Haber Merkezi - Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi Hafıza Müzesi İnisiyatif Grubu, '5 Eylül 1983’te cezaevinde gerçekleştirilen direnişin 43’üncü yıldönümünde' yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin Kürt halkının yakın tarihinde önemli bir yere sahip olduğu belirtilerek, cezaevinin “gerçek bir hafıza müzesine” dönüştürülmesi istendi.
5 No’lu Cezaevi’nin 20. yüzyılın son çeyreğinde Kürt halkı açısından “varlık ya da yokluk alanı” haline geldiği ifade edilen açıklamada, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında cezaevinin Kürt özgürlük mücadelesini bastırmak amacıyla bir “laboratuvar” olarak kullanıldığı savunuldu.
Açıklamada, cezaevinde tutulan Kürt siyasi tutukluların direnişleriyle dönemin baskıcı politikalarına karşı koyduğu belirtilerek, “5 No’lu Cezaevi yüz binlerce insanın yaşamında çok büyük ve acı bir etki yarattı. Biz hem o karanlık günlerin tanıklarıyız hem de o günlerin mücadele edenleriyiz” denildi.
“İşkenceler stratejik ve sistematik bir politikanın sonucuydu”
Cezaevinde yaşanan acıların, yaraların ve travmaların toplumda ciddi hasarlara ve kırılmalara yol açtığı belirtilen açıklamada, “Sesimiz, çığlıklarımız ve feryadımız hâlâ o cezaevinin duvarlarında yankılanıyor” ifadelerine yer verildi.
5 No’lu Cezaevi’nde yaşanan işkencelerin dönemin yönetimi tarafından “stratejik ve sistematik bir politikanın sonucu” olarak gerçekleştirildiği ileri sürülen açıklamada, sorumluların “işkenceci ve suçlu” olduğu savunuldu.
İnisiyatif Grubu, bu nedenle Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin yeniden tasarlanması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, “1980-1984 yılları arasındaki dönemin koşullarını, o dönemde yaşanan zulüm ve işkenceleri gösterecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır” denildi.
“Bir daha asla” mesajı verilmeli
Cezaevinin müzeye dönüştürülmesi sürecinde daha önce yapılan toplantılarda dile getirilen sorun, eleştiri ve öneriler ile yazılı olarak sunulan raporların dikkate alınması gerektiği ifade edildi.
Müzenin, ziyaretçilerin dönemin koşullarını ve yaşananları hissedebileceği bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilerek, “5 No’lu Cezaevi’ni ziyaret edenler o dönemin etkisini hissetmeli ve kendilerine ‘Bir daha asla’ demelidir” çağrısı yapıldı.
Açıklamada, dünyada benzer işlevlere sahip cezaevlerinin müzeye dönüştürüldüğü ve bazılarının UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığı hatırlatıldı.
Arjantin’de 1976-1983 yılları arasında diktatörlük döneminde gizli gözaltı, işkence ve kaybetme merkezi olarak kullanılan ESMA ile Kamboçya’daki Tuol Sleng Soykırım Müzesi ve Güney Afrika’daki Robben Adası örnek gösterildi.
Ayrıca Almanya’daki Nazi kampları ile Irak Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentindeki EMNA SOR Cezaevi ve diğer ülkelerdeki benzer yapıların da değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
“Hassasiyetin devam etmesini temenni ediyoruz”
Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesi için katkı sunan sivil ve resmî kurum, kuruluş ve kişilere teşekkür edilen açıklamada, sürece ilişkin hassasiyetin devam etmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamanın sonunda, 5 Eylül 1983’teki direnişin yıl dönümü nedeniyle cezaevinde yaşamını yitirenler anıldı.
İnisiyatif Grubu, Necmedîn Büyükkaya, Mehmed Hayrî Durmuş, Yılmaz Demir, Remzi Aytürk, Kemal Pir, Cemal Arat, Eşref Tursun, Medet Özbadem, Bedî Tan ve Orhan Keskin ile isimleri cezaevlerinde kayda geçirilmeyen diğer kişileri andı.



