Dersim (Rûdaw) - PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesine dair çözüm önerilerinde kullandığı “bin yıllık kardeşlik” vurgusu ile Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakına yaptığı atıflar, Alevi toplumunda tartışılmaya devam ediyor. Dersim’de Rûdaw’a konuşan Alevi aydınlar ve yurttaşlar, “Barışa karşı değiliz ancak geçmişin acıları barışa kurban edilmemeli” mesajını verdi.
Öcalan’ın tarihsel ittifaklara yönelik referansları, bazı Alevi çevrelerinde tepkiyle karşılandı.
Aralarında akademisyen, yazar, sanatçı ve eski milletvekillerinin de bulunduğu 53 Alevi aydın, geçtiğimiz günlerde yayımladıkları "Alevi Aydınlar Bildirgesi" ile bu söylemlere karşı itirazlarını dile getirdi.
Bildiride, Kürt sorunundan kaynaklanan şiddet döneminin sona erdirilmesine yönelik girişimler olumlu karşılanırken; barış ve demokratik çözüm arayışında Alevilerin tarihsel kaygılarının ve hafızasının yok sayılmaması gerektiği vurgulandı.
Bakırhan’ın tepkisi tartışmayı büyüttü
Bildirgenin yayımlanmasının ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, imzacılara yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Bakırhan’ın, bildirgeyi "ucuz siyaset" olarak nitelendirerek, "Sokaktan alıp milletvekili yaptığımız insanlar... Hangi aydın kimliği var bilmiyorum. Öcalan’ı eleştirmek tırnak içinde aydın olmaksa, o dündü; bugün artık alıcısı yok" ifadelerini kullanması, Alevi nüfusunun yoğun olduğu Dersim’de yankı buldu.
"16. yüzyılın kanlı hafızası referans olamaz"
Hukukçu-yazar Cihan Söylemez, bildirgenin amacının çözüme engel olmak değil, süreci evrensel hukuk zeminine çekmek olduğunu belirtti.
Söylemez, şu değerlendirmede bulundu:
"Amacımız, Kürt meselesinde adım atılırken sosyolojinin 21. yüzyıl aklıyla okunmasıdır. Evrensel değerler, insan hakları ve hukukun üstünlüğü referans alınmalı; 16. yüzyılın kanlı hafızasından uzak durulmalıdır. Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakının Alevilere yönelik büyük bir katliamla sonuçlandığına dair tarihi belgeler ve akademik çalışmalar ortadadır."
"Bu isimler Alevilerin canını acıtıyor"
Araştırmacı-yazar Mesut Özcan, söz konusu isimlerin Alevi hafızasında "kan ve katliam" ile özdeşleştiğini vurgulayarak, "Barış ve kardeşlik için yürütülen bir süreçte İdris-i Bitlisî isminin zikredilmesi Alevilerin içini yakıyor" dedi.
Yazar Hasan Küçük ise barışa olan özlemlerini dile getirirken, "Savaş bitsin, insanlarımız özgürce gezsin istiyoruz. Ancak sürekli bize kötülük etmiş figürlerin önümüze getirilmesinden rahatsızlık duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
"İdris-i Bitlisî, bizim nazarımızda Yezid ile eşdeğerdir"
Dersim Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Yurt, Öcalan’ın referanslarına dair en sert eleştiriyi getiren isimlerden biri oldu.
Yurt, şunları söyledi:
"İdris-i Bitlisî ismi Alevilerde tiksinti yaratıyor. Bizim nazarımızda o, Yezid ve Muaviye ile eşdeğer bir yerdedir. Alevilerin hafızasında büyük acılara neden olmuş isimleri barış vesilesi olarak sunmak, Anadolu’nun bu kadim unsurunu incitir. Biz Abdullah Öcalan’ı sol ve sosyalist düşüncede bilirdik; bugün şeriatçı bir ittifakı örnek göstermesi son derece üzücüdür."
Vatandaşların tepkisi: "Barış sadece kapalı kapılar ardında olmaz"
Dersim sokaklarında da gündem aynıydı. Yurttaşlar, barışın toplumsallaşması gerektiğini savunuyor.
Kemal Şalvar, "Yavuz ve İdris denince aklıma 40 bin kişinin katledilmesi geliyor. Barış tek taraflı olmaz. Alevilerin, Kürtlerin, Türklerin ve Ermenilerin bir araya gelmesi gerekir. Barış sadece MİT ve devlet arasında yürütülemez” dedi.
Hasan Yıldız da, "Bu zihniyet ecdadımıza düşmandı, o düşmanlığın hâlâ sürdüğünü görüyorum. Davamız bitmedi; hâlâ birileri bizi hedef gösteriyor” diye konuştu.
Dersimli Bülent Koç ise, "Bu iki isim Çaldıran’da birlikte soykırım yaptılar. Hafızamızda sadece bu şekilde yer alıyorlar” dedi.
Dersim'de görüşülen Alevilerin ortak vurgusu, barış ve çözüm arayışının desteklenmesi ancak sürecin Alevilerin tarihsel hafızası ve yaşadığı acılar göz ardı edilmeden yürütülmesi yönünde oldu.


