Haber Merkezi – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, komedyen İmran Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı gösterisindeki ifadeleri nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, komedyen İmran Deniz Göktaş’ın "Ölü Deniz" adlı gösterisindeki ifadeleri nedeniyle "Cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "suçu ve suçluyu övme" suçlarından 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.
Savcılık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin sözlerin eleştiri sınırlarını aştığını; oruç tutanlar, haşemalı kadınlar ve Kur’an-ı Kerim hakkındaki ifadelerin ise "ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı" olduğunu ileri sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, komedyen İmran Deniz Göktaş’ın Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelediği "Ölü Deniz" adlı gösterisi hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hızarlıdığı iddianamede, Göktaş’ın, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216’ncı maddesi kapsamında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme", 299’uncu maddesi kapsamında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve 215’inci maddesi kapsamında "suçu ve suçluyu övme" suçlarından cezalandırılması talep edildi. "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ile "suçu ve suçluyu övme" suçlarının basın ve yayın yoluyla işlendiği ileri sürülerek TCK’nin 218’inci maddesinin de uygulanması istendi.
İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "müşteki" olarak yer alırken, farklı kişiler ve bir sendikanın yanı sıra CİMER üzerinden yapılan ihbarlara da yer verildi.
Erdoğan’a ilişkin sözleri iddianameye girdi
Savcılık, gösteride Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullanılan bazı ifadeleri "Cumhurbaşkanına hakaret" suçu kapsamında değerlendirdi.
İddianamede, Göktaş’ın Erdoğan’a ilişkin, "Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim", "utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi" ve "toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, Anayasa falan, kendin ol ya" şeklindeki sözlerine yer verildi.
Göktaş’ın gösterinin metnini kendisinin yazdığını ve videoyu kendisine ait YouTube hesabından paylaştığını ifadesinde kabul ettiği belirtilen iddianamede, sözlerin "eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu" savunuldu.
İddianamede, TCK’nin 299’uncu maddesi uyarınca gereken kovuşturma izninin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13 Ağustos 2026 tarihli kararıyla verildiği kaydedildi.
Oruç tutanlara ilişkin ifadeler
Göktaş’ın gösterisindeki, "Hâlâ korkuyorum canlı bombalardan ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum. Çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara, kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz" şeklindeki ifadeleri de iddianameye alındı. Savcılık, bu ifadelerle oruç ibadetini yerine getiren kişilerin "canlı bomba olmaya daha müsait olduğu" yönünde bir anlatım kurulduğunu ileri sürdü. Sözlerin, halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici nitelikte olduğu savunuldu.
Kur’an-ı Kerim’e ilişkin sözler
Gösterideki "İlk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf", "Dördüncü kitap favorim" ve "Yazar için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik ya" şeklindeki sözler de suçlamaya dayanak gösterildi.
Savcılık, söz konusu ifadelerin İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i hedef aldığını ve halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelik taşıdığını öne sürdü.



