Haber Merkezi - Kürt Dili ve Edebiyatı alanında doçentlik unvanını aldığını açıklayan akademisyen ve yazar Selim Temo, profesörlük unvanına da dikkat çekerek, “Mesele, el konanı geri almaktır” dedi. Temo, doçentlik sürecinin 10 yıl geciktiğini belirterek Barış İçin Akademisyenler’e yönelik uygulamaları eleştirdi.
Kürt akademisyen ve yazar Selim Temo, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kürt Dili ve Edebiyatı alanında doçentlik unvanını aldığını duyurdu.
Doçentlik sürecinin 2016’da tamamladığı eser değerlendirme aşamasının ardından, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversiteden ihraç edilmesi nedeniyle kesintiye uğradığını belirten Temo, unvanı alabilmek için hukuki mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Temo, paylaşımında, “Velhasıl, 10 yıl geciktirilse de Kürt Dili ve Edebiyatı alanındaki ‘ilk’ doçent unvanını almış oluyorum” ifadelerini kullandı.
“Mesele, el konanı geri almaktır”
Doçentlik unvanını almasının bir normalleşme belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Temo, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Bu düzende doçentlik, profesörlük filan bir nane değil. Mesele, el konanı geri almaktır. El koyan gibi geri veren de ‘aynı’ elbette. Burada konu; cevap vermek, cevap olmak, boyun eğmemektir!”
Temo, doçentlik unvanını almasının ardından sıranın profesörlük unvanına geldiğini belirterek, “Sıra 5 yıldır el konulan profesörlüğümde” dedi.
Doçentlik süreci KHK ile kesintiye uğradı
Kürt Dili ve Edebiyatı alanındaki ilk doçentlik başvurusu döneminde, Ekim 2015’te dosyasını sunduğunu belirten Temo, 26 Aralık 2016’da eser değerlendirme aşamasını geçtiğini aktardı.
İkinci aşama olan mülakatın Mart 2017’de yapılmasının planlandığını kaydeden Temo, ancak eser aşamasını geçtikten iki hafta sonra 679 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edildiğini ve bu nedenle doçentlik başvurusunun iptal edildiğini ifade etti.
Temo, 22 Şubat 2018’de yapılan düzenlemeyle mülakat zorunluluğunun kaldırıldığını ve eser değerlendirme aşamasını geçenlerin doçent sayılmaya başlandığını belirtti. Ancak KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle doçentlik derecesini alabilmek için dava açmak zorunda kaldığını kaydetti.
Hukuki mücadelede avukatı Semra Balyan’a teşekkür eden Temo, sonucu Balyan’ın ısrarlı hukuk mücadelesi sayesinde alabildiğini belirtti.
“Barış İçin Akademisyenler’e yönelik hukuksuzluk sürüyor”
Doçentlik unvanını almasının akademik alandaki uygulamaların normalleştiği anlamına gelmediğini belirten Temo, Barış İçin Akademisyenler’e yönelik uygulamaların devam ettiğini savundu.
Yüzlerce akademisyenin hâlâ görevlerine iade edilmediğini, görevlerine dönenlerden bazılarının ise yeniden ihraç edildiğini ifade eden Temo, dosyaların yaklaşık 10 yıldır farklı yargı mercileri ve kurumlar arasında dolaştığını kaydetti.
Temo, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruların önünü tıkamaya yönelik oyalama politikası yürütüldüğünü ileri sürdü.
“Kürdolojiden doçentlik almak antidemokratik düzene bir cevaptı”
Doçentlik unvanını 10 yıl gecikmeyle aldığını belirten Temo, bu alandaki “ilk” olma vurgusunun kişisel bir övünç amacı taşımadığını ifade etti.
Temo, söz konusu gecikmenin tarihsel bir hak gaspını ve Kürt halkına yönelik uygulamaları hatırlattığını belirterek, farklı akademik alanlarda da doçentlik başvurusu yapabilecek yayınlarının bulunduğunu ancak Kürdolojiden doçentlik almayı tercih ettiğini söyledi.
Temo, “Ehlileştirilse de Kürdolojiden doçentlik almayı bu antidemokratik düzene bir cevap olarak düşündüm” ifadelerini kullandı.
Paylaşımının sonunda 10 yıldır kütüphanesinden 4 bin kilometre uzakta olduğunu belirten Temo, şairin dizeleriyle sözlerini tamamladı:
“Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile!”



