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada.
"Ferdi Zeyrek için 'çarpıldı' manşeti atan kadın partide çikolata dağıtıyor"
Canımız Ferdi'nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı, o gün Yeni Akit Gazetesi'nde 'Çarpıldı' diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor babaevinde.
"Gülşah Durbay'a iftira atanlar, partide göbek atmış"
Evladımız Gülşah'a, İl Başkanımın gözüne bakarak söylüyorum; evladımız Gülşah ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyorlar alçaklar!
Ama milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel merkezden polisle atıldığımızda meclise yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Meclisin önünde Milli Egemenlik Parkı'ndaki dolu altında yürüyen o on binlerin sahip çıkışı bir milattır. Biz o yürüyüşle eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle iş birliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık sizinle birlikte."
