Haber Merkezi - Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, PKK’nin Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini açıklamasına rağmen, silahların bırakılması konusunda henüz somut adımların atılmadığını söyledi.
Fidan, Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin ilerlemesi için örgütün silahlı yapısını fiilen sona erdirmesinin önemli olduğunu belirterek, “Şu anda ortaya konmuş birtakım beyanlar, iradeler var ama pratikte tehdidin kendisini lağvetmesi, tehdit olmaktan çıkartması önemli” dedi.
Hakan Fidan, NTV canlı yayınında Türkiye’nin dış politikası ve gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Silahların bırakılmasıyla ilgili somut adımlar şu ana kadar gerçekleşmedi”
Fidan’a, PKK’nin silahlı mücadeleyi sona erdirme ve kendisini feshetme kararının ardından gelinen aşama soruldu.
Mayıs 2025’te yapılan açıklamanın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtiğine dikkat çeken Fidan, silah bırakma konusunda henüz somut bir gelişme yaşanmadığını söyledi.
Fidan şöyle konuştu:
“Gönül ister ki tabii daha hızlı olsun her şey. Mesela örgüt Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini deklare etmiş. Geldiğimiz nokta şimdi Eylül 2026. Bir yıldan fazla bir zaman geçmiş. Silahların bırakılmasıyla ilgili somut adımların atılması şu ana kadar gerçekleşmedi.”
Bundan sonraki süreçte bazı mekanizmaların devreye sokulması gerektiğini belirten Fidan, zaman faktörünün önemli olduğunu ancak sürecin dikkatli yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Daha hızlı olabilir ama dediğim gibi dikkatli olmak gerekiyor” diyen Fidan, şöyle devam etti:
“Şu anda ortaya konmuş birtakım beyanlar, iradeler var ama pratikte tehdidin kendisini lağvetmesi, tehdit olmaktan çıkartması önemli. Bunu da çok yakından takip etmek gerekiyor.”
Fidan: Çözümün yolu şiddet değil siyaset
Fidan, sürecin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı olmadığını, Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan sorunların siyasi zeminde ele alınması gerektiğini söyledi.
AK Parti hükümetleri döneminde farklı toplumsal kesimlere yönelik siyasi reformlar yapıldığını savunan Fidan, özellikle kimlik meselesine dikkat çekti.
“En büyük siyasi devrim de kimlik inkârının kaldırılması” diyen Fidan, şöyle konuştu:
“İnsan Kürt, Alevi, Sünni, Arap olduğu için değil, gerçekten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için bu toprakların saygın bir bireyi, ferdi olduğu için azizdir, muteberdir ve anayasal koruma altındadır. Bunu biz mümkün kıldık.”
Fidan, halen ilerletilebilecek alanlar bulunduğunu ancak bunun yolunun silahlı mücadele değil siyaset olduğunu belirtti.
“Bunun yolunun şiddet değil, siyaset olduğunu” vurgulayan Fidan, devlet ile toplum arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik geçmişte önemli adımlar atıldığını söyledi.
“Bölgedeki gelişmeler bunu mümkün kıldı”
Fidan, Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelerin de Türkiye’deki sürecin ilerlemesi açısından yeni koşullar oluşturduğunu söyledi.
“Örgütün lideri de bunu yıllar önce söylemişti, yani siyasal sebebi bitmiştir” diyen Fidan, bundan sonraki aşamanın çatışmaların pratikte sona erdirilmesi olduğunu belirtti.
Fidan, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin silahlı grupların hareket alanını daralttığını ifade ederek, “Pratikte bu çatışmaları durdurmanın yoluna bakmak gerekiyor” dedi.
Diyarbakır’da süreç mesajı
Fidan, 11 Eylül’de gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretine de değindi.
Kentte farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüştüğünü belirten Fidan, toplumun farklı kesimlerinin sürece ilişkin görüşlerini dinlediğini söyledi.
Fidan, Diyarbakır’da sürecin “inanılmaz derecede olumlu yankı bulduğunu” gördüğünü belirterek, “Zaten taban buna hazır” ifadesini kullandı.
Görüşmelerde siyasi, ticari, inançsal ve kültürel açıdan farklı kesimlerden insanların görüşlerini aktardığını söyleyen Fidan, özellikle Kürt kimliğinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik atılan adımlar konusunda memnuniyet ifade edildiğini belirtti.
Fidan, Diyarbakır’da artık güvenlik ve çatışmadan ziyade ekonomik kalkınma, sanayileşme ve ulaşım bağlantıları gibi konuların gündeme gelmesini önemli bulduğunu söyledi.
“Ülke, bölgedeki kardeşlerim artık diyorlar ki, ‘Diyarbakır’ın sanayileşmesi için ne yapıyorsunuz? Belirli bir sanayi kapasitemiz var, daha fazla nasıl sanayileşeceğiz?’”
Fidan, bölgeden gelen bu talepleri “olması gereken tartışmalar” olarak nitelendirdi.
“Süreç bölgedeki Kürtleri de etkileyecek”
Fidan, sürecin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Kürtler açısından değil, Suriye ve Irak’taki Kürtler açısından da önem taşıdığını söyledi.
Fidan, şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye sürecinin ilerletilmesi, Cumhur İttifakı'nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Bahçeli'nin ortaya koyduğu bu irade ve tavrın da bunun için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buna verilen cevabın da kıymetli olduğunu düşünüyorum karşı taraftan. İnşallah bunun Türkiye'nin sadece geleceği için değil, bölgenin de geleceği için sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizin de bölgesel huzur, barış için önemli olduğunu düşünüyorum, Suriye'de ve Irak'ta yaşayan Kürtler için. Biliyorsunuz Türkiye'nin ürettiği istikrar, sadece kendisini beslemiyor, bölgedeki ülkeleri de besliyor. Bu noktada ben orada da söyledim. Sadece Türkiye'deki Kürt kardeşlerimiz değil, sınırın ötesindeki Kürtler de Türkiye'nin ürettiği istikrardan ve refahtan payını alacaklar."
Suriye ve Irak sürecin “tamamlayıcı” unsurları
Fidan, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin süreci tamamlayan unsurlar olduğunu söyledi.
Bağdat ve Şam yönetimlerinin kendi ülkelerinde devlet dışı silahlı grupların bulunmasına karşı olduğunu belirten Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Artık ne Suriye’de ne Irak’ta o ülkenin silahlı unsurları dışında herhangi bir silahlı unsurun barınmasına izin verecek ne siyasi ortam var, ne işgal ortamı var, ne artık anlayış var.”
Fidan, Türkiye’de siyasi taleplerin silahlı mücadele yerine siyaset yoluyla dile getirilmesi gerektiğini savundu.
“Bir insanın Türkiye’de bir derdi varsa yapacağı tek bir iş, gelecek burada açıktan siyaset yapacak, kendi derdini halka götürecek, halktan destek alacak, zorlanacak, düşecek, kalkacak ama o siyaseti yapacak.”
Fidan, PKK’nin bu koşulları değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Umarız örgüt bu imkânı iyi değerlendirir. Karşılıklı atılacak adımlarla da bu sorunu inşallah kalıcı olarak gündemimizden çıkartırız” dedi.
DSG’nin Suriye’ye entegrasyonu
Fidan, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye devletine entegrasyon sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Tarafların süreci kontrollü biçimde ilerletmeye yönelik bir irade ortaya koyduğunu belirten Fidan, bunu olumlu karşıladıklarını söyledi.
Ancak sürecin tamamlanmasına kadar gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Fidan, açıklamaların pratik adımlarla desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
Fidan, “Şu anda ortaya konan beyanatlar iyi. Bunun gerisinde pratik adımların da atılması gerekiyor. Onu da yakından takip ediyoruz” diye konuştu.
Hakan Fidan, Türkiye’nin Suriye’deki güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla süreci yakından takip ettiğini de belirtti.
Suriye’nin geleceği
Fidan, Aralık 2024’ten itibaren Suriye’nin yeni yönetimiyle ele alınması gereken çok sayıda dosya bulunduğunu söyledi.
Suriye’nin yeniden inşası, ülkenin birliği ve bütünlüğü ile bölge ülkeleriyle ilişkilerinin geliştirilmesinin bu dosyalar arasında bulunduğunu belirten Fidan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bu başlıkları görüştüklerini söyledi.
“Suriye ve Irak’ta ne oluyorsa Türkiye’yi doğrudan etkiliyor” diyen Fidan, bölgedeki istikrar, barış ve kalkınmanın Türkiye açısından da önemli olduğunu ifade etti.
“Mekke İttifakı çok oyun değiştirici bir platform olacak”
Fidan, Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikaları kapsamında oluşturulan Mekke İttifakı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
İttifakın kurumsallaşmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Fidan, sekretarya ve askeri karargâhın oluşturulmasına ilişkin çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığını söyledi.
Fidan, bundan sonraki aşamada personel gönderilerek karargâhın faaliyete geçirilmesinin planlandığını belirtti.
İttifakın başka bölge ülkelerine de açık olduğunu söyleyen Fidan, amaçlarının bölgesel sorunlara bölgesel çözümler üretmek olduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarla ilgili de konuşan Fidan, ittifak üyeleri arasında karşılıklı dayanışma sorumluluğu bulunduğunu söyledi.
Fidan, Suudi Arabistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırıların ardından durumun yakından takip edildiğini belirterek, bazı görüşmelerin kamuoyuna yansımadan sürdüğünü ifade etti.
Mekke İttifakı’nın gelecekte bölgesel dengelerde önemli bir rol oynayacağını savunan Fidan, “Göreceksiniz, Mekke İttifakı, çok oyun değiştirici bir platform olacak” dedi.



