Haber Merkezi - Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD-Barış Meydanı’na yazdığı yazıda devletin demokratikleşme, örgütün ise silahsızlanma sorumluluğuna dikkat çekti. Demirtaş, sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın rolünü yerine getirebileceği koşulların oluşturulması, PKK’nin silahsızlanmayı hızlandırması ve toplumun barış sürecinin öznesi haline gelmesi gerektiğini belirtti.
Selahattin Demirtaş, 3 Kasım 2026 tarihli yazısında çatışma çözümü ve silahsızlanma sürecinin ilerleyebilmesi için sürecin tüm aktörlerine sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.
Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğuyla örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğunun birbirinden ayrı olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez” dedi.
Çatışma çözümü ve silahsızlanma süreçlerinin her aşamasının kendine özgü zorluklar ve fırsatlar barındırdığını belirten Demirtaş, aktörlerin iş birliği geliştirerek bu zorlukları aşması ve fırsatları ortak kazanımlara dönüştürmesi gerektiğini kaydetti.
Sürecin tıkanmasının nedenlerinden birinin değişimi ilerletmek isteyenlerle buna direnen anlayışların karşı karşıya gelmesi olduğunu ifade eden Demirtaş, reel politiğin görmezden gelinemeyeceğini ancak ilkeli ve meşru siyasetin de ona teslim olmaması gerektiğini belirtti.
“Öcalan’ın rolünü oynayabileceği koşullar netleşmeli”
Demirtaş, Abdullah Öcalan’ın sürecin ilerlemesindeki rolüne dikkat çekerek, Öcalan’ın uzun süredir silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin farkında olduğunu savundu.
Öcalan’ın hem örgütü hem de devleti değişime davet ettiğini belirten Demirtaş, bu çerçevede yeni bir siyasi zeminin oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti.
Çözüme giden yolun tek bir aktörün atacağı adımla açılmayacağını belirten Demirtaş, her aktörün kendi sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Sürecin ilerlemesi için ortak güvenin yeniden inşa edilmesinin önemine işaret eden Demirtaş, geçmişte yaşanan kırılmaların ve yerine getirilmeyen sözlerin yarattığı güvensizliğin yalnızca iyi niyet açıklamalarıyla aşılamayacağını kaydetti.
Demirtaş, sürecin önündeki sorunların çözümü için izlenecek dil ve yöntemin de önemli olduğunu belirterek, siyasi aktörlerin daha yapıcı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi.
PKK’ye silahsızlanma çağrısı
Demirtaş, sürecin en acil ihtiyaçlarından birinin Abdullah Öcalan’ın rolünü yerine getirebileceği statü, imkân ve çalışma koşullarının netleştirilmesi olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın süreçte üstlendiği rolün gerektirdiği çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasının yalnızca kendisiyle ilgili olmadığını belirten Demirtaş, bunun silahsızlanma kararının uygulanması, ortaya çıkabilecek sorunların çözülmesi ve aktörler arasında sağlıklı iletişim kurulması açısından da gerekli olduğunu dile getirdi.
Bu koşulların oluşturulması için DEM Parti başta olmak üzere muhalefetin yapıcı bir siyaset izlemesi gerektiğini kaydeden Demirtaş, PKK’nin de daha yapıcı, cesur ve kararlı bir tutumla silahsızlanma aşamasını hızlandırmasının sürecin ilerlemesini kolaylaştıracağını belirtti.
“Toplum barışın öznesi haline gelmeli”
Demirtaş, çözüm sürecinin kalıcı olabilmesi için toplumsal desteğin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Geçmişin yarattığı korku ve güvensizliklerin aşılması, toplumun geleceğe ilişkin umutlarının büyütülmesi gerektiğini ifade eden Demirtaş, barışın yalnızca süreçte yer alan aktörler tarafından kurulamayacağını belirtti.
Sürecin başarılı olması halinde ortaya çıkabilecek siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatların Türkiye’nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Demirtaş, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Önce riskleri beraber göğüsleyelim, handikapları el birliğiyle aşalım ki sonra meyveleri de tüm halklar hep beraber toplayabilelim, hep birlikte kazanalım.”
Demirtaş’ın “Birlike kazanmak” başlıklı yazısının tamamı şöyle:
“Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez.
Çatışma çözümleri ve silahsızlanma süreçlerinin her aşaması zorludur, her aşamanın kendine özgü handikapları ve fırsatları vardır. Önemli olan, süreçte rol üstlenen bütün aktörlerin zorlukları aşmak için güçlü iş birlikleri geliştirmeleri ve fırsatları ortak kazanımlara dönüştürebilecek kapasitelerini harekete geçirmeleridir.
Sürece inanan ve herkese kazandıracağına ikna olmuş kesimler, zorlukların aşılması için yoğun çaba sarf ediyor. Sürecin başarısına inanmayan kimi çevreler ise bölgesel veya küresel gelişmeleri fırsata dönüştürmenin hesabını yaparak ipe un sermeye devam ediyor. Geçmiş deneyimlerin yarattığı güvensizlik nedeniyle sürece ihtiyatla yaklaşan kesimler de bulunuyor. Tıkanmaların önemli nedenlerinden biri, değişimi ilerletme iradesiyle değişime direnen anlayışların sürekli karşı karşıya gelmesidir.
Değişimin zorunluluğuna inanmıyorsanız sürece rahatça karşı çıkabilir ve isterseniz kendi içinde tutarlı gibi görünen bin tane gerekçe ileri sürebilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri reel politik denilen acımasız çarkın dönüşünü durduramaz. İlkeli siyaset, meşru siyaset reel politiğe teslim olmaz, boyun eğmez ancak reel politiği görmezden gelme saflığına da düşmez.
Kolaylaştırıcı adımlar atılmalı
Sayın Abdullah Öcalan’ın önderlik tarzında fark yaratan da işte bu dengeleri iyi görmesi, cesurca hamleler yaparak, risk alarak siyaset zeminini korumayı başarmasıdır. Sayın Öcalan çok uzun süredir silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin çok net farkındadır. Örgütü ve devleti aynı anda değişime davet etmekte, buna zorlamakta; böylece atılacak adımların birbirini tamamlayacağı yeni bir siyasi zeminin oluşmasına çalışmaktadır.
Kuşkusuz değişim ihtiyacı süreçte rol üstlenen bütün aktörler için geçerlidir ancak herkesin sorumluluğu, bulunduğu konuma ve sahip olduğu imkanlara göre farklılaşır. Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez.
Çözüme giden yol, tek bir anahtarla açılabilecek bir kapıdan geçmiyor. Her aktörün elinde farklı kapıları açabilecek anahtarlar var. Önemli olan, herkesin kendi anahtarını kullanarak ortak yolun önünü açmasıdır. Böylece tıkanıklıklar aşılabilir, fırsatlar ortak kazanımlara dönüştürülebilir; siyaset kurumu güçlenirken demokratikleşmenin, özgürlüklerin ve refahın önü açılabilir.
Bütün bunların gerçekleşebilmesi için sürecin en önemli ihtiyaçlarından biri de ortak güvenin yeniden inşasıdır. Geçmiş deneyimlerin, yerine getirilmeyen sözlerin ve yaşanan ağır kırılmaların yarattığı güvensizlik yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamaz. Sürece katılan herkesin birbirinden peşinen güven beklemek yerine, güveni birlikte üretecek koşulların oluşmasına katkıda bulunması gerekir.
Neler yapılabilir, nereden başlanabilir
Yılların biriktirdiği sorunlar, iç içe geçmiş düğümler gibidir. Bu düğümleri zorlayarak çözmeye çalışmak, bazen onları daha da sıkılaştırır. Bu nedenle düğümleri çözerken izlenecek usul, kullanılacak dil ve üslup büyük önem taşıyor. Bu konuda halen yeterli olgunluğa, yapıcı tarza maalesef ki ulaşılamadı. Herkesin bu konuya azami özen göstermesi siyasi, ahlaki ve vicdani bir zorunluluktur.
Atılması gereken en acil adımsa Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir. Sayın Öcalan’ın süreçte üstlendiği rolün gerektirdiği çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması yalnızca kendisiyle ilgili bir mesele değildir. Silahsızlanma kararının uygulanması, ortaya çıkabilecek sorunların çözülmesi ve sürecin farklı aktörleri arasında sağlıklı iletişimin kurulması bakımından gereklidir. Sorumluluk üstlenmesi beklenen bir aktörün bu sorumluluğu yerine getirmesini sağlayacak koşulların oluşturulması, sürecin kendi iç tutarlılığının gereğidir.
Sayın Öcalan’ın koşullarının netleştirilmesi için de DEM Parti başta olmak üzere tüm muhalefetin pozitif bir dille yapıcı siyaseti hakim kılması önemlidir. Aynı zamanda PKK’nin de daha yapıcı, cesur ve kararlı bir duruşla silahsızlanma aşamasına hız vermesi, sürecin ilerlemesini ve diğer aktörlerin adım atmasını kolaylaştıracaktır. Herkes bulunduğu yerin zorluklarını, zorunluluklarını en iyi kendisi bilir.
Ortak gelecek için ortak sorumluluk
Kimsenin adına konuşamam, ahkam kesemem fakat şunu da kabul etmeliyiz ki sorunların çözümü, krizlerin aşılması için herkes tam da bulunduğu yerden pozitif çaba göstermek, yerinden kıpırdamak, değişmek zorundadır. Çözüm süreci bisiklet sürmeye benzer, ilerlemek ve dengeyi korumak için pedalları çevirmeye devam etmek gerekir.
Toplumsal desteği güçlendirmeyen bir çözümün kalıcı olması güçtür. Geçmişin yarattığı korkuları ve güvensizlikleri aşmak, toplumun geleceğe ilişkin umutlarını büyütmek ve toplumsal desteği güçlendirmek gerekir. Çünkü barışı yalnızca sürecin aktörleri kuramaz, bu nedenle toplumun da barışın öznesi haline gelmesi gerekir.
Sürecin başarısıyla ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatları Türkiye’nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüştürebilmenin yolu, bugünden iş birliği zeminleri yaratabilmekten geçer.
Önce riskleri beraber göğüsleyelim, handikapları el birliğiyle aşalım ki sonra meyveleri de tüm halklar hep beraber toplayabilelim, hep birlikte kazanalım.
3 Kasım 2026
Selahattin Demirtaş


.webp&w=3840&q=75)
