İstanbul (Rûdaw) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, uluslararası medya mensuplarıyla bir araya geldi. Kurum, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı döneminde sözlerin projelere, projelerin yatırımlara ve yatırımların somut sonuçlara dönüşmesini hedeflediklerini söyledi.
Türkiye, geniş katılımlı uluslararası bir toplantıya hazırlanıyor. Bunun için aylardır arka arkaya toplantılar düzenleniyor. Bu toplantıların amacı ise Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’ne hazırlık yapmak.
COP31 Başkanlığı’nı üstlenen Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu kapsamda çeşitli girişimlerde bulunuyor, ulusal ve uluslararası toplantılara katılıyor.
Kurum, bugün İstanbul’da uluslararası medya temsilcileriyle bir araya geldi. Ataşehir’deki Finans Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Kurum, öncelikle COP31 kapsamında neler yapmak istediklerini anlattı.
Bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Kurum, Türkiye’nin doğa olayları ve iklim değişikliğinin yol açabileceği sonuçlar konusunda tecrübeli olduğunu söyledi.
Meydana gelen yıkımları kısa sürede onardıklarını ve dirençli şehirler kurmak başta olmak üzere afetlere karşı mücadele ettiklerini anlatan Kurum, “Türkiye uygulama tecrübesini COP31’e taşıyacak” dedi.
“İklim değişikliğinin etkileri günlük hayatta daha görünür oldu”
İklim değişikliğinin beraberinde getirdiği yıkımın ve risklerin her geçen gün insanların günlük hayatında çok daha görünür hale geldiğini vurgulayan Kurum, “Maalesef bunun enerjiye, sanayiye, şehirlere, ticarete ve kalkınmaya gerçekten önemli negatif etkileri var” diye konuştu.
Sürecin bütün olarak ele alınması ve yapılması gerekenler noktasında adımların buna göre atılmasının şart olduğunu vurgulayan Kurum, “Bu meseleyi büyük bir dönüşüm alanı olarak görmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle beklentilerin de değiştiğini ve artık insanların hayatına yansıyan kararların alınması gerektiğini belirten Bakan Kurum, şöyle konuştu:
“Artık sözlerin icraata, eyleme, uygulamaya dönüşmesini bekliyor. Bizim de aslında COP31 yaklaşımımız buradan başlıyor. Paris Anlaşması gerçekten dünyaya çok önemli bir istikamet belirledi. Bugüne kadar çok önemli kararlar alındı. 80’in üzerinde karar var. Her ülke, o başkanlık sürecinde bu kararlara ilişkin gerçekten önemli iradeler ortaya koymuş oldu.
Tabii sonraki yıllara baktığımızda enerji dönüşümünden iklim finansmanına, kayıp ve zarardan çok önemli kararlara kadar birçok karar aldık. Ancak bugün geldiğimiz noktada, Paris Anlaşması’nın ilk 10 yılında aldığımız kararların ne kadar hızlı hayata geçtiğini bütün dünya olarak tartışıyoruz.”
“Kalıcı sonuç için önce birbirimizi dinlememiz gerekiyor”
“Kalıcı sonuç için önce birbirimizi dinlememiz gerekiyor” diyen Murat Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sonra ortak hedefleri birlikte oluşturmamız gerekiyor. Ardından da aldığımız kararları hayata geçirmemiz çok önemli. Bu yüzden Antalya’yı bu anlayışın güçlü bir dönüşüm noktası haline getirmeye devam ediyoruz.
COP31’de sözlerin projeye, projelerin yatırıma dönüşmesi gerekiyor. Yatırımların ise insan hayatının tüm noktalarında doğrudan sonuçlara dönüştürüldüğü bir çalışma olarak yapmak ve bu noktada neticeler almak istiyoruz. Bizim buradaki başarı kriterimiz bu.
COP31 Başkanlığı’nı istediğimiz andan itibaren gerçekten geniş bir istişare süreci başlattık. Birleşmiş Milletler sistemiyle, ülkelerle, finans kuruluşlarıyla, sivil toplumla ve yine iş dünyasıyla önemli temaslar kuruldu. İstanbul’dan New York’a, oradan Londra’ya uzanan görüşmelerimizde aynı sorunun peşinden gidiyoruz.”
“Eylem gündemimizi 10 temel alan üzerine inşa ettik”
“COP31 sahada daha fazla nasıl sonuç verecek?” sorusunun önemine dikkat çeken Kurum, yürüttükleri görüşmelerin kendilerine bu konuda önemli bilgiler sağladığını söyledi.
Kurum, şöyle konuştu:
“Aldığımız cevaplar, gerçekten uygulamanın önündeki gerçek engellerimizi net bir şekilde göstermiş oldu. Bu nedenle eylem gündemimizi bu çerçevede belirledik. Eylem gündemimizi enerjiden, sıfır atığa, elektrifikasyondan dirençli şehirlere, iklim dostu sanayileşmeye, gençlik ve gıda konularına kadar 10 temel alan üzerine inşa ettik. 10 başlık mevcut.”
Kötü gidişatın durdurulması için finansmanın sağlanması ve projelerin yatırıma dönüşmesi gerektiğini belirten Kurum, bu konuda güçlü bir mutabakat bulunduğunu söyledi.
Kurum, “İşte bizim burada üzerinde durduğumuz esas mesele bu kaynakların yatırıma ihtiyacı olan ülkelere ve projelere zamanında ulaşabilmesidir. Bu çok önemli. Geçmişte 100 milyar dolarlık bir hedef konusunda yaşananlar aslında bize önemli bir tecrübe bıraktı. Bu tecrübe şunu ifade etti: Finansmana ilişkin açıklanan miktarın, kaynağın zamanında ve erişilebilir şekilde sahaya ulaşmasıyla güçleneceğiz. Fakat bunun önünde başka bir sorun daha var. Bir tarafta sermaye, diğer tarafta çok büyük yatırım ihtiyacı var. Yani bu her zaman buluşamıyor. İşte bu vazifeyi görecek...” dedi.
“Finansmana hazır projelere ihtiyaç var”
Her ülkenin projeleri ve hayalleri olduğunu ancak bunları hayata geçirmek, hedeflere ulaşmak ve finansmana hazır projelere dönüştürmek için teknik kapasiteye, bilime, teknolojiye ve proje hazırlama desteğine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Murat Kurum, şöyle devam etti:
“Bu dönüşümü önemsiyoruz. Özel sektör ve yatırıma muhtaç ülkeleri aslında aynı denklemde ele alıyoruz. Antalya’ya yatırım, teknoloji, inovasyon ve ölçekli çözümler taşıyan güçlü bir özel sektör katılımı da hedefliyoruz. Bu bakışla çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Tabii finansman mimarisini kurarken en kırılgan ülkelerin şartlarını da merkeze almak zorundayız. Yani onları düşünmek mecburiyetindeyiz. En az gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan küçük ada devletlerinin finansmana erişimi Antalya’da elde edeceğimiz sonucun önemli ölçütlerinden biri olacak.
Yani burada gelişmekte olan ülkelerin, küçük ada devletlerinin de bu sürece dahil olması çok değerli, çok kıymetli. Antalya’da elde edeceğimiz sonuçlardan biri olan bu konuyu COP31’de aslında çok ciddi anlamda ele alacağız ve bu ülkelerin sesini doğrudan dinleyeceğiz. İhtiyaçlarını Antalya’ya taşıyacağız.”
Bu yaklaşımın, Türkiye’nin COP31’e hangi tecrübeyle geldiği sorusunu da beraberinde getirdiğini belirten Kurum, “Türkiye uygulama tecrübesini COP31’e taşıyacak” dedi.
“2035’e kadar altı büyük küresel atılımı hayata geçiriyoruz”
Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ekonomi ve enerji alanlarında da çalışmalar yürüttüğünü belirten Kurum, ulusal katkı beyanını belirlediklerini ve yenilenebilir enerji alanında önemli adımlar attıklarını söyledi.
Enerji dönüşümünün yanı sıra ekonomideki dönüşüm anlayışını da her geçen gün yaygınlaştırdıklarını ifade eden Kurum, çevreyi afetlere ve iklimin olumsuz etkilerine karşı daha dirençli hale getirmeye çalıştıklarını kaydetti.
Kurum, Türkiye’nin bu alandaki tecrübesine ilişkin olarak 6 Şubat 2023 depremlerine işaret etti.
“6 Şubat Kahramanmaraş depremi 2023’te çok büyük bir afet olarak 11 ilimizde 14 milyon insanımızı etkiledi. Çok kısa sürede depreme dirençli şehrin nasıl olması gerektiğini ortaya koyduk. Yani biz hızlı şehirleşmenin ihtiyaçlarını da bu anlamda biliyoruz. Afetlerin şehirler ve toplumlar üzerindeki etkisini de bilerek bu çalışmaları gerçekleştirdik” dedi.
Gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişim konusunda karşılaştığı zorlukları bildiklerini belirten Kurum, “Bu yüzden gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan dünyanın beklentilerini aynı masada okuyabilecek güçlü bir konumdayız” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda uygulama hedeflerine odaklandıklarını belirten Kurum, sözün eyleme ve icraata dönüşmesi bağlamında eylem gündemindeki hemen hemen her konuyu bir hedefle somutlaştırdıklarını söyledi.
Kurum, “2035 yılına kadar altı büyük küresel atılımı hayata geçiriyoruz” dedi.
Elektrifikasyon hedefi yüzde 35
Enerjide önemli bir adım atacaklarını belirten Kurum, elektrifikasyon oranını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
Sıfır atık hedeflerinin de net olduğunu belirten Kurum, dünyayı büyük bir çöplüğe dönüştürmekten kurtarmak ve küresel atık artışını azaltmak istediklerini söyledi.
Dünyadaki enerji tüketimini yüzde 25 azaltmayı hedeflediklerini belirten Kurum, sanayide dönüşüm kapsamında geri dönüştürülmüş malzeme kullanım oranını da 2035 yılına kadar yüzde 15 seviyesine taşımayı amaçladıklarını ifade etti.
“Kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle sanayide dönüşen malzeme kullanım oranını yine 2035 yılına kadar yüzde 15 seviyesine taşıyarak doğadan aldığımızı doğaya geri getireceğiz” diyen Kurum, iklim okuryazarlığı ve farkındalık konusunun da önemli olduğunu vurguladı.
“Dünyanın en ücra köşesindeki çocuğun zihnine bu konuyu nakşedeceğiz. Bu çok önemli” ifadelerini kullandı.
“Sözü projeye, projeyi yatırıma, yatırımı sonuca dönüştürdük”
Kurum, yürüttükleri diplomasi, eylem gündemi, iklim çalışmaları, şehirler için geliştirilen yaklaşımlar ve İstanbul’da kurulan finans diyaloğunun aynı hedefin parçaları olduğunu söyledi.
Kurum, “Ocak ayından bu yana yürüttüğümüz diplomasi, eylem gündemimiz, iklim konusunda şehirlerimiz için geliştirdiğimiz yaklaşım ve İstanbul’da kurduğumuz güçlü finans diyaloğu aslında hepsi aynı hedefin birer parçası. Sözü projeye, projeyi yatırıma, yatırımı da sonuca dönüştürdük” dedi.
“Bizim başarılı hikâyemiz bu olsun istiyoruz” diyen Kurum, Türkiye’nin Antalya’da bütün tarafları dinleyen, her kesimin sürece katılımını sağlayan, farklı kalkınma şartlarını gözeten, uzlaşıyı güçlendiren ve uygulamayı hızlandıran bir başkanlık yürüteceğini söyledi.
“Bu açık ve net böyle olacak” diyen Kurum, “Biz bu dönemi güçlü başlangıç noktalarından biri yapmak istiyoruz ve tarihe uygulamalı COP olarak da geçmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.
“Fosil yakıtlardan bugünden yarına çıkın demenin karşılığı yok”
Toplantıda Kurum’a, Türkiye’nin 2053 yılı için sıfır emisyon hedefi açıklamasına rağmen kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan çıkış konusunda bağlayıcı bir takvim sunamadığı yönündeki soru da yöneltildi.
Kurum, Türkiye’nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefini açıkladığını ve bu kapsamda çalışmaların sürdüğünü belirtti.
“Burada tek başınıza bir karar alamazsınız. Ortak karar almış olamazsınız. Bu kararı alırken de aslında ülkelerin kendi şartlarını gözetmek durumundasınız. Gelişmiş ülkedeki sorunla gelişmekte olan ülkedeki sorun aynı değil. O yüzden hep söyleriz ya, kimsenin geride bırakılmadığı bir bakış, bir anlayış. İşte ilerlemeler oradan ortaya çıkıyor” dedi.
Elektrifikasyonda yüzde 35 hedefinin de tam olarak bu noktada bulunduğunu ifade eden Kurum, bunun ülkelerin ulusal katkı beyanları çerçevesinde yakalamaları gereken bir hedef olduğunu söyledi.
“Eğer biz 2050 yılında dünyanın net sıfır projeksiyonuna yaklaşacaksak, ulaşacaksak veya o 1,5 derece hedefini yakalamak istiyorsak, bunları gerçekleştirmek durumundayız” diye konuştu.
Bugün fosil yakıt çıkarma maliyetlerinin yenilenebilir enerji maliyetlerine kıyasla yüksek olduğunu belirten Kurum, bilimsel raporların da bunu ortaya koyduğunu söyledi.
“Türkiye yenilenebilir enerji alanında gerçekten çok iyi konumda” diyen Kurum, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın da ifade ettiği üzere bu alandaki yatırımların her geçen gün arttığını belirtti.
Kurum, “Muhakkak ülkelerin fosil yakıt kullanmaya ilişkin ihtiyaçları var. Ama bugün, fosil yakıtlardan bugünden yarına çıkın demenin aslında bir karşılığı yok. Savaşların yaşandığı, enerji güvenliğinin öne çıktığı bir süreçte bunu deseniz bile, geçmişte alınan kararlar çerçevesinde netice almışsınız” ifadelerini kullandı.
“İyi niyetlenmenin önüne, ötesine geçmek” gerektiğini belirten Kurum, elektrifikasyon konusunda yüzde 35 hedefinin uygulanmasının dolaylı olarak fosil yakıtlardan çıkışa katkı sağlayacağını söyledi.
“Tamamen çıkın demiyoruz. Kimseyi zorlamıyoruz. Diyoruz ki dünya bir dönüşümde, değişimde. Gelin bu dönüşüme ayak uydurun. Hep birlikte bu dönüşümü gerçekleştirelim” dedi.
Bu dönüşüme ayak uyduran ülkelerin gelecekte önemli fırsatlar elde edeceğini belirten Kurum, “Halklarına daha güzel bir dünya bırakmak adına o iradeyi ortaya koymuş olacaklar” diye konuştu.
Türkiye’nin bu anlamda örnek çalışmalar ortaya koyduğunu belirten Kurum, net sıfır emisyon, ekonomi anlayışı ve stratejik uygulamalar gibi birçok çalışmayı bu kapsamda yürüttüklerini söyledi.
“Bu bir tercih değil, zorunluluk olacak”
Türkiye’nin kararlılığını daha da artıracağını belirten Kurum, 2053 hedefine giden yolda 2035 yılının önemli bir ara hedef olduğunu söyledi.
Kurum, “Bizim isteğimiz, 2053’e giden yolda 2035’te, yani bunun tam ortası diyebileceğimiz bir takvimde, tüm dünya gelsin; eğer samimiyse, gerçekten bu işleri yapmak istiyorsa, 2035 yılına kadar bu hedefleri yakalasın, atıklarını azaltsın, enerji yolunu azaltsın, sürdürülebilir uygulamalara geçsin. Bu kapsamda zaten bundan sonrası kendiliğinden gelişecektir” dedi.
Bugün en yoğun fosil yakıt kullanan ülkeler dahil olmak üzere, fosil yakıt kullanımının ve çıkarım maliyetlerinin yüksek olduğunun görüldüğünü belirten Kurum, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşe dikkat çekti.
Reel ekonomide insanların ekonomik çıktıları da düşündüğünde daha yatırım yapılabilir ve sonuç alınabilir projelere yöneleceğini ifade eden Kurum, “Bu bir tercih değil, aslında bir zorunluluk olacak” dedi.
“Yüzde 35 hedefini yakalamak mecburiyetindeyiz”
Toplantıda Kurum’a ayrıca, elektrifikasyon konusunda uluslararası birçok girişim bulunduğu, COP31 Başkanlığı döneminde bunlarla nasıl ortak çalışma yürütüleceği ve yüzde 35’lik hedefin gerçekten yakalanıp yakalanamayacağı soruldu.
Kurum, Türkiye’nin şu anda yüzde 23 seviyesinde olduğunu ve 2035 yılına kadar belirlenen hedefe ulaşmayı amaçladıklarını söyledi.
Norveç örneğine dikkat çeken Kurum, ülkede satılan araçların yüzde 96’sının elektrikli olduğunu, bu oranın yüzde 97’ye çıktığını ve yüzde 100’e doğru ilerleyen bir süreç bulunduğunu belirtti.
Ancak yalnızca elektrikli araç satışının yeterli olmadığını vurgulayan Kurum, altyapı ve strateji mekanizmalarının da oluşturulması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin de elektrikli otomobil üretimi konusunda önemli adımlar attığını belirten Kurum, bu süreci stratejik olarak artırmaya devam edeceklerini ifade etti.
“Tüm dünya bunu yakalayabilir mi? Yakalamak mecburiyetinde. Yakalayamazsa eğer yaşanmasını istemediğimiz olaylarla karşı karşıyayız” diyen Kurum, iklim değişikliğinin can kayıplarına ve şehirlerde büyük hasarlara yol açtığını söyledi.
Antalya, Muğla ve Karadeniz’de yaşanan seller ve yangınlara dikkat çeken Kurum, bu olayların can kayıplarına ve şehirlerde ciddi zararlara yol açtığını belirtti.
Antalya’da yangın sonrasında vatandaşlara bir yıl içinde evlerini teslim ettiklerini söyleyen Kurum, dünyanın da belirlenen elektrifikasyon hedeflerini yakalamasının önemli olduğunu vurguladı.
“Hedeflerin yakalanmasındaki en büyük sorun finans”
Kurum, bu noktada en önemli konulardan birinin finansman olduğunu söyledi.
“Burada önemli olan finansman. Finansmanın doğru şekilde doğru projelere aktarılması. Bunun için uygulama köprüsü diyoruz. Bunun için uygulama mekanizması diyoruz” ifadelerini kullandı.
Projelerin daha hızlı hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Kurum, tüm güçleriyle bu konuya çalıştıklarını söyledi.
“Bugün finans toplantısı yapmamızdaki amaç da bu. Hedeflerin yakalanması gerektiğinde en büyük sorun finans” dedi.
Finansa erişimin önemine dikkat çeken Kurum, “Dünyanın verdiği sözleri yerine getirmesi için çalışıyoruz. Bunun takibini yapacağız” ifadelerini kullandı.
COP31 Başkanlığı olarak hem verilen sözlerin takibini hem de alınması gereken kararları masaya taşıyacaklarını belirten Kurum, insanların hayatını olumlu etkileyecek kararların alınmasını istediklerini söyledi.
“Dolayısıyla elektrifikasyon konusu aslında bu işin gerçekleşmesi adına en önemli bir adımdır” dedi.
Kurum, “Türkiye, COP31 Başkanlığı olarak bu adımı atmış, tüm dünyaya ilan etmiştir. Ve inanıyorum ki hep birlikte bu başarıya ulaşacağız” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.



