Haber Merkezi - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çözüm süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Yıldız, söz konusu kanunun yalnızca pozitif hukuk sistemindeki olağan bir mevzuat düzenlemesi olarak ele alınamayacağını belirtti. Yıldız, çözüm süreci kapsamında özgün bir Türkiye modeli oluşturulduğunu ifade ederek tarihsel bir örnek üzerinden değerlendirmelerini paylaştı.
Yıldız, 7595 sayılı Kanun’un analiz edilirken yalnızca olağan bir mevzuat unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz.”
Cumhuriyet’in 10. yılında çıkarılan kanunu örnek gösterdi
Feti Yıldız, 26 Ekim 1933’te kabul edildiğini belirttiği 19 maddelik 2330 sayılı Kanun’u örnek gösterdi. Yıldız, söz konusu düzenlemenin gerekçesini paylaşarak dönemin siyasi ve toplumsal koşullarının kanunun hazırlanmasında etkili olduğuna işaret etti.
Yıldız’ın aktardığı gerekçede, Cumhuriyet’in 10 yıllık dönemde gerçekleştirdiği siyasi ve toplumsal dönüşümler vurgulanırken, çeşitli nedenlerle cezalara çarptırılan kişilerin yeniden topluma kazandırılması gerektiği ifade ediliyor.
Gerekçede şu ifadeler yer alıyor:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlarken Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır.
Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır.
Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu, ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir.
Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur.
Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.”
Bazı suçlar ve cezalar kapsam dahilindeydi
Yıldız, Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan kanunun kapsamına da değindi. Kanunun 15’inci maddesine atıfta bulunan Yıldız, düzenlemenin 28 Temmuz 1933’e kadar işlenen bütün suçları kapsamadığını, belirli suçlar ve cezalarla sınırlı tutulduğunu belirtti.
Yıldız, düzenlemenin kapsamını açıklarken şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyetin 10. Yılında çıkarılan Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır.
Başka bir ifadeyle, kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir.
Bu kanuna göre, bazı suçlar takibatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış, bazı mahkûmiyetler ortadan kaldırılmıştır.”
Atatürk’ün talimatına dikkat çekti
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, 2330 sayılı Kanun’un hazırlanması ve kabul edilmesi sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün etkisine de dikkat çekti.
Yıldız, kanunun hazırlanması ve kabulünde Atatürk’ün hükümete doğrudan verdiği talimatın etkili olduğunun bilindiğini belirtti.
Yıldız’ın değerlendirmeleri, çözüm süreci kapsamında kabul edilen çerçeve yasayı tarihsel bir örnek üzerinden ele alırken, yasal düzenlemelerin yalnızca hukuki metinler olarak değil, hazırlandıkları dönemin koşulları ve toplumsal hedefleri çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşımını ortaya koydu.



