Haber Merkezi – Mahmut Akyürekli, Devlet Bahçeli’ye hitaben yazdığı açık mektupta çözüm sürecinde silah bırakmanın yeterli olmayacağına dikkat çekerek, “Okul Kitaplarına ve müfredat programına Kürtlerin tarihi ve edebiyatı konularak, Türk gençlerine önce Kürtlerin kim olduğu, Türklerle Tarihi münasebetleri anlatılmalı” çağrısında bulundu.
Tarihçi Mahmut Akyürekli, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye hitaben sosyal medya hesabından yayımladığı açık mektupta, silah bırakma sürecinin önemli bir aşama olduğunu ancak kalıcı toplumsal barış için bunun yeterli olmadığını dile getirdi. Akyürekli, Türk ve Kürt toplumları arasında karşılıklı güvenin tesis edilmesi amacıyla Milli Eğitim müfredatına Kürtlerin tarihi ve edebiyatının eklenmesini, ortak tarih ve birlikte verilen mücadelenin okullarda ders olarak okutulmasını önerdi.
"Silah bırakma süreci gerekli ama yeterli değil"
Akyürekli, Bahçeli'nin sürece ilişkin attığı adımların önemli olduğunu belirterek, silah bırakma, örgütün feshi, ikna çalışmaları ve Abdullah Öcalan'a ilişkin tartışmaların ancak Bahçeli'nin gündeme getirebileceği kritik başlıklar olduğunu ifade etti.
Buna karşın, kalıcı çözüm için Türk toplumunun Kürtleri daha yakından tanımasının ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesinin öncelikli mesele olduğunu söyledi.
"Türk halkının Kürtleri tanıması gerekiyor"
Mevcut çalışmaların yetersiz kaldığını savunan Akyürekli, örgütün silahlı mücadeleyi bıraktığı yönündeki açıklamaların kısa vadede rahatlama sağlasa da asıl sonucun yıllar içinde alınacağını belirtti.
Bu süreçlerin manipülasyona açık olduğuna dikkat çeken Akyürekli, ailelerin ve toplumun sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
"Müfredat değişmeli, Kürt tarihi okutulmalı"
Akyürekli, çözüm için en önemli adımın Milli Eğitim müfredatında değişiklik yapılması olduğunu belirterek, okul kitaplarında Kürtlerin tarihi ve edebiyatına yer verilmesini önerdi.
Türk gençlerine Kürtlerin kim olduğu, Türklerle tarihi ilişkileri ve iki halkın bin yıllık ortak geçmişinin anlatılması gerektiğini söyledi.
"Ortak tarih ders konusu olmalı"
Açık mektupta, Malazgirt, Balkan Harbi, Sarıkamış, Kut ve Çanakkale gibi tarihi dönüm noktalarında Türkler ve Kürtlerin birlikte verdiği mücadelenin ders kitaplarında ortak tarih olarak işlenmesi gerektiği ifade edildi.
Akyürekli, bu sayede öğretmenler aracılığıyla ailelere de ulaşılacağını ve iki toplum arasında karşılıklı sempati ile güvenin güçleneceğini savundu.
"Kürtler kendini ülkenin ortak sahibi olarak hisseder"
Akyürekli'ye göre bu adımların atılması halinde Kürtlerde haklarının teslim edildiği düşüncesi güçlenecek, devlete ve ortak değerlere bağlılık artacak, kendilerini ülkenin asli unsurlarından biri olarak görmeleri sağlanacak.
Psikolojik kopuşun önüne geçileceğini belirten Akyürekli, Kürtlerin düşmanlaştırılmaması gerektiği fikrinin de toplumda güçleneceğini ifade etti.
"Karşılıklı güven sağlanırsa kalıcı çözüm mümkün olur"
Mektubunun sonunda Akyürekli, iki toplumun birbirini karşılıklı kabul etmesi ve güven tesis edilmesi halinde geleceğe daha emin adımlarla yürünebileceğini belirterek önerilerini Devlet Bahçeli'nin değerlendirmesine sundu.
Akyüreli’nin mektubunun tamamı şu şekilde:
“Devlet Bahçeli Bey’e,
Sayın Genel Başkan,
Öngörü ve gayretinizi gelecek nesillerin bizden daha iyi anlayacağına inananlardanım.
Emeğinizin semeresine bir katkım olur fikriyle, programınızda olduğunu düşündüğüm bir konuyu yeniden dikkatinize sunmak istiyorum.
Başlangıç için; silah bırakma, örgütle ilişki, ikna çalışmaları ve Öcalan’a statü gibi hassas konular ancak sizin el atıp gündeme getirebileceğiniz gerekli ve mutlak şartlardı.
Görünen o ki, geleceğe daha emin bakmak için bundan fazlasına ihtiyaç var:
Türk halkının Kürtleri tanıması ve onlardan emin olması öncelikli bir mesele gibi duruyor.
Bu konuda atılmış gerekli adımlar ve yapılmış isabetli çalışmalar ya yok veya yeterli denecek seviyede değil.
Maalesef bu konuda daha etkin ve sonuç alıcı mekanizmalar da geliştirilemedi.
Örgütün silahlı mücadeleden vazgeçip kendini fesh ettiğine dair açıklamaları, geçici rahatlama getirse de, malumunuz olduğu üzre; bu tip süreçlerde beklenen nihai ve verimli sonuç yıllara sarihtir.
Bu durumun manipülasyona açık ve risk taşıdığını zatı alileriniz herkesten iyi bilir.
Önlemenin yolu ise aileleri müsbet manada konuya dahil etmek, toplumun kılcal damarları olan bu mecraları sürecin içine almaktır.
Bu çerçevede, en hızlı ve doğru şekilde katkı sunacağını düşündüğüm bir önerim taktim etmek istiyorum.
Şöyle ki: Türk Milli Eğitim müfredatında değişikliğe gidilerek, ret ve inkar eyyamının ürünü olan müfredat tadil edilmesi önemli bir başlangıç noktasıdır.
Okul Kitaplarına ve müfredat programına Kürtlerin tarihi ve edebiyatı konularak, Türk gençlerine önce Kürtlerin kim olduğu, Türklerle Tarihi münasebetleri anlatılmalı.
Bin yıllık geçmişte iki halkın Ortak tarihi ders konusu edilmeli.
Bin yıllık birlikte verilen yurt edinme ve yaşam mücadelesi ders olarak okutulmalı.
Malazgirt, Balkan Harbi, Sarıkamış, Kut, Çanakkale’de yaşanan ortak acı ve onur, iki tarafa mal edilerek anlatılmalı.
Okul ders kitaplarında yer verilecek bu konular, öğretmenlerin katkısıyla en kısa yolda ailelere kadar ulaşacak ve karşılıklı sempatinin temelleri atılacaktır.
Kürtler açısında: Haklarının teslim edildiği kanaati uyanacak; ülkeyi, bayrağı ve milli değerleri sahiplenme hissi gelişecektir. Devlete ve sisteme güven duygusu pekişecek kendini öteki olarak görmeyecek, ülkenin asıl sahiplerinden biri olduğu hissini yaşayacaktır.
Dolayısıyla psikolojik kopuşun önüne geçmiş olunacak.
Kürtlerin bu ülkenin asıl unsuru ve ortak sahibi olduğu, düşman olarak görülmemesi ve düşmanlaştırılmaması gerektiği fikri kuvvetlenecek.
Bu Konular İki tarafta kabul gördüğünde, meselenin esası çözülmüş olacak, karşılık kabullenme gelişecektir.
İki halk arasında bunu sağlar, güven tesis edebilirsek geleceğe emin adımlarla yürüme şansına sahip oluruz.
Saygılarımla
Mahmut Akyürekli”


