Diyarbakır (Rûdaw) - Edirne Cezaevi’nden tahliye edilen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, “Sayın Öcalan bu işin ‘Besmelesini’ 27 Şubat 2025’te okudu. Biz şu an o yeni başlangıcın içindeyiz” dedi.
Görevinden alınarak yerine kayyum atanan ve uzun süredir Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selçuk Mızraklı, tahliyesinin ardından bugün Diyarbakır’da büyük bir coşkuyla karşılandı.
Havalimanı çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Mızraklı, Rûdaw Diyarbakır Temsilcisi Maşallah Dekak’ın sürece dair yönelttiği soruya yanıt verdi.
“Yeni başlangıcın Fatiha aşamasındayız”
Maşallah Dekak’ın, “Edirne Cezaevi’nin önünde ‘Demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş’ dediniz. Yeni bir başlangıç için Fatiha ne zaman okunur?” sorusuna yanıt veren Mızraklı, Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sayın Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde bu işin ‘Besmelesini’ okudu. ‘Bismillahirrahmanirrahim’ dedi ve yola çıktı. 2025’ten 2026’ya kadar geçen sürede atılan adımlarla adeta Kur’an-ı Kerim’in sayfası çevrilmiş ve ‘Fatiha’sı’ okunmuştur. İslam geleneğinde Fatiha sadece gidenin arkasından okunmaz; aynı zamanda hayırlı bir işe başlarken, o işe olan inancı pekiştirmek için okunur. Dolayısıyla biz şu an o yeni başlangıcın, o hayırlı yolun Fatihası içindeyiz. Bu adımların kıymetini bilmek ve hukuki zeminle taçlandırmak gerekir.”
“Demirtaş’ın selamını ve kokusunu getirdim”
Konuşmasına Edirne Cezaevi’ndeki yoldaşı Selahattin Demirtaş’ın selamlarını ileterek devam eden Mızraklı, duygusal anlar yaşadı.
Alandaki kitle tarafından “Demirtaş’ın kokusu geliyor” sloganlarıyla karşılanan Mızraklı, “Size hepimizin gönlünde yer eden Selahattin Başkan’ın sevgilerini getirdim. Ona sarılıp ayrılırken ‘Sen daha gençsin, önce senin çıkman gerekirdi’ dedim. Ancak o vakur duruşuyla bizleri uğurladı. Kalbimizin bir yarısı hala o dört duvar arasındadır” ifadelerini kullandı.
“Barış 16. yüzyılın kanlı mirasıyla değil, hukukla gelir”
Süreçte kullanılan tarihsel referanslara ve ekonomik maliyet tartışmalarına da değinen Mızraklı, şu eleştirilerde bulundu:
“Barış, 16. yüzyılın kanlı hafızası üzerinden değil, 21. yüzyılın evrensel hukuk değerleriyle inşa edilmelidir. Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakı bu toprakların hafızasında acı ve katliamla eşdeğerdir. Ayrıca birileri çıkıp savaşın maliyetini trilyon dolarlarla açıklıyor. İnsan hayatı parayla ölçülebilir mi? Tek bir çocuğun, tek bir gencin burnunun kanamaması tüm hazinelerden daha değerlidir.”
“Kayyumlar çekilmeli, tecrit kalkmalı”
Sürecin samimiyetinin pratik adımlara bağlı olduğunu vurgulayan Mızraklı, son olarak şu çağrıyı yaptı:
“Hukuk sadece kitaplarda kalmamalı. AİHM kararları neden uygulanmıyor? Halkın iradesiyle seçilen belediyelerdeki kayyumlar neden hala görevde? Eğer barışta samimi olunacaksa, muhatapların önü açılmalı, İmralı’daki tecrit derhal kaldırılmalı ve barışın dili hukukun üstünlüğüyle birleştirilmelidir.”
Mızraklı, açıklamasının ardından oluşturulan konvoy eşliğinde kent merkezine geçti.


