İstanbul (Rûdaw) – Prof. Dr. Mesut Yeğen, Rûdaw TV’de çözüm sürecini, Rojava ve Şengal’deki entegrasyon adımlarını, DEM Parti’nin konumunu ve Kürt toplumundaki beklentileri değerlendirdi. Yeğen, “Şu anda süreç Türkiye’nin beklentilerini karşılayan bir şekilde gerçekleşiyor. Dolayısıyla artık hakikaten Türkiye Devleti’nin karşılık vermesi gerekiyor” dedi.
Prof. Dr. Mesut Yeğen, Rûdaw TV’de Rawin Sterk’in sunduğu bültende Türkiye’de devam eden sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Rojava’daki entegrasyon süreci ve Şengal’deki YBŞ’nin Irak ordusuna entegrasyonunun Türkiye’nin beklentileri doğrultusunda geliştiğini belirten Yeğen, Kürt tarafının attığı adımların ardından Türkiye devletinin de karşılık vermesi gerektiğini söyledi.
Rojava ve Şengal’deki gelişmeleri Türkiye’deki süreçle birlikte değerlendiren Yeğen, Ankara’nın uzun süredir Kürt siyasi ve askeri yapılarının bulundukları devletlere entegre olmasını istediğini belirtti.
Şengal’deki YBŞ’nin Irak ordusuna entegrasyonunu da bu çerçevede değerlendiren Yeğen, “Türkiye’nin istediklerinden biri daha gerçekleşmiş oluyor” dedi.
Şengal’in uzun süre Kandil ile Suriye arasında bir geçiş noktası olduğunu ve bunun Türkiye açısından sorun teşkil ettiğini ifade eden Yeğen, “Şu anda süreç Türkiye’nin beklentilerini karşılayan bir şekilde gerçekleşiyor. Askeri olarak eski durum ortadan kalktı. Dolayısıyla artık hakikaten Türkiye Devleti’nin karşılık vermesi gerekiyor” diye konuştu.
“Süreç gecikmiş durumda”
Sürecin ağır ilerlemesine ve somut adımların atılmamasına ilişkin eleştirileri değerlendiren Yeğen, son iki yıldaki ilerleyişin sorunlarla birlikte devam ettiğini söyledi.
“İki yıl boyunca nasıl gittiyse öyle devam ediyor. Takır tıkır değil de aslında epey sorunlarla birlikte ilerliyor” diyen Yeğen, sürecin artık geciktiğini belirterek Türkiye devletinin karar vermesi gerektiğini kaydetti.
Yeğen, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) yapması beklenen tespit ve teyidin bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Mevcut yasanın bütün PKK üyelerini kapsamadığına dikkat çeken Yeğen, özellikle lider kadro ve onları koruyan kişilerin durumunun çözülmesi gerektiğini söyledi.
PKK üyelerinin bir bölümünün silahlarıyla bulundukları yerde kalmasına Türkiye’nin rıza göstermesi gerektiğini belirten Yeğen, sürecin diğer aşamalarının tamamlanabilmesi için bunun önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye’ye dönmek isteyen PKK üyelerinin güvenli bir ortam bulması gerektiğini de vurgulayan Yeğen, “Döndüklerinde siyaset yapabilecekleri ya da rahatsız edilmeyecekleri, kendilerini rahat, emin, güvende hissedecekleri bir Türkiye bulsunlar” ifadelerini kullandı.
“Başlangıçta tasarlanan mimari uygun olmadı”
Sürecin başında bütün PKK üyelerinin silahsızlanmasının beklendiğini hatırlatan Yeğen, gelinen aşamada ilk planlamanın ihtiyaçları karşılamadığının görüldüğünü söyledi.
PKK’nin 40-50 yıldır örgütü yöneten kadrolarının Süleymaniye’de veya başka bir kampta silahsız şekilde toplanmasını beklemenin gerçekçi olmadığını belirten Yeğen, “PKK bu kadar adımı atmış olduktan sonra PKK’lilerin bu isteğine bence saygı gösterilmesi gerekir. Çünkü makul görünüyor” dedi.
Yeğen, lider kadronun silahlarıyla birlikte dağda kalmasına izin verilmesini ve birkaç yıl sonra bu kişileri de kapsayacak şekilde yasanın genişletilmesini önerdi. Sürecin ihtiyaçlarına göre yeni adımlar atılması gerektiğini kaydetti.
“DEM Parti iki taraflı bir sıkışma altında”
DEM Parti’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yeğen, partinin iki farklı kesimden gelen baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Yeğen’e göre, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu çerçeve Kürt toplumunda “50 yıllık mücadele sonucunda ne aldık?” sorusunu gündeme getiriyor. Bu durumun Kürtlerin sürece yönelik desteğini ve inancını zayıflattığını belirten Yeğen, diğer taraftan DEM Parti’nin önceki dönemde birlikte siyaset yürüttüğü muhalefet çevrelerinden de destek kaybettiğini ifade etti.
Yeğen, “DEM Parti iki taraftan birden sıkıştırılıyor. Dolayısıyla iki taraflı bir kayıp yaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
DEM Parti’nin bu durumdan çıkış yolu olarak sürecin askeri boyutunu devlet ile PKK arasındaki görüşmelere bırakıp Kürt meselesinin siyasi boyutuna yoğunlaşabileceğini belirten Yeğen, şöyle konuştu:
“DEM Parti, sürecin askeri kısmını tümüyle devletle PKK arasındaki görüşmelere bırakarak siyaseten başka bir hat izleyebilirdi. Sürecin Kürt meselesi boyutunu ve Türkiye’nin genel demokratikleşmesiyle ilgili kısımlarını öne çıkaran bir siyaset izleyebilirdi.”
Böyle bir siyasetin hem Kürt kamuoyuyla Kürtlerin hakları ve hukuku üzerinden hem de Türkiye genelindeki kamuoyuyla demokratikleşme üzerinden ilişki kurabileceğini ifade eden Yeğen, bunun için hâlâ fırsat bulunduğunu söyledi.
“Kürtlerin duyguları karışık”
Sürecin Kürt toplumunda yarattığı duyguları da değerlendiren Yeğen, toplumda hem rahatlama hem de hayal kırıklığının bulunduğunu belirtti.
Çatışmasızlık ortamının, Suriye’de büyük bir yıkım yaşanmadan bir çözüm geliştirilmesinin ve Türkiye’de silahların bırakılmasının Kürtlerde rahatlama yarattığını söyleyen Yeğen, buna karşılık uzun yıllara yayılan mücadelenin ve yaşanan kayıpların da sorgulandığını ifade etti.
Yeğen, “50 sene verilen bir mücadele var, çok büyük kayıplar var. Bütün bir Kürdistan harap olmuş durumda. Bütün bunlardan sonra ‘Her şey bunun için miydi, aldıklarımız bunlar mı?’ duygusu, bir tür sitem ve eleştiri de var” dedi.
Bununla birlikte Kürtlerin yasal siyaset yoluyla haklarını arayabilecekleri imkânların bulunduğunu belirten Yeğen, “Kürtler kendi yasal güçlerine, kendi oy güçlerine güvenerek almak istediklerinin peşine hâlâ düşebilirler” diye konuştu.
“Demirtaş’ın serbest bırakılması DEM Parti’ye hareket getirebilir”
DEM Parti’nin seçim döneminde yeniden hareketlilik kazanabileceğini belirten Yeğen, Selahattin Demirtaş gibi isimlerin serbest bırakılmasının ve Avrupa’da siyaset yapmış deneyimli siyasetçilerin Türkiye’ye dönmesinin partiye yeni bir enerji kazandırabileceğini söyledi.
Yeğen, DEM Parti’nin Kürt taleplerini dile getirme konusunda zayıf kaldığını kendisinin de fark etmeye başladığını savundu. Ana dil kampanyası ve eğitim için bakanlıklara yapılan başvuruların bu yönde bir değişimin işareti olabileceğini belirten Yeğen, Kürt taleplerini daha güçlü biçimde gündeme taşıyacak bir siyasetin parti ile Kürt toplumu arasındaki ilişkiyi canlandırabileceğini ifade etti.
“İYİ Parti ve CHP, devletin ihtiyaçları doğrultusunda hareket edebilir”
İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi sürece karşı çıkan partilerin son dönemde daha görünür hâle gelmesini de değerlendiren Yeğen, bunun toplumdaki süreç karşıtlığının yükselmesinden kaynaklandığını düşünmediğini söyledi.
Yeğen, bu partilerin görünürlüğünün daha çok DEM Parti ve muhalefetteki diğer siyasi aktörlerin zayıflamasıyla ilgili olduğunu savundu.
Türkiye siyasetinin geçmişine işaret eden Yeğen, devletin ihtiyaç duyduğu durumlarda farklı siyasi partilerin aynı çizgide buluşabileceğini belirtti. Yeğen, “Türkiye devleti çok sıkışırsa İYİ Parti’yi de yanına alarak Kürt meselesinde hangi siyasetin takip edilmesi gerektiğini düşünüyorsa o siyaseti takip eder” dedi.
Bu değerlendirmesinin yalnızca İYİ Parti için geçerli olmadığını belirten Yeğen, CHP’nin de devletin ihtiyaçları doğrultusunda iktidarın arkasında konumlanabileceğini ifade etti.


