Erbil (Rûdaw) - Türkiye-Yunanistan sınırında Meriç Nehri’nde üç çocuğu boğulan baba Herêm Muhammed, Süleymaniye’den Türkiye’ye uzanan acı dolu yolculuklarını Rûdaw’a anlattı.
Herêm Muhammed, kaçakçının kendisini ve beraberindeki diğer göçmenleri tehdit ederek o kadar insanı taşıma kapasitesi olmayan son derece küçük bir bota binmeye mecbur bıraktığını söyledi.
Telefonla Rûdaw haber bültenine bağlanan acılı baba, kamuoyundaki sert eleştirilere tepki göstererek şunları söyledi:
"Lütfen canımızı daha fazla yakmayın. Kaderimin böyle olacağını bilemezdim. Çocuklarıma daha iyi bir gelecek sağlamak istiyordum. Ciğerim yandı, üzerimize gelmeyi bırakın."
Yolculuğun başlangıcı
Yolculuğun detaylarını Rûdaw’a aktaran Herêm Muhammed, süreci şöyle anlattı:
"Süleymaniye’den uçakla Türkiye’ye geldim ve oradan Edirne’ye geçtim.
Kaçakçımız Erbillliydi ve adı Rêkan’dı.
Yanında yine Erbil kökenli Serbaz adında bir rehber bulunuyordu.
Saat 19.00 sularıydı, kaldığımız binanın önüne bir araç geldi ve bizi Yunanistan sınırına yakın bir noktaya, Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarının kesiştiği bölgeye götürdü.
Nehir kıyısına ulaşana kadar yaklaşık 20-25 dakika yaya yürüdük.
“Çaresizce kabul etmek zorunda kaldım"
Biz 8 kişiydik ve yanımızda 8 çanta vardı; iki kişi de kaçakçılardı.
Önce çantaları ve bir kişiyi karşıya geçirmelerini, ardından dönüp bizi almalarını rica ettim.
Ancak Serbaz isimli rehber beni tehdit etti, zorladı. Çocuklarıma zarar gelmesinden korktuğum için çaresizce kabul etmek zorunda kaldım."
"Bot ağaca çarptı ve alabora oldu"
Botun nasıl battığını anlatan Herêm Muhammed, dehşet anlarını şu sözlerle dile getirdi:
"Suya açıldıktan sadece iki metre sonra bot bir ağaca çarptı ve alabora oldu.
Devrilme anında etrafta kimseyi göremedim; ne çocuklarımı ne de başkasını.
Sadece eşimi kurtarmayı başarabildim. Yüzme bilen rehberler ise kendilerini kurtarıp kaçtılar."
Olayın ardından eşiyle birlikte Türkiye sınır karakoluna ulaşarak yardım istediğini belirten Muhammed, "Sınır askerlerine teslim oldum ve üç çocuğumun suda boğulduğunu söyledim. Onlar da derhal arama kurtarma ve su altı ekiplerine haber verdi" dedi.
Çocuklarının cenazeleri için yardım istedi
Herêm Muhammed; Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı’na çağrıda bulunarak çocuklarının cenazelerinin Kürdistan’a getirilmesi için yardım istedi.
“Kaçakçıların sözlerine kanmayın"
Acılı baba, kendisiyle sürekli iletişim halinde olan Milletvekili Dr. Musenna Emin’e de teşekkür etti.
Anne ve babalara seslenen Muhammed, "Benim gibi ciğerinizi yakmayın, kaçakçıların sözlerine kanmayın" uyarısında bulundu.
Anne Hozan: Çocuklarımın cenazeleri Kürdistan’da toprağa verilsin
Bu trajediden önce, 13 Eylül 2026 tarihinde 41 yaşındaki Herêm Muhammed; 37 yaşındaki eşi Hozan Rüstem ve çocukları 5 yaşındaki Hestiyar, 9 yaşındaki Heryad ile 12 yaşındaki Mêla’nın neşeli anlarını cep telefonuyla kaydetmişti.
AJet uçağında Süleymaniye’den İstanbul’a seyahat eden çocukların birbirlerine gülümsediği o anlar kameraya yansımıştı.
Aile İstanbul’a ulaştıktan sonra Yunanistan üzerinden Almanya’ya geçerek sığınma talebinde bulunmayı planlıyordu. Bu geçiş için Almanya’ya varıldığında kaçakçıya ödenmek üzere 55 bin dolar ayrılmıştı.
“Çocuklarım gözlerimin önünde boğuldu”
Gözyaşları içinde Rûdaw’a konuşan anne Hozan Rüstem, o korkunç dakikaları şu ifadelerle aktardı:
"Gözlerimi kapatıp kelime-i şehadet getirdim, çünkü hepimizin ölüme gittiğini anlamıştım. Çocuklarım gözlerimin önünde boğuldu.
Tek isteğim çocuklarımın cenazelerinin Kürdistan’a götürülmesi ve orada toprağa verilmesidir."
Nehir akıntısına kapılan iki çocuğun cenazesine henüz ulaşılamazken, sudan sağ çıkarılan üçüncü çocuk ise kaldırıldığı Edirne’deki hastanede yaşamını yitirdi.
Kederli anne ve baba Edirne’de güvenlik güçlerinin gözetiminde umutla kayıp çocuklarının cenazelerine ulaşılmasını bekliyor.


