Erbil (Rûdaw) - Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Vahap Coşkun, çerçeve yasanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte sürecin hukuki bir aşamaya geçtiğini belirterek, yasanın kabul edilmesinin önemli bir adım olduğunu söyledi. Coşkun, ancak silah bırakma ve PKK’nin feshedilmesinin Türkiye’deki Kürt meselesinin tamamen çözüldüğü anlamına gelmediğini vurguladı.
Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Vahap Coşkun, Hawar Celaleddin’in sunduğu Rûdaw bültenine bağlanarak çerçeve yasanın Meclis’e gelmesini ve bundan sonraki süreci değerlendirdi.
Çerçeve yasanın Meclis’e gelmesiyle sürecin artık hukuki zemine taşındığını belirten Coşkun, bunun önceki aşamalardan önemli bir fark olduğunu ifade etti.
“Resmî olarak bu sürecin artık hukuki zeminde yürüyeceğini söyleyebiliriz. Fakat burada dikkat çekmemiz gereken bir şey var. Bu süreç ve bu yasa, Kürt meselesinin çözümü için ortaya konuluyor. Dolayısıyla bu yasa ile sürecin amacı PKK’ye silah bıraktırmaktır. Bu temelde yasa hazırlandı” ifadelerini kullandı.
“Yedi parti çerçeve yasayı imzaladı”
Çerçeve yasa teklifinin Meclis’teki siyasi partilerden gördüğü desteğe de değinen Coşkun, teklifin geniş bir destekle kabul edilmesini beklediğini söyledi.
“Parlamentoda birçok parti destek verdi. Bugüne kadar yedi parti bu metni imzalamış durumda. Ben yarın parlamentoda da büyük bir çoğunlukla kabul edileceğini düşünüyorum” diyen Coşkun, yasanın kabul edilmesinin ardından sürecin hukuki aşamaya geçeceğini belirtti.
“Bundan sonra süreç hukuk aşamasına giriyor. Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Bundan sonra da önemli bir aşama var. Milli Güvenlik Kurulu’nun bir karar vermesi ve bunun Resmî Gazete’de yayımlanması öngörülüyor. Bu süreçle birlikte PKK üyelerinin altı ay içerisinde yasa kapsamında başvuru yapması mümkün olacak” dedi.
Silahların sahada bırakıldığına ilişkin MİT raporlarının bulunduğunu ve bunun için bir mekanizma oluşturulduğunu belirten Coşkun, mekanizmanın içerisinde Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve Irak hükümetinin de yer alacağını söyledi.
“Bu mekanizmanın içerisinde Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve Irak Hükümeti yer alıyor. Bu yasanın uygulanması için bu kurulun kararı gerekiyor. MİT veya mekanizmadan rapor verilecek, devletin de bu temelde karar vermesi gerekiyor. Bu karar alındıktan sonra yasa uygulanabilecek” ifadelerini kullandı.
“PKK üyeleri altı ay içinde başvuru yapabilecek”
Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra PKK üyelerinin altı ay içerisinde başvuru yapması gerektiğini belirten Coşkun, PKK’nin silah bırakma ve kendisini feshetme kararlarının da bu süreç açısından önem taşıdığını söyledi.
“PKK tamamen silah bıraktı ve kendisini feshetti. Bu kararın da Resmî Gazete’de ilan edilmesi gerekiyor. Bundan sonra altı ay içerisinde PKK üyeleri bu yasa kapsamında başvuru yapabilecek” değerlendirmesinde bulundu.
PKK ve DEM Parti’nin yasaya yönelik bazı eleştirilerinin bulunduğunu hatırlatan Coşkun, buna rağmen yasanın sürecin ilerlemesi açısından ilk ve önemli adım olduğunu vurguladı.
“Bu sürecin yürüyebilmesi için bu ilk adımın atılması önemli. Diğer adımların atılması için bu yasanın geçmesi önemli. Öcalan da yasa konusunda bu tür şeyler söyledi. Dolayısıyla PKK’nin bu yasaya ciddi anlamda karşı çıkacağını düşünmüyorum” dedi.
“Sürecin bozulma ihtimalini çok düşük görüyorum”
Rûdaw’ın sürecin önünde herhangi bir engel bulunup bulunmadığı ve sürecin durma ihtimaline ilişkin sorusunu yanıtlayan Coşkun, sürecin bozulma ihtimalini düşük gördüğünü söyledi.
“İhtimali düşük. Ben böyle düşünüyorum. Çünkü 1990’lardan bugüne kadar devlet tarafından birçok süreç yürütüldü. Bu süreçlerin hiçbirinde tam anlamıyla bir başarıya ulaşılamadı” diyen Coşkun, mevcut sürecin geçmiştekilerden farklı olduğunu belirtti.
Coşkun, özellikle PKK’nin kendisini feshetmesi ve silah bırakma kararının sürecin diğer girişimlerden ayrıldığı en önemli noktalar olduğunu ifade etti.
“Bu süreç diğer süreçlerden farklı. Çünkü bugüne kadar görmediğimiz bir aşamadayız. Şimdiye kadar PKK kendisini feshetmemişti. PKK silah bırakma kararı almamıştı. Parlamentoda bir yasa çıkmamıştı. Bir mutabakat yasası çıkmamıştı” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle sürecin dağılma ihtimalini düşük gördüğünü yineleyen Coşkun, “PKK kendisini feshetti, silah bırakma kararı verdi ve parlamentoda bir yasa çıkıyor. Bir mutabakat yasası ortaya çıkıyor. Bu nedenle ben bu sürecin bozulma ihtimalini çok düşük görüyorum” dedi.
“Silah bırakmak önemli ama Kürt meselesi bununla çözülmez”
Sürecin başarıya ulaşmasının Türkiye’deki Kürt meselesinin tamamen çözüldüğü anlamına gelmeyeceğinin altını çizen Coşkun, silah bırakmanın önemli bir aşama olduğunu ancak bunun meselenin tamamını kapsamadığını söyledi.
“Bu süreç başarılı olsa bile Türkiye’deki Kürt meselesi çözülmüş olmayacak. Bu başka bir mesele” diyen Coşkun, silah bırakmanın önemine dikkat çekti.
“Silah bırakmak çok önemli bir aşama. Bunun değerini ve kıymetini bilmemiz ve bu meseleye destek vermemiz gerekiyor. Fakat Kürt meselesi Türkiye’de devam edecek” ifadelerini kullandı.
Kürt meselesinin bundan sonraki aşamada siyaset yoluyla ele alınması gerektiğini belirten Coşkun, Kürtlerin taleplerinin yasal ve anayasal boyutları bulunduğunu vurguladı.
“Kürt meselesinin çözümü siyasetle olacak. Çünkü Kürtlerin talepleri var. Bu taleplerin hem yasal hem de anayasal boyutu Kürtleri çok yakından ilgilendiriyor” dedi.
“İki tarafın da sürecin devam etmesi yönünde iradesi var”
Sürecin bundan sonraki aşamalarına ilişkin Rûdaw’ın sorusunu yanıtlayan Coşkun, hem devletin hem de PKK’nin sürecin devamından yana olduğunu söyledi.
“Bugün iki tarafın da davranışlarına baktığımız zaman, hem devletin hem PKK’nin sürecin devam etmesini istediğini görüyoruz. İki tarafın da böyle bir iradesi var” diyen Coşkun, bu iradenin korunması halinde sürecin devam edeceğine inandığını belirtti.
“Bu irade olduğu sürece ben bu sürecin devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Ancak Coşkun, bundan sonraki en önemli tartışmanın Kürt meselesinin çözümü konusunda hangi güvencelerin sağlanacağı olduğunu söyledi.
“Bana sorarsanız asıl mesele şu: Yarın, öbür gün bunun garantisi nedir? Yani bu süreç içerisinde Türkiye’deki Kürt meselesinin çözümü konusunda ne garanti var?” diye konuştu.
“Önce silah bırakma, sonra hukuki düzenlemeler”
Sürecin yalnızca silah bırakma aşamasında kalmaması gerektiğini belirten Coşkun, bunun ardından yeni hukuki düzenlemelerin gündeme gelmesi gerektiğini ifade etti.
“Biz bu süreci şöyle yürütüyoruz: Önce silah bırakılacak. Sonra bir yasa çıkarılacak. Bu yasa çıktıktan sonra PKK çekilecek ve feshedilecek, silah tamamen ortadan kalkacak” dedi.
Bu aşamaların ardından Türkiye’deki Kürt meselesinin diğer boyutlarının ele alınması gerektiğini belirten Coşkun, siyasi ve hukuki adımların önemine dikkat çekti.
“Kürt toplumunda güven kolay oluşmuyor”
Rûdaw’ın Kürt toplumunun yasaya ve sürece güvenine ilişkin sorusunu da yanıtlayan Coşkun, geçmişte yürütülen süreçlerin sonuçsuz kalmasının toplumdaki güveni zayıflattığını söyledi.
“Güven kolay oluşan bir şey değil. Çünkü bugüne kadar birçok süreç yürütüldü ve sonuç çıkmadı. Bu nedenle iki tarafta da güven çok yüksek değil” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt toplumunun mevcut sürece yaklaşımının da bu güvensizliği yansıttığını belirten Coşkun, devletin atacağı somut adımların güveni artırabileceğini ifade etti.
“Kürt toplumuna baktığınız zaman bu sürece şüpheyle yaklaşıyor. Doğru, biz bu süreci destekliyoruz. Fakat devletin de adım atacağına inanıyoruz. O zaman Kürt toplumunun güveni artabilir” dedi.
“Yasa çıkarsa güven daha da artabilir”
Çerçeve yasanın kabul edilmesinin toplumdaki güven açısından önemli olduğunu belirten Coşkun, ancak yasanın tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.
“Bu yasa neden önemli? Bu yasa çıktığı zaman ben inanıyorum ki güven biraz daha artacak. Fakat devlet Kürtlerin güvenini daha da artırmak istiyorsa bu sürecin arkasını doldurması gerekiyor” dedi.
Coşkun, bunun için siyasi alanda da bazı adımlar atılabileceğini belirterek, “Mesela Demirtaş’ın serbest bırakılması, kayyumların görevden alınması gibi adımlar atılabilir. O zaman süreç hem güçlenir hem de toplumun güveni güçlenir” ifadelerini kullandı.
Coşkun’un değerlendirmesine göre çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi, sürecin hukuki zemine taşınması açısından önemli bir aşama olacak. Ancak silah bırakma ve PKK’nin feshedilmesinin ardından Türkiye’deki Kürt meselesinin siyasi, hukuki ve anayasal boyutlarının da ele alınması gerekiyor.

