Haber Merkezi - Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, aktif siyaseti bıraktığını ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı. Davutoğlu, kararın parti yöneticileriyle yapılan kapsamlı istişarelerin ardından alındığını belirterek, Türkiye'deki siyasi atmosferi sert ifadelerle eleştirdi.
"Yarının Türkiye'si İçin" başlığıyla yayımladığı uzun açıklamada Davutoğlu, "Gelecek Partisi'ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz" dedi.
"Türkiye tarihi bir yol ayrımında"
Davutoğlu açıklamasında, dünyanın köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek yapay zekâ, teknolojik gelişmeler, savaşlar, ekonomik krizler ve uluslararası sistemde yaşanan değişimlerin yalnızca küresel dengeleri değil, Türkiye'yi de doğrudan etkilediğini ifade etti.
Türkiye'nin tarihsel bir kavşakta bulunduğunu belirten Davutoğlu, ülkenin aynı anda hem büyük risklerle hem de önemli fırsatlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Bu süreçte Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu temel ilkeleri sıralayan Davutoğlu şunları vurguladı:
Herkese eşit işleyen adil bir hukuk sistemi,
İnsan onurunu esas alan demokratik hukuk devleti,
Düşünce özgürlüğüne dayalı zihniyet dönüşümü,
Güçlü vatandaşlık bilinci,
Siyasi ve toplumsal ahlak,
Üreten ve rekabetçi ekonomi,
Sosyal adalet,
Liyakat esaslı devlet yapısı,
Millet iradesine dayalı demokratik siyaset,
Dünyadaki değişimi doğru okuyabilecek stratejik akıl.
Davutoğlu, "Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişim kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimidir" ifadelerini kullandı.
"Üniversiteler geriliyor, yapay zekâ devrimi kaçırılıyor"
Türkiye'nin bilim ve eğitim alanında geriye gittiğini savunan Davutoğlu, üniversitelerin uluslararası rekabette güç kaybettiğini, yapay zekâ devrimi karşısında ise Türkiye'nin teknoloji üreten değil, başkalarının geliştirdiği teknolojileri takip eden bir ülke haline gelme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu belirtti.
Üniversite mezunu sayısı artsa da eğitimin niteliği, özgür düşünce ortamı ve istihdamla bağının aynı ölçüde gelişmediğini söyledi.
"Kutuplaşma millet olma bilincini zedeliyor"
Açıklamada toplumsal kutuplaşmaya da geniş yer veren Davutoğlu, siyasetin toplum üzerindeki ayrıştırıcı etkisinin ortak vatandaşlık bilincini zayıflattığını ifade etti.
"Birbirimizi vatandaş ve kader ortağı olarak değil, susturulması gereken rakip kamplar olarak görmeye başladığımız ölçüde millet olma vasfımız zayıflıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Yolsuzluk ve kayırmacılık siyaseti çürüttü"
Davutoğlu, yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermezlik kültürünün devlet kurumlarına zarar verdiğini belirterek, insan hakları ihlalleri ve yargıya yönelik siyasi müdahale algısının adalete olan güveni sarstığını savundu.
Tarım ve sanayide üretim ekonomisinin zayıfladığını, rant ekonomisinin büyüdüğünü söyleyen Davutoğlu, liyakat ilkesinden uzaklaşılmasının devletin kurumsal kapasitesini aşındırdığını ifade etti.
"Siyaset tarihinin en büyük itibar kaybını yaşıyor"
Davutoğlu, en ağır tablonun ise siyaset kurumunda yaşandığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Merkezi ve yerel yönetimlerde ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, çürümüşlüğün yalnızca tek bir siyasi yapıya değil bütün siyaset kurumuna yayıldığını göstermektedir."
Milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının olağan hale geldiğini belirten Davutoğlu, bunun milli iradeyi zedelediğini savundu.
Siyasetin artık kamu hizmetinden uzaklaşıp makam pazarlıkları ve kişisel çıkar hesaplarının alanına dönüştüğünü belirten Davutoğlu, "Çöl ikliminde gül yetişmeyeceği gibi, çürüyen siyaset alanında da ahlaklı siyasetçiler yetişmez" ifadelerini kullandı.
İki büyük tehlikeye dikkat çekti
Davutoğlu, Türkiye'nin önünde iki önemli risk bulunduğunu söyledi.
İlk riskin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kuvvetler ayrılığını zayıflatmasıyla otoriterleşmenin kalıcı hale gelmesi olduğunu belirtti.
Sorunun kişilerden değil sistemden kaynaklandığını savunan Davutoğlu, çözümün Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçiş olduğunu ifade etti.
İkinci tehlikenin ise otoriterleşme, gelir adaletsizliği ve hukuk ihlallerinin toplumda oluşturduğu öfkenin rövanşist bir siyasi anlayış doğurması olduğunu söyledi.
"Böyle bir değişim geçmişin yanlışlarını düzeltmek yerine yeni mağduriyetler üretir." diyen Davutoğlu, Türkiye'nin "rövanşa değil adalete, tasfiyeye değil restorasyona, kutuplaşmaya değil toplumsal barışa" ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
"AK Parti'de sonuç alamayınca yeni parti kurduk"
Davutoğlu, AK Parti'de görev yaptığı dönemde siyasal ahlak, liyakat ve dürüstlük ilkelerini savunduklarını ancak bu çabaların sonuç vermediğini belirtti.
Muhafazakâr siyasetin yolsuzluk, yasaklar ve yoksullukla anılır hale gelmesini engellemek amacıyla demokrat muhafazakâr bir alternatif oluşturmak için Gelecek Partisi'ni kurduklarını ifade eden Davutoğlu, 12 Aralık 2019'da kurulan partinin iktidardan ayrılarak kurulan ilk siyasi oluşumlardan biri olduğunu ve sonraki partilerin önünü açtığını söyledi.
"Kirlenmiş siyasi iklimin parçası olmayacağız"
Davutoğlu, açıklamasını Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma ve aktif siyasetten çekilme kararını duyurarak tamamladı.
Kararın, parti yöneticileriyle yapılan istişareler sonucunda alındığını belirten Davutoğlu, "Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.



