Dewran Mehmûd
Erbil (Rûdaw) – Kürtlerin tarihine dair yeni ve çarpıcı bilgiler içeren "Golan: Bölgesel Coğrafya Üzerine Bir İnceleme" adlı kitap, Kürtlerin Golan Tepeleri ve Şam çevresindeki kimliğini ve köklü varlığını bir kez daha gündeme taşıyor.
Araştırmacı ve tarih felsefesi uzmanı Dr. İsmail Hesaf'a göre, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan önce Golan bölgesinde 164 Kürt köyü bulunuyordu ve son derece geniş tarım arazileri Kürtlerin elindeydi.
Gizli kalmış bir tarih gün yüzüne çıkıyor
Edib Süleyman Bağ'ın "Golan: Bölgesel Coğrafya Üzerine Bir İnceleme" adlı kitabının yeni baskısı, Golan Kürtlerinin demografik ve ekonomik durumuna ilişkin önemli belgeleri gözler önüne seriyor.
Aslında 1958 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde hazırlanmış bir doktora tezi olan bu kitap, bölgenin İsrail kontrolüne geçmesinden önceki net bir tablosunu ortaya koyuyor.
Nalin Hesen’in sunduğu Rûdaw Nûroj Bülteni'ne konuk olan Dr. İsmail Hesaf, Golan Kürtlerinin tarihi ve bu kitabın içeriği hakkında bilgiler verdi.
"Golan'da 164 Kürt köyü vardı"
Dr. Hesaf, bu kitabın Kürt kimliğini yok etme politikalarına karşı önemli bir belge olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"İnsanlar Golan'da sadece dağınık halde birkaç Kürdün yaşadığını sanıyor; oysa bu kitap, 1967 savaşından önce orada 164 Kürt köyünün bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu kitabı dünyanın en önemli üniversitelerinden birinde hazırlayan yazar, köylerin isimlerini ve Kürtlerin yerleşim yerlerini detaylı bir şekilde belirtmiştir."
Dr. Hesaf, Kürtlerin yalnızca nüfus sahibi olmakla kalmayıp çok büyük mülklere de sahip olduklarını belirterek şöyle devam etti:
"Sadece Şamlı üç Kürt ailesi, Golan'da 450 bin dönümden fazla araziye sahipti.
Kürtler orada derebeyi (ağa) konumundaydılar; tarım, hayvancılık, ticaret ve hatta askeri güç alanında da rolleri oldukça büyüktü. Bölge üzerinde güçlü bir etkileri vardı ve adeta yönetici gibiydiler."
Kürtlerin Şam ve Golan'daki kökleri
Dr. Hesaf, Kürtlerin Şam ve Golan bölgesine geliş tarihini üç bin yıl öncesine, yani Mitanni devleti dönemine dayandırıyor; ancak yakın dönemdeki belirgin varlıklarını Selahaddin Eyyubi'nin gelişiyle ilişkilendiriyor.
Dr. Hesaf bu konuda şu bilgileri verdi:
"1174 yılında Selahaddin, Şam'ın alim ve ileri gelenlerinin daveti üzerine gelip şehri aldığında, onun Kürt askerleri ve askeri birlikleri sınırların ve stratejik bölgelerin koruyucusu oldu. Golan da Ürdün, Lübnan ve Filistin sınırında yer alan son derece stratejik ve jeopolitik bir bölgedir."
Hesaf ayrıca Şam'ın tarihi mahallelerinin Kürtler tarafından kurulduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"Rukneddin Mahallesi adını Eyyubi emiri Rukneddin ve Şerefeddin'den almıştır; Meydan Mahallesi ise Selahaddin'in askerlerinin konuşlandığı yerdi. Bütün bu bölgeleri Kürtler inşa etmiştir."
"Asimilasyon politikası ve din dilin unutulmasına yol açtı"
Bu güçlü varlığa rağmen akıllara şu soru geliyor: "Şam ve Golan Kürtleri dillerini neden unuttu ve aralarında neden bu kadar hızlı bir asimilasyon yaşandı?"
Dr. İsmail Hesaf bunun nedenini coğrafi uzaklık ve dini duruma bağlayarak şöyle açıkladı:
"Bulundukları bölgeler Kürdistan'ın merkezine uzaktı. Ayrıca Ermeniler gibi halkların dillerini koruyan kiliseleri vardı; ancak Kürtler Müslüman oldukları için camilerde ve okullarda Arapça kullandılar, ticari ilişkileri de Arapçaydı. Bu durum, yüzyıllar süren kopukluk ve Suriye hükümetinin asimilasyon politikalarıyla birleşince Kürtçenin unutulmasına yol açtı."
Kimliğe dönüş çağrısı
Haziran 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ve Golan'ın büyük bir bölümünün İsrail kontrolüne geçmesinin ardından, Golan Kürtlerinin çoğunluğu Şam'a ve diğer bölgelere göç etti.
Ancak Dr. Hesaf, tarihin bu gerçekleri asla yok edemeyeceğini vurgulayarak şunları ifade etti:
"Onların varlığı tarihte tescillenmiştir. Köylerinin adları; Yusuf Paşa, Berazi ve Zaza gibi aile ve aşiretlerinin isimleri kayıtlarda mevcuttur ve bu asla unutulamaz."
Dr. İsmail Hesaf, bölgedeki Kürtlere kimliklerine sahip çıkma çağrısında bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Suriye'deki bu yeni değişim sürecinde Kürtler için küçük bir fırsat doğmuştur. Gerek Golan'daki gerekse diğer bölgelerdeki Kürtlerin kendilerine sahip çıkması gerekir. Kendi ulusal kimliklerine dönmeli ve aralarından bazıları anadillerini yeniden öğrenmeyi arzulamalıdır."
.jpeg&w=3840&q=75)
